Archive from Ocak, 2009
Oca 20, 2009 - Genel    No Comments

Aferin Turkcell’e, Yazıklar Olsun Mobiloyuncu’ya!

Geçen hafta cep telefonuma bir mesaj geldi. Mobiloyuncu’dan SexyVegas diye bir oyun indirmişim ve bedelini tahsil edeceklermiş. Allah Allah dedim. Mobiloyuncu ne SexyVegas ne? Araştırdım. Bir telefon numarasına eriştim. Aradım ama beklemelerim sonunda telesekreterden gayrısına ulaşamadım. Mail attım. Cık. Olur a farkında olmadan servise üye oldu isem bari iptal edeyim dedim. Yani bu arada insanı paranoyakta ediyorlar. İptal mesajım, bu servise üye olmadığım şeklindeki bir mesajla karşılık gördü. Ertesi gün denedim şansımı. Sus pus Mobiloyuncu. Ama tahsilatını yapmayı da sürdürüyor. Nasıl kızgınım sormayın. Okkalı bir mail Turkcell’e. Arkasından friend feed’de yazdım konuyu. 

Birkaç gün sonra Turcell’den cici bir hanım beni aradı ve bu servisle bir ilgileri omadığını ancak zararımı tahsil edeceklerini söyledi. Yaptığınız çok güzel ama Mobiloyuncu bunu sürekli yapacak ve size zarar vermeyi sürdürecek, dedim ardından da teşekkürlerimi ilettim.
İtiraf: Turkcell’i terk etmeyi düşünüyordum ama onlardan böyle bir jest gelince ben dondum işte:)
Oca 19, 2009 - Genel    No Comments

Azı Çok Yaşamak!

Tecrübeleri bir çırpıda silen, kendi deneyimlerini yaşamak isteyen insanların düştüğünü görmekten sıkıldım artık. Bu basiret değil artık. 

“Ağarmamışsa saçlarım kim demiş ki güngörmüş değilim. Benim gördüğümü görmemiştir nice piri faniler. Azı çok yaşadım ben.” Musa Hub-Bir Kalbin Alınyazısı

Ben: Bu yol sizin için tehlikeli.
Firma: Nerden biliyorsunuz?
Ben: Daha önce bir firmam o yolda yürüdü. Buzlu yolları var, üstelik çıkmaz sokak. Ne sizi ne başkasını bir yere çıkarmaz.
Firma: Biz kaçın kurasıyız hamfendicim. Buzlu yolda da ilerleyemeyeksek ölelim daha iyi. Eki ekii. 
Ben: (Allah belanızı versin ve bu kez düşerken çok sağlam kafanız kırılır umarım. Kafanızdaki bandajları soranlara da biz kaçın kurasıyız dersiniz İnşallah.) Ama bakın..
Firma (Sözümü keserek): Korkmayın Arzu Hanımcım. (Bu hatun milleti de hep böyle.)
Oca 15, 2009 - Genel    No Comments

Toprağa Çalan Türküler

Bir varmış bir yokmuş. Bir Gübretaş varmış. Gıdalarımızı aldığımız bu topraklara, gerekli  gıdayı sağlamak için 57 sene önce yola koyulmuş. Toprak vefalı, Gübretaş vefalı…Sanayi diyenler olmuş, turizm diyenler olmuş, bilişim diyenler olmuş ama Gübretaş toprak demiş, tarım demiş ve yarım asrı geride bırakmış. Tarımın lokomotifi olacak kadar büyümüş. Gidemediğin yer senin değildir diyerek, 2008′de bir Lokomotif’e binmiş. Lokomotif bir kampanya başlatmış ve Gübretaş’ın 57 yıldır yaptıklarına tercüman olmuş. 

“BİZ BU TOPRAKLARI SEVİYORUZ!” demiş. 
İyi de nasıl sevilir ki bu topraklar? Bu coğrafyada toprak anayı sevmeyen yoktur elbet. Ama bazısı öyle çok sever ki, bizlere toprağa sadık yarim demeyi öğretir.  Büyük ozan Aşık Veysel sevmez miydi bu toprakları? Severdi. Hem de çok. Her dizesi topraktan geldiğimizi ve toprağa dönüşümüzü hatırlatır. Bir de sazı eşlik ederse dizelerine değmeyin toprağın ve üstündekilerin keyfine.
Daha önce  yayınlanmamış eserlerinin de olduğu bir albüm yaptırıldı İMÇ’nin kadim plakçısı Kalan Müzik’e. 
Emeğin, alınterinin, kalenderliğin sembolü mendile sarıldı albüm. Ahşap bir kutu içine konuldu ve gönderildi  bu toprağı ve bu toprağın seslerini sevenlere. 
Aşka geldik Veysel’le. Lokomotif’imizin ilk istasyonunda türkülerle demlendik. İkinci istasyona doğru yola çıktık biz. Selametle…