Archive from Eylül, 2008
Eyl 26, 2008 - Genel    No Comments

Mail Yazmanın Adapları

Kült(!) mailler oluşmaya başladı net aleminde. Eğer bir mail adresiniz varsa, eninde sonunda, en azından bir kez gelip sizi de bulan maillerdir bunlar. Genelde bizi uyaran ve gelen iletiyi yaymamızı isteyen mailler. Kabak tadı vermelerini mi dersiniz, forward edilmekten paçavraya dönmüş olmalarını mı dersiniz, içeriklerinin elle tutulur tek bir yanlarının bile olmamasını mı, yıllara meydan okumalarını mı? 

Burdan çıkarılabilecekler nelerdir?
- Tahkik değil tahrik toplumuyuz hala.
- Viralde ve ağızdan ağıza pazarlamada ciddi bir potansiyelimiz var. Bunu değerlendireceklere çok ekmek yedireceği kesin.
- Mail atmanın incelikleri ile ilgili bir kitap yazılsa hiç fena olmayacak. Misal bu kitapta şöyle adab-ı muaşeret nevinden maddeler olsa;
- Mail demek mektup demektir. Mail aldığınızda, cevap verilmesi icab ediyorsa, cevaplamalısınız. 
- Bir maili çok beğendiğinizde ve birilerine iletmek istediğinizde, biraz elini yüzünü temizleyip göndermelisiniz.
- Mail atarken biraz düşünüp, adres defterinizdeki tüm isimlere değil, konu ile ilgileneceğini düşündüklerinize gönderi yapmalısınız.
- Mail adres çubuğunda on, yüz bin isim olması hiç şık değil. Estetik olarak yani:)
- Spam maillerin başına gelen, sizin vaktinizi ayırıp yolladığınız mailin de başına gelecektir. (Hatta ben bazı arkadaşlarımdan gelen mailleri, hiç bakmadan siliyorum. Belki çok önemli şeyler vardır içinde ama mühim değil zamanında az spamvari mail gönderip vaktimi almamıştı deyip rahatlıyorum.)
- .ppt ve .pps uzantılı mailleri gönderirken iki kere düşünüp gönderin. Yani kapladığı alanı, 
bağlantıyı kasmasını falan düşünüp öyle  gönderin. Bir de düşünsenize, siz asker değilsiniz. Gelen br maili hemen birilerine göndermeniz gerekmiyor. Mail çok güzel olsada, birileri iletmezseniz başınıza kötü şeyler geleceğini söylesede siz cesur ve kendiniz olmalısınız.

Eyl 23, 2008 - Genel    No Comments

Marketingist’e Ramak Kala

Bilboardlarda “Pazarlamaya ihtiyacı olan herkes gelecek” ibaresini görünce içim ısındı resmen. Marketingist  Pazarlama Araç ve Hizmetleri Fuarı’nın, 5.si bu yıl 23-28 Eylül tarihleri arasında İstanbul TÜYAP Beylikdüzü Fuar ve Kongre Merkezi’nde. Duyurmakta geç kaldım ben ama siz gitmekte geç kalmayın. Organizasyonun web sayfasını açınca güzel bir sürprizle karşılaşacaksınız. Hakikaten güzel bir sürpriz:)

Eyl 19, 2008 - Genel    No Comments

Blogculardan 15 Ekim’de yoksulluk hareketi!


15 Ekim “Blog Hareket Günü”nde dünyadaki tüm blog yazarlarının, podcast ve videocast yayıncılarının aynı konuda birleşerek, farklı görüş ve fikirlere odaklanarak, çözüm önerileri bulması amaçlanıyor.

 “Blog Hareket Günü”nün bu yılki ortak konusu yoksulluk. Eylemde yer alacak katılımcıların, yoksullukla ilgili bir yazı, podcast ya da video göndermesi gerekiyor. Kullanıcılar ayrıca isterlerse sitelerinin o günkü gelirini yoksulluk ile ilgili yardım kurumlarına bağışlayabilecekler.

“Blog Hareket Günü”ne katılımcı olmak isteyen kullanıcıların öncelikle web sitesi ya da blogunu 15 Ekim tarihine kadar http://blogactionday.org/TR sitesine kayıt ettirmesi gerekiyor.

Site sahiplerinin yazıların, sitenin hedef kitlesine uygun olması ve farklı açılardan yaklaşılabilmesi için genel temalarına uygun olması isteniyor. Blogundan bağış, reklam ve ürün satışı gibi şekillerde para kazanan kullanıcılar, yoksullukla ilgili yardım kurumlarına resmi sitede belirtilen yollarla, güvenilir bir şekilde bağışları ulaştırma konusunda güven vererek, teşvik ediyor.

“Blog Hareket Günü”nün desteklediği yapılan bağışlar için destekledikleri kuruluşlar arasında; AIDS, tüberküloz ve sıtma gibi hastalıklara karşı mücadele eden “The Global Fund” ve insanların gelişmekte olan ülkelerdeki girişimcilere direkt olarak borç verebilmelerini sağlayan “kiva.org” sitesi bulunuyor.

* Haber Kaynağı: NTV

Eyl 3, 2008 - Okuduğum Kitaplar    No Comments

Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk ve Pazarlama

Başlık ilginç gelebilir. Hatta beni tanıyanlar Orhan’a olan ilgim nedeni ile pazarlama ilintisi kurduğumu düşünebilir. Ama bu başlıkta iyi bir kurgu var. Nasıl mı?

Sevgili Orhan Pamuk, 600 sayfalık son kitabı “Masumiyet Müzesi”yle okurlarla buluştu. Bu buluşmada öyle bir güzellik yaptı ki, hayran olmamam daha doğrusu hayranlığımın katmerleşmemesi olanaksızdı.
Kitabın kahramanı Kemal, 8 yıl boyunca Füsun’a olan aşkı ile mücadele eder. Aşkı ona bir delilik yaptırır. Füsun’a aşkı başedilemez oldukça Füsun’a ait bir eşyayı eline alır ve duyguları ile ancak böyle baş edebilir. Yıllar sonra Füsun’dan aşırdığı bu eşyaları bir müzede sergilemeye karar verir.
Kitapta sıkı bir aşktan bahsediliyor. Buraya kadar pazarlama ile ilgili bir durum yok. Fakat sevgili Orhan bir müze oluşturmak için 9 yıl önce aldığı 5 katlı binayı bir müzeye dönüştürünce iş başkalaşıyor işte. Kitabın kahramanını aratmayacak şekilde Orhan Pamuk’ta bir müze açıyor ve son bombayı kitabın 574. sayfasında patlatıyor.
“Sayfasını unuttum ama orada bir bilet olduğunu görecekler. O biletin olduğu sayfayı açarsanız müzenin kapısında bekleyen bekçi, sizin biletinizin içine bir damga vuracak içeri gireceksiniz. Ve kitabınızdaki bu boş eksik de tamamlanmış olacak. Yani kitapla müzeye gelirseniz bedava girebilirsiniz. Kitabın sonunda bir de müzenin kurulduğu yerin nerede olduğuna dair bir harita var. “
Bu adam aşmış diyorum bir kez daha hayranlığımı yineliyorum. En yakın zamanda kendisi ile tanışmak ümit ediyorum…