Archive from Kasım, 2007
Kas 22, 2007 - Genel    No Comments

Interaktif Pazarlama Zirvesi 2007

Interaktif Pazarlama Zirvesi’nin geçen yıl ilki gerçekleştiğinde katılmak nasip olmuştu. Oldukça verimli geçmişti. Bu yıl aynı performansı bekliyorum ve gidenlerden notlarını benimle paylaşmasını rica ediyorum.


“Mal ve hizmetlerin satış kanallarına akışını sağlamak.“ Ama tüketicinin bu kanallardan birini cebinde taşıyacağını bilmiyorduk o zaman. Markamızla ilk karşılaşacağı noktanın dizinin tam üstünde olacağı konusunda da uyarılmamıştık.

“ Şu kablolardan kurtulsak” diyorduk ama bluetooth haberlerini ilk duyduğumuzda şaka zannettik. Kısacık zamanda o kadar çok şey değişti ki, günlük koşuşturma içinde çoğunun farkına varamadık. Şimdi yüksek bir yerlere çıkıp oyun alanımıza kuş bakışı bir göz atmalıyız. Yeni nesil pazarlama kanallarını iyice görmeli, ustaca kullanmanın yollarını aramalıyız.

Çünkü tüketici hepsini kullanıyor.

Kas 19, 2007 - Genel    No Comments

ETİ, ETİ! Böylede Olmaz ki!

– İyi de güzelim bu artık pişti olmayı geçti, direkt taklit olmuşsun sen. Emrah-Emral bile diyemiyorum. Ayıp olmuyor mu biraz?

– Ya ama öyle demesen şekerim. Bak kırılıyorum ama..

Kas 11, 2007 - Genel    No Comments

TÜYAP Kitap Fuarı’ndan kitap almak akıllıca mı?

27 Ekim-04 Kasım tarihleri arasındaki kitap fuarında, bu yıl diğerlerinden farklı olarak tam 8 gün bilfiil bulundum. Bunun nedeni, çalıştığım yayınevinin de bu yıl standlardan birinde kitapseverlerle buluşuyor olmasıydı. Hep kitap alıcısı olunca, standın arkasında durma tecrübesine sahip olamamıştım. Şükür oda oldu:)
Onca zaman orda olunca ilginç tespitlerde bulundum. Mesela;

- İnsanımız kitap okumuyor diye okuma seferberliği başlattık. İşe yaradığına en iyi TÜYAP’ta şahit oluyoruz. Bu yıl yaklaşık 350.000 insan tarafından, onca uzak bir yere (Hatta müsadenize sığınarak birçok insanın tabirini kullanıp, itin öldüğü yere, demek istiyorum.) ziyaret gerçekleşti. Bu sayının 80.000′e yakınının öğrenci olması da övünülesi. ( İl dışından gelen öğretmenler ve öğrencilere elimden gelen desteği gösterdim inanın. Çocuklar kitap fuarına geliyor ama kitap alacak paraları yok. Bir kısım çocukların her hallerinden kitap kurdu olduğu ama parasının olmadığı belliydi. Bu güzel cümelenin arkasına bağlanınca hoş olmayacak bir cümle daha; Öğrencilerin bir kısmı da TÜYAP’ın ve stantların altını üstüne getirdi. İmzası olan yazarlara ve şairlere, kitap almak için zar-zor vakit bulup oraya gelen insanlara hoş olmayan dakikalar yaşattı. İkide bir de kaybolma anonsları arasına sıkıştırılan söyleşi anonsları da araya kaynadı gitti.)

- Kızkardeşimin siparişi olan bir kitabı almak için fuardan birkaç gün önce netten araştırma yapmıştım. Kitabı en uygun olarak yayınevinden alabileceğimi görmüştüm ama fuarda da bi şansımı denemek istemiştim. Fuardaki standlarına gittiğimde şok oldum.

Web satış fiyatı: 46 YTL
Üzeri Fiyatı: 59.90 YTL
Fuar Özel Fiyatı: 49 YTL

Akşam eve geldim ve yayınevinin web sitesinden kitabı 46 YTL’ye satın aldım. Bu fiyata Edirne’ye kargo fiyatı da dahildi.

Bir yayınevine has değil bu dediklerim. Birçok kitabı webden daha ucuza alabildiğimi anlayınca, ben de sadece webde bulamadığım kitapları almakla yetindim. Yaşasın online kitap satışı demeyi de unutmadım.

- Basının bu yıl fuara ilgisi yok denecek kadardı. Eğer benim yukarıdaki tespitimi yapsalardı ya da onlara servis etseydim ilgi artardı ya, hadi neyse diyorum. Terör olayları nedeni ile tarih kitaplarına ilginin arttığı haberini de çalıştığım yayınevi basına servis etmese herhalde basından kimse uğramayacaktı fuara:(

- Bir ara bir imza kuyruğu gördümkü yılankavi uzanmıştı birçok standı aşıp. Acaba kimin imzası var diye çok cebelleştim kalabalıkla. Kim dersiniz? Can Dündar tabiki. Sadece İstanbul’dan değil yakın illerden de epeyce bir okuru gelmişti. Tüm fuar boyunca imza için standlarda yerini alan çok kıymetli yazarlar, şairler vardı. Birçoğunun önünün boş olmasını ve ellerinde kalem ile bekliyorken, yazar mı değil mi karar veremediğim insanların önünde kuyruklar oluşmasını anlamlandıramadım. Ama şunu söyleyebilirim ki, en çok kuyruğu olan 3 isme bakınca, biz duygusal bir toplumuz diyorum kendimce.

- Balkanfila pul kolleksiyonu ve Artİst 2007 görülmeye değerdi.

- Birçok ülkenin standı vardı bu yıl. İran, Arjantin ve Rusya. Frankfurt’a daha yol var ama bunlar da iyi gelişmeler sonuçta.
Kas 9, 2007 - Genel    No Comments

Tek şifre, tek kullanıcı adı ile onlarca siteden alışveriş yapmak

Alışveriş sitelerini tek tek dolaşmaya, her birine ayrı ayrı üye olarak kullanıcı adı ve şifre almaya gerek kalmayacak bir şey geliştirdik diyor arkadaşım heyecanla. Bu şey sayesinde mağaza mağaza gezmeden, tek bir üyelik ile yüzlerce marka ve onbinlerce ürün arasından en avantajlı fiyatlar ile pek çok farklı satış noktasından alışveriş yapma fırsatı bulabilirmişim.

Avrupa Yakası’ndaki Burhan edasıyla;

- Neymüşkü bu şeyün adııı?

- Tio, dedi arkadaşım.

- E peki nerden buluruz bu Tio’yu? Nasıl işler?

- Nette. Ara-Bul-Karşılaştır-Satın al konsepti ile hazırlanan Tio, karşılaştırma, satın alma, fırsat ürünü, mobil alışveriş, bireysel satış ve mağaza satışı olmak üzere altı farklı iş modelini birleştirerek, tek bir site üzerinde kullanıcılarının hizmetine sunma konsepti ile hareket edecek.

Fikri çok beğendim. Siteye göz attım. Birkaç test sürüşü yaptım. Ürün sayısı arttıkça ve kullanıcılardan gelen önerilere kulak verildikçe, tez zamanda parlayacak bir site. Hayırlı ve uzun ömürlü olmasını dilerim.
Kas 6, 2007 - Genel    No Comments

Turquality

Turquality ile ilgili bir dergi haberi yapmak isteyen arkadaşımın haberi, bir türlü yayınlanmayınca ben de soruları ve verdiğim cevapları buradan paylaşmaya karar verdim.

1.Turquality projesini marka ve markalaşma yönünden genel olarak degerlendirebilirmisiniz ?

C-1) Bir dünya markası olmanın sadece Türkçe bir iddia olmaktan çıkıp, gerçeğe dönüştürülmesi ile ilgili güzel, sağlam bir o kadarda uzun sürecin ismi Turquality. Bir kere bu isim bile, global markalaşmanın ne olduğu hakkında ciddi ipuçları veriyor. Eğer marka olmaya oynuyorsanız- ki oynayın diye destek veriyor- evvela Türk olacaksınız. Sonra kalite vazgeçilmeziniz olacak ve en son dünya standartarını yakalayacaksınız. Bu proje için seçilen isim aslında markalaşma sürecindeki en önemli ayaklardan biri olan, marka adı seçiminin de önemine vurgu yapıyor.

2.Projenin hedeflediği dünya markası oluşturma hedeflerine ulaşılabilir mi ?

C-2) Bugün dünya markası kategorisindeki ürünlerin, hizmetlerin kullandığı yoldan gidiliyor. Elbetteki istikrar, bu proje sonunda hepimizi gurulandıracak sonuçlar almanın en mühim saç ayağı. Yani Türk gibi başlayıp, Japon gibi devam edip, Amerikan gibi marka olmak! Hatta bazen bir markanın neler yapabileceğini Nokia (Finlandiya), Ikea (İsveç), Björk (İzlanda), Swarovski (Avusturya), Galatasaray (Türkiye) ..vs bize gösterir nitelikte. Bu ülkelerin yerlerini, özelliklerini bilmezsiniz belki. Ama markaları vazgeçilmeziniz olduğunda diyecek bir şey hem de hiçbir şey yoktur.

3.Türkiye vurgusunun genel olarak vurgulanması global pazarda nasıl bir etki oluşturur? Olumlu mu olumsuz mu etkiler?

C-3) Markaların gücünü küçümsemeyin! Onlar sizin kötü algılandığınız ya da iyi algılanmak istediğiniz her yere girebilen barış elçileridir. Türkiye algısı her ne olursa olsun, üzerinde Sabri Özel hırkası, banyosunda Vitra’sı, salonunda Kütahya çinili vazosu, oturma odasındaki Hereke halısı, birinin vazgeçilmezi olmuşsa, algılarıyla oynamanız ve bu algıları lehinize yönetmeniz içten bile değildir.