Çarşamba, Ağustos 06, 2008
Aldığınız Eğitimler Sizi Eğitmiyor mu?
Son yıllarda artan eğitim alma, eğitim verme furyası sanırım en karışık ve monoton günlerini yaşıyor. Eğitim ve danışmanlık veren firmaların çokluğu dahası hepsinin birbirinin kopyası gibi durması bunu gösterir nitelikte. İki kelimeyi bir araya getiremeyen insanların eğitimci olduğunu söylemeye cüret ettiği ve eğitim-danışmanlık hizmeti verdiği bir zamandayız.
Şirketlerin her şeyi bildiğini sandığı, eğitim ve danışmanlık hizmetlerine burun kıvırdığı günleri mazi yapmak yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Bu kuşkusuz çok güzel bir şey. Kurumsal ya da bireysel eğitimler sonunda beklentimiz; personelin ya da bireyin daha nitelikli ,daha verimli olmasının sağlanmasıdır. Bu da ancak çok iyi ve devamlı eğitimlerle sağlanabilir.
Çok iyi eğitimler kişiyi harekete geçiren, davranış değişikliğine zorlayan eğitimlerdir. Yerli yersiz alınan "Zaman Yönetimi" eğitimlerinin sonuçsuz kaldığını öyle çok gördüm ki. Bizim ülkemizde işe yaramayan eğitimlerden biri olduğu apaçık. Ama ısrarla hem bireyler hem de kurumlar bu eğitimi alırlar.
Birçok kurumun artık eğitime doyduklarını, farklı eğitimler aradıklarını da az duymadım. Sanki aldıkları tüm eğitimler yerini bulmuşta yeni ve sıradışı eğitimlere sıra gelmiş gibi. Firmaların bünyesindeki eğitim sorumlularına düşen yükün ağırlığından bahsediyorum. Özellikle belediyeler, STK'lar, dernekler, vakıflar, okullar, kamu kurumları eğitim alma noktasında daha dikkatli olmalı.
Şimdiye dek aldığım eğitimlerin hemen hemen hepsini hayatımda uygulamaya çalıştım. Eğitimcilerimle hala görüşürüm. O eğitimcilerin kimler olduklarını buradan fırsat buldukça anlatacağım. Aslında bu bir vazife. Kaliteli eğitimcileri ön plana çıkarmazsak, eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin çivisi çıkacak gibi.
Şirketlerin her şeyi bildiğini sandığı, eğitim ve danışmanlık hizmetlerine burun kıvırdığı günleri mazi yapmak yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Bu kuşkusuz çok güzel bir şey. Kurumsal ya da bireysel eğitimler sonunda beklentimiz; personelin ya da bireyin daha nitelikli ,daha verimli olmasının sağlanmasıdır. Bu da ancak çok iyi ve devamlı eğitimlerle sağlanabilir.
Çok iyi eğitimler kişiyi harekete geçiren, davranış değişikliğine zorlayan eğitimlerdir. Yerli yersiz alınan "Zaman Yönetimi" eğitimlerinin sonuçsuz kaldığını öyle çok gördüm ki. Bizim ülkemizde işe yaramayan eğitimlerden biri olduğu apaçık. Ama ısrarla hem bireyler hem de kurumlar bu eğitimi alırlar.
Birçok kurumun artık eğitime doyduklarını, farklı eğitimler aradıklarını da az duymadım. Sanki aldıkları tüm eğitimler yerini bulmuşta yeni ve sıradışı eğitimlere sıra gelmiş gibi. Firmaların bünyesindeki eğitim sorumlularına düşen yükün ağırlığından bahsediyorum. Özellikle belediyeler, STK'lar, dernekler, vakıflar, okullar, kamu kurumları eğitim alma noktasında daha dikkatli olmalı.
Şimdiye dek aldığım eğitimlerin hemen hemen hepsini hayatımda uygulamaya çalıştım. Eğitimcilerimle hala görüşürüm. O eğitimcilerin kimler olduklarını buradan fırsat buldukça anlatacağım. Aslında bu bir vazife. Kaliteli eğitimcileri ön plana çıkarmazsak, eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin çivisi çıkacak gibi.
Etiketler:
Eğitim ve danışmanlık hizmetleri
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Başarılı insanların zeki ve hırslı oldukları söylenir. Outliers’ta Malcolm Gladwell başarının gerçek hikâyesinin bundan çok farklı olduğunu ve bazı insanların neden başarılı olduğunu anlamak için, bunların çevrelerine daha dikkatli bakmamız gerektiğini iddia ediyor. Mesela aileleri, doğum yerleri ve hatta doğum tarihlerine... Başarının hikâyesi başta göründüğünden daha karmaşık ve çok daha ilgi çekici.
Outliers, Beatles ve Bill Gates’in ortak yanlarının ne olduğunu, Asyalıların matematikteki olağanüstü başarısının sırrını, star sporcuların bilinmeyen avantajlarını, tüm New Yorklu avukatların özgeçmişlerinin neden aynı olduğunu ve dünyanın en zeki adamının neden adını bile duymadığınızı açıklıyor. Bunların hepsi de nesiller, aile, kültür ve sosyal sınıflar açılarından açıklanıyor.
Gladwell’in iddiasına göre, bir Silikon Vadisi milyarderi olmak istiyorsanız, hangi yıl; başarılı bir pilot olmak istiyorsanız nerede doğduğunuz çok önemli. Çizginin dışındakilerin —yani normal beklentilerin ötesinde başarıyı yakalayan kişilerin— hayatları tuhaf ve alışılmadık bir mantık izliyor. Gladwell bu mantığı basitleştirirken insanın kendi potansiyelinden en yüksek seviyede nasıl yararlanacağı konusunda heyecan verici bir plan sunuyor.
Malcolm Gladwell, Tipping Point kitabında dünyayı anlama şeklimizi değiştirmişti. Blink’te düşünme hakkındaki düşüncelerimizi değiştirdi. Outliers’taysa başarı konusundaki anlayışımızı değiştiriyor.
Amerika’nın en parlak genç ekonomisti Steven D. Levitt’in sıra dışı yaklaşımıyla ekonomi bilimine getirdiği yeni boyut, “Görünmeyen Ekonomi” adlı kitapta yer alıyor. Kitap, insan kılığında birer hesap makinesi olan bildik ekonomicilerden farklı Levitt’in yaşama yönelttiği ilginç soruları, ateşli merakı, doğru sezgileri ve rakamların saf gücüyle dünyanın gerçekte nasıl işlediği konusuna açıklık getiriyor. Steven D. Levitt’in The New York Times’ın ünlü gazeteci – yazar Stephen J. Dubner ile birlikte kaleme aldığı, farklı konseptiyle, sade, sürükleyici anlatımıyla “Görünmeyen Ekonomi”, gündelik hayat meseleleri ve muammalarıyla ilgili her sorunuza yanıt bulabileceğiniz bir kitap olabilir.
Prof. Dr Şule Özmen'in bu kitabı, ağlarla birbirine bağlanan bilgisayar ve mobil iletişim araçlarının yarattığı değişimin ekonomik hayata yansıyan en önemli sonuçlarını, yeni ticaret yollarını ele alıyor. Bu ticaret yolları tüm dünyada, geleneksel iş modellerinin ve türüne odaklı yapılanmaların dışında bir gelişme göstermektedir. Yeni bir ticaret yolu olarak ortaya çıkan elektronik ticaret işletmelerin ve insanların yaşamına hızla girdi ve giderek artan bir oranda kabul gördü, tercih edildi. Ancak bu yolu seçenlerin bir bölümü başarılı olurken, bazısı başarısız oldu. Ne var ki, bilgi çağında kaçınılmaz bir seçenek haline gelen elektronik ticaret için araçları iyi kullanmak, hedeflenen amaçlara en kısa, verimli ve etkin biçimde erişmek için de sağlam bir alt yapıya sahip olmak gerekmektedir. Prof. Dr. Şule Özmen kitabında, bu alt yapının oluşturulması bağlamında, E-Ticaret'teki tüm gelişmeleri, E-İş modellerini, E-İşletme stratejilerini, müşteri ilişkilerinden pazarlamaya, veri ambarından veri madenciliğine, E-Ticaret'teki sistemlerden, E-İşletmelerdeki güvenliğe kadar E-Ticaretin tüm konularını inceliyor. (Tanıtım Yazısından)

4 yorum:
Arzu inanmayacaksın ama bugün "Zaman Yönetimi" eğitimini tamamladım.
Dediğin gibi bu tip eğitimler bizim ülkemizde pek tesirli değil ne yazık ki.
daha geçen gün işyerinde bunun üzerine konuşuyorduk, müdürler zaman yönetimi eğitimi almamızı istiyorlar biz ise, nasıl olsa profesyonel birinin rastlama olasığı oldukça düşük bari şirket para vermesin boşa diye üzerinde durmuyorduk...
ve birde "hayat öğrenmekten ibaret" vb söylemlerle herşeyin eğitimini çıkardılar, bazı şeyler lafla değilde icraatla öğrenilirdiye düşünüyorum bilmem sen ne dersin Arzu...
peki somut olarak çözüm önerilerin nedir?
paylaşır mısını Arzucum..
Somut olarak aslında yazı içinde cevaplar var Esrarengiz:) Yine de birkaç bir şey eklersem,
-Sadece moda oldu diye eğitim alınmaz. Eksik yönlerimizi tamamlayacak eğitimler almaya çalışmalıyız.
Eğitimleri ve eğitimcileri çok iyi gözden geçirmeliyiz.Eğitimlerde herkes eğititilecek diye bir ütopya yok. En azından eğitimi alanlardan iyi bir yüzdede olumlu gelişmler baş gösteriyorsa, doğru iş yapılmış denir.
Bazı eğitimlerin etkilerini hemen ölçümleyemezsiniz. Ama en azından zaman yönetimi gibi bir eğitimden sonra hala zaman kayıpları kişiyi, şirketi zarara sokuyorsa buradaki açmazı da görmezlikten gelemezsiniz.
"Zamanım yok, yetişmiyor, mesaideyim, neredeyse tüm gün çalışıyoruz ama zamanında yetiştiremediğimiz işler var bla bla bla" çok sık duyduğumuz yakınmalar değil mi? Sorunun kaynağı zaman yönetimi eğitimi ile biter mi? Ülkede en fazla verilen eğitimlerden biri ama zaman kayıplarının önüne geçilemediği de apaçık.
Yorum Gönder