MMI da kim?

Pazarlama ve yönetim konusunda güzel, disiplinli işler yapmak için yola koyulan ,Marketing and Management Institute‘den çok şeyler beklediğimi ifade edeyim. Türkiye’de pazarlamanın;

“Pazarlama disiplini odaklı iş stratejilerini geliştirmeye ve varolan stratejileri iyileştirmeye yönelik metotları aracılığı ile kurumların rakiplerinden farklılaşmalarını, itibarlarını artırmalarını, yerel ve global pazarlarda tutunmalarını desteklemek ve pazarlama sektörünün mesleki donanım ve gelişimine artı değer katmak amaçlarıyla, kurumsal ihtiyaçlara global standartlarla uyumlu özgün çözümler üreten bir “think-tank” kuruluşudur.”

bu misyonla temsil edileceği okullara, derneklere, kurslara, etkinliklere ihtiyacı fazlaca. MMI, bu açığı erkenden gördüğüne göre, erkenden de kapatmaya da çalışmalı. Güzel ve dopdolu bir kadro ile yolalan MMI’a başarılar diliyorum.

Dünyanın %10′u diğerlerine ne alması gerektiğini söyler!

Geçen hafta düzenlenen Ağızdan Ağıza Pazarlama (Womm) Konferansı’ndan bazı izlenimler aktarayım. Birçok blogda, gazetede, dergide konferans geniş geniş yer buldu. Konferansta tanıştığım ve sıkı bir blogger olsun diye baskı yaptığım İhsan, George Silverman’in ağzından her çıkanı yakalamışa benziyor. Konferansa gelemeyenler için iyi bir kaynak olacağı kanaatinde olduğum için sizi oraya yönlendirmek isterim.
Nedenwomm için burdan buyrun.

Konferansın ve AAP’nin ağır topu Silverman bir ilüzyonist olduğu için elinde bir iple sahne aldı. İpin başına gelmedik kalmadı:) Bu ip gösterisinden şunu çıkarmamızı istedi kendince;
WOMM İMKANSIZI MÜMKÜN KILAR!
Klasik pazarlamayı çökerten gücün AAP olduğunu söylemesi de bana ilginç geldi. Bir de şu sloganına bayıldım.
HER ENGELİN BİR WOMM’U VARDIR.
* * *
Walter J. Carl’dan aktaracağım en güzel cümle;

WOMM REKLAMIN YERİNİ ALMAZ. SADECE BİRLİKTE DAHA CİDDİ BİR GÜÇ OLURLAR.
* * *
Dünyanın %10′u diğerlerine ne alması gerektiğini söylüyor, diyen Dave Balter o gün için benim adamımdı diyebilirim. Sonlara doğru sahne almasına rağmen kendisini dikkatle dinlememi sağladı. Sessiz avukatlarınızı bulun ve onları womm’unuza dahil edin, derken şu uyarıyı da eksik etmedi;
Womm her zaman işe yarayacak diye bir şey yok. Paris Hilton’un, Youtube’daki hamburger reklamı, firmaya epey zarar vermiş.
* * *
Blog camiasından aşina olduğumuz Alper ve Alemşah eğlenceli bir sunum yaptı. Biz Türkler Womm’a çoktan hazırız diye başladılar ve niye hazır olduğumuzu esprili bir dil ile anlattılar.
* * *

Şimdi gelelim kıssadan hisseye;

1) George Silverman interaktif bir sunum yaptığı için ara ara salona sorular sordu. O sorulardan biri de “Çok sevdiğiniz ve anlatmak için yanıp tutuştuğunuz bir marka var mı ve neden?” sorusu idi. Salondan gelen cevaplar beni ve yanımda oturduğu için sürekli konuştuğumuz Onur’u çok şaşırttı. İlk cevap Starbuck’s, ikincisi adını anımsamadığım bir ruj markası; üçüncüsü de EBay’di. Salondakiler kelli fell olunca Türk markası saymak kimsenin aklına gelmedi. Silverman’nın Starbuck’s cevabını duyunca yüzündeki ifade açıklaması da ilginçti.

-Ben kahvemi evimde yapıyorum:)
Bir de Silverman Womm ile ilgili ilk toplantıyı ABD’de yaptığında 75 kişi katılmış. Bizim genç ve kalabalık katılımımız görünce hem şaşırdı hem de umut vaat ettiğimizi belirtti.
2) Konferansta çevirileri yapan arkadaşları hassaten tebrik etmek isterim. İlk defa bir çeviri beni sıkmadı aksine eğlendirdi:) (Nasipse yakında ülke dışına çıkmak planlarım var. Öyle çevirilerden konferans dinlemek hoş olmuyor. Gidip ecnebi memleketlerde ecnebice öğrenmek niyetindeyim. Güzel dilek, dua ve önerilerini beklerim.)

Tüm Centilmen Erkeklerin 8 Mart’ını Kutlarım!

Zordur kadın olmak. Erkek egemen bir sektörde kadın başına çalışmak. Pazarlamacı olmak. Dinlemezler ilkin. Dinleselerde belli etmezler. Üstünüze gelirler. Önceleri kızıp, bağıran, ağlayan bir nevalesinizdir. Sonra değişirsiniz.

Futbolda erkek futbolu, kadın futbolu yoktur. Sahaya çıkarsınız. Kurallar bellidir. Oynarsınız. Ayağınız da kırılır, başınız da yarılır, küfür de yersiniz. Adamakıllı oyuncusunuzdur işte. Mükemmel de olsanız kimse sizinle ilgilenmez. Yanlış kulvardasınızdır bir yerde.

İnatçı olduğunuzu, gücünüzü hafife alırlar. Başarırsınız. Ama kimsenin ruhu duymaz. Başarınızı yastıkaltı etmişlerdir. Olsun. Siz biliyorsunuzdur.

İşiniz ağırdır. Hem de çok. Her bir rolünüzün hakkını vermeniz gerekir. Birinden biri azıcık aksamış olsa hem de azıcık, dünyanın sonu gelmiş gibi tepkiler alırsınız. Rollerinizi değerlendirip, ölçüm sonuçlarını alacağınız bir teknoloji harikası yoktur ne yazık ki!

Aksine sizin için üretilen pembe cep telefonları, aynalı kredi kartları, uzun süreli parlaklığı koruyan rujlar, kaçmayan çoraplar vardır. Nenize yetmiyordur ki tüm bunlar?

Hem her yerde siz yokmusunuz? Sektör ayırmaksınızın tüm bilboardlarda, TV’lerde, dergilerde, gazetelerde. Üstelik yılın bir günü de size ithafen kutlanılmaktayken daha ne istiyorsunuzdur ki? Aşağıdaki istatistik sonuçları mı? Boşverin gitsindir onlar. İstatistik zaten yalanın bilimi değil midir?

Kadınların,
%90’ı kocalarının kendilerine psikolojik şiddet uygulayarak bağırdıklarını, hakaret ettiklerini, aşağıladıklarını, küfür ettiklerini;

%40’ı kocalarının kendilerine fiziksel şiddet uygulayarak tokat, tekme, dayak, bıçak veya silahla saldırdıklarını;

%15’i kocalarının kendilerini istemedikleri halde cinsel birleşmeye zorladıklarını belirttiler.”

Takmayın bunları kafanıza. Taktınız mı? Bi orkide versemmmm!

Youtube’a Erişim Engellendi!

Youtube’a girmem gerekti sabah. Aaa o da ne karşımda şöyle bir uyarı;

“Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir !…

www.youtube.com sitesine erişim İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2007/384 sayı ve 06.03.2007 tarihli kararı gereği engellenmiştir.

Access to www.youtube.com site has been suspended in accordance with decision no: 2007/384 dated 06.03.2007 of Istanbul First Criminal Peace Court”

Neler oluyor? ve niye?

Yaratıcılık mı İnovasyon mu? Ya da..

Levi’s'in Jakarta’daki reklam çalışmasından bir örnek düştü bugün posta kutuma. Tetkik etmedim. Belki bir ajansın işi değildir. Sadece yetenekli olduğunu düşünen birinin işi bile olabilir.

Bu çalışmaya bakarken aklıma Ali Saydam’ın, Marketingist’teki sunumu geldi. Katılımcılara bir takım reklamları gösterip, “Sizce bu yaratıcılık mı, inovasyon mu?” diye sormuştu. Şimdi şu reklam afişi için ben size sorayım aynı soruyu. Sizce Levi’s'in bu reklamı yaratıcılık mı, inovasyon mu? Ya da başka bir şey mi?

Detaylı görüntü için tıklanabilir.

Hangi Müşteri Konuşur?

Bütün firmalar isterler ki ürünleri, hizmetleri müşteriler tarafından beğenilsin, sevilsin, konuşulsun. Buna ya üründen ya müşteriden kaynaklanan nedenlerle hepsi muvaffak olamıyor.

Şimdi kendimi düşünüyorum. Ne zaman konuşurum? Gerçekten faydasını gördüğüm, aldığıma değmiş, beklentilerimin de üstüne çıkmış ürün&hizmet aldığımda konuşuyorum. Üstelik bu konuşma işini de bilerek yapmıyorum.

Bir ürünü, bir mekanı ballandıra ballandıra anlatırken yakaladığım zamanlarda, “Ya ben gerçekten bunu sevdim.” demekten kendimi alamıyorum.

Yeni yerler keşfetmeyi severim. Bazen sadece deneyim olsun diye çat diye bir mekana girerim. Eğer sevdiysem, mutlaka bir sonraki gidişimde yanımda birkaç kişi olur. Bu güzel deneyimi paylaşmak hoşuma gider. Böylece yeni bir etiketim de oldu diyebilirim. Bir yerlere kahve içmeye, kahvaltıya, yemeğe gidilecekse arar, sora, benden fikir alır insanlar. Bu duygu hoşuma gider. Sırf bu duygu bile beni genel yayıcı kılıyor olabilir.