Archive from Ekim, 2009
Eki 24, 2009 - Genel    No Comments

Korku Pazarlaması

Marketing Türkiye Dergisi’nden Ferruh Altun’un, korku pazarlaması ile ilgili sorularına verdiğim cevaplar:

  1. Markaların korku pazarlamasına baş vurarak insanları tüketime yöneltmesinin altında yatan nedenler nelerdir?

Etkili olması! İnsan korkuya karşı ya cesur olur ya da korunmak ister. Korkusuna karşı emin olabileceği, güvenebileceği bir şey arar. Markalar korkuları baz alarak, tüketicilerin bu korkularından ancak kendi ürünlerini alarak, kullanarak güvenliğe ulaşabileceği algısını kuvvetlendirmek isterler. Buna uygun sloganlar, reklamlar kullanırlar.

  1. Korku, korkutarak ürün satmak sizce bir pazarlama tekniği olarak uygulanmalı mı? Bunu etik buluyor musunuz? Sınırları ne olmalı?

İnsanları korkak, çevreye, içinde bulunduğu topluma hatta kendine karşı güvensiz hale getirecek bir teknik etik değildir elbette.

Al Gore’un seçim çalışmalarında rakibine karşı kullandığı “küresel ısınma”, sınırlarını çoktan aştı. Çok cüzi bir fiyatla sinemalarda gösterime giren belgeselde Al Gore’un reklamının yapıldığını çok az insan sorguladı. Herkes küresel ısınma tehdidini(!) konuşmaya başladı. Birçok firma bu korkuya karşı ellerindeki ürünün geleceğimizi kurtaracak ürün olduğunu vurgulamaya başladı ya da markalar küresel ısınmaya karşı ne kadar duyarlı olduğunun altını çizme gayretine girdi. Markalar bunu yaparken, “gelecek çok parlak değil, çocuk yapmak doğru değil” diye çocuk yapmaktan vazgeçen insanlar oldu.

  1. Korkuyla pazarlamanın yükselişte olduğunu gözlemliyoruz. Sizce bu korkuların körüklenmesinde medyanın payı nedir?

Medya bir şeyi, bir konuyu yayar ve daha çok kişiye ulaştırmayı sağlar. Bu işi yaparken objektif olması gerekir. Ancak ne ülkemizde ne dünyada durumun böyle olmadığını biliyoruz. Sübjektiflik, çıkarlar medyanın objektifliğini sorgulamamıza neden oluyor. Medya çok defa korkuları körükleyen, pireyi deve yapan, devleri yere çalan performansı ile payına düşeni fazlasıyla yerine getiriyor.

  1. Korku pazarlamasını en çok hangi sektörler kullanıyor?

Kozmetik, sağlık ürünleri, sigorta, siyaset, medya, temizlik ürünleri.

  1. Daha çok hangi korkular körüklenerek müşteriler alışverişe teşvik ediliyor sizce?

Kaybetme korkusu. (Eldekinin gideceği, yiteceği)

Sevdiklerini, sağlığını, huzurunu, güvenliğini, işini, maddi kazanım ve kaynaklarını, hayatını kaybetmek korkusu.

  1. Korku pazarlamasına dair aklınızda kalan örnek kampanyaları bizimle paylaşır mısınız? Daha çok hangi markalar bu işe soyunuyor…

Al Gore- Global Warming- Beni seçmezseniz bu konu hakkında stratejisi olmayan adamlar sizi yönetecek, dünya yok olacak!

Süleyman Demirel- Bizi seçmezseniz gomünistler gelir!

CHP-AKP – Atatürk elden gidiyor! Din elden gidiyor!

Domestos- Beni kullanmazsan her sifon çekişinde milyonlarca mikrop banyona yayılır ve seni hasta eder.

Kosla- Halılarının tabanına çöken mikropları, maytları sadece ben temizleyebilirim. Yoksa halı üzerinde oynayan çocuğun hasta olur!

Colgate- Dişlerini benim dışımdaki bir macunla fırçalarsan belki dişleirn beyazlar ama ağzındaki bakteri oluşumunun önüne geçemezsin!

Anadolu Sigorta- Evinizi sigortalayın. Ne yaparsanız yapın hırsızlığın önüne geçemezsiniz!

Nivea Visage- Yaşlanıyorsun, kırışıyorsun, eski güzelliğinden eser kalmayacak. Ama korkma beni kullanırsan kırışıklıkların azalır!

Avea- Beni kullanmazsan Turcell’e hep daha fazla fatura ödeyeceksin!

Eki 12, 2009 - Genel    No Comments

Bi Vandal Gördüm Sanki!


Yaklaşık 1 hafta önce Levent’te, reklamverenini anımsamadığım bir çamaşır makinesinin outdoor çalışmasına saldıran insanları gördüm. Bir elde ne kadar çok çamaşır yıkandığını göstermek için caddedeki iki ağaca ip germişler. İpe çamaşır sermişler. Ağaçların hemen yanındaki rakette ise makinenin reklamı yer alıyor. İptede t-shirtler, elbiseler, pantolonlar var.

İki adam ellerinde uzun uzun sopalarla o elbiseleri almaya çalışıyorlardı. Meyve toplamak için dallara sopa ile vurmak fikrine öykünerek onlarda sopayı mahir mahir sallıyorlar ve düşen çamaşırları almaya çalışıyorlardı. Ara ara ağaca hatta rakete tırmanmaya kadar ileri gittiler. Bunca gayretin semeresini aldılar mı göremeden eve vardım. Yaptıklarına vandalizm mi aşırma mı yağma mı ne desem bilemedim. Sizce yaptıkları vandalizm miydi, hırsızlık mı yoksa göz hakkı almak mıydı? Ben bilemedim açıkçası.

Bildiğim bir şey varsa o da reklamverenleri bu tip uygulamalara ikna etmenin zor olduğudur. Üstüne üstlük her semtte bu uygulamaları yapamazsınız. Sınırlı mekanlarda, üstüne bir de bu tip engellerle yaratıcılığınızı çok çok zorlamanız gerekir. Gerilla uygulamaları çok sevsem de gerilla geri dönüşlerden de ürkmekteyim açıkçası. Otobüs durağının bile çalındığı haberlere aşinayım çünkü.



Vandallık veya akım olarak Vandalizm, bilerek ve isteyerek, kişiye ya da kamuya ait bir mala, araca ya da ürüne zarar verme eylemidir.

Vandal diye tanımlanan bir kişi; kırma, parçalama, yok etme, kesme, yakıcı madde atma, boya atma yoluyla sonucunu bilerek, başkasının ya da kamunun sahiplendiği, önemsediği ve değerli bulduğu bir maddeye (örneğin, okul araç-gerecine, müzede sergilenen tarihsel bir yapıta, resim galerisindeki bir tabloya) zarar verir.

Eki 6, 2009 - Genel    No Comments

Zaman Gazetesi Yeni Reklam Filmi

Ogilvy’e 100 puan. Çok profesyonel olmuş. Markaya cuk oturan bi reklam. Ödül de alır bu şimdi:) Emeği geçen herkese tebriklerimi sunarım.

Zaman Yeni Reklam Filmi from Bulent Keles on Vimeo.

Senaryo: Ogilvy & Mather Yapım: Kala Film Yönetmen: Fatih Kızılgök Görüntü Yönetmeni: Olivier Cariou Yaratıcı Yönetmen: Tibet Sanlıman Marka Direktörü: Bülent Keleş