
Bir gün yönetmen bey amcam Hidayet Pelit’in ofisinde iken iki bayan teşrif ettiler. (Konuşmalarının ortasına tanınmış ya da sükseli isimler yerleştirenlerden hiç hoşlanmam. Ama benim anlatacağım konu için isim vermem gerek:)) Hidayet Amca onları bana tanıtırken,
—Arzucum bu Bayan X. Şirketine bu ay ABD’den 1.000.000 dolarlık iş bağladı. Çok yeteneklidir.
Ben de bayana dönüp;
—Vooov süper. Ne iş yapıyorsunuz Bayan X?
Bayan X;
—Mörşındayzırım.
Hoppala mörşındayzır ne ola ki? Hidayet Amcayla görüştüklerine göre olsa olsa sinema dünyasıyla ilgili bir durumdur diyorum kendi kendime. Serde yiğitlik var. Sormuyorum da. Bayanın havayı sormayın gitsin. Ama benim zihnim fena halde meşgul. “Ne ki bu mörşındayzır?”
Eve gider gitmez bu konularda bilgili kim varsa sorup soruşturdum ve aldığım cevaplar sonrasında tepkim, “Tekstilde satış temsilciliği mi yani?” olmuştu.
Hülya Ablam 17 yıllık reklâmcıdır. Bir davete katılır. Bir beyefendinin mesleğine verdiği cevaba aşina olmayınca o ve etrafındakiler adama imrene imrene bakarlar. Adamın işi pronterezciliktir. Amma afili bir isim değil mi? Ne iş olduğunu bulmayı size bırakıyorum.
İşinizin adı mı içeriği mi önemli olsun istiyorsunuz? Yoksa her ikisini de mi? İşinizden utanmayın. Utandırmak isteyen dâhili ve harici bedhahların olacaktır! Tüm bunları es geçmeyi bilecek kadar da işinize alışmaya ve işinizi sevmeye çalışınız! Niye mi? En azından mutlu olursunuz. Mutluluk sizin için yeterli bir hayat terimi sayılıyorsa.
Başarılı insanların zeki ve hırslı oldukları söylenir. Outliers’ta Malcolm Gladwell başarının gerçek hikâyesinin bundan çok farklı olduğunu ve bazı insanların neden başarılı olduğunu anlamak için, bunların çevrelerine daha dikkatli bakmamız gerektiğini iddia ediyor. Mesela aileleri, doğum yerleri ve hatta doğum tarihlerine... Başarının hikâyesi başta göründüğünden daha karmaşık ve çok daha ilgi çekici.
Outliers, Beatles ve Bill Gates’in ortak yanlarının ne olduğunu, Asyalıların matematikteki olağanüstü başarısının sırrını, star sporcuların bilinmeyen avantajlarını, tüm New Yorklu avukatların özgeçmişlerinin neden aynı olduğunu ve dünyanın en zeki adamının neden adını bile duymadığınızı açıklıyor. Bunların hepsi de nesiller, aile, kültür ve sosyal sınıflar açılarından açıklanıyor.
Gladwell’in iddiasına göre, bir Silikon Vadisi milyarderi olmak istiyorsanız, hangi yıl; başarılı bir pilot olmak istiyorsanız nerede doğduğunuz çok önemli. Çizginin dışındakilerin —yani normal beklentilerin ötesinde başarıyı yakalayan kişilerin— hayatları tuhaf ve alışılmadık bir mantık izliyor. Gladwell bu mantığı basitleştirirken insanın kendi potansiyelinden en yüksek seviyede nasıl yararlanacağı konusunda heyecan verici bir plan sunuyor.
Malcolm Gladwell, Tipping Point kitabında dünyayı anlama şeklimizi değiştirmişti. Blink’te düşünme hakkındaki düşüncelerimizi değiştirdi. Outliers’taysa başarı konusundaki anlayışımızı değiştiriyor.
Amerika’nın en parlak genç ekonomisti Steven D. Levitt’in sıra dışı yaklaşımıyla ekonomi bilimine getirdiği yeni boyut, “Görünmeyen Ekonomi” adlı kitapta yer alıyor. Kitap, insan kılığında birer hesap makinesi olan bildik ekonomicilerden farklı Levitt’in yaşama yönelttiği ilginç soruları, ateşli merakı, doğru sezgileri ve rakamların saf gücüyle dünyanın gerçekte nasıl işlediği konusuna açıklık getiriyor. Steven D. Levitt’in The New York Times’ın ünlü gazeteci – yazar Stephen J. Dubner ile birlikte kaleme aldığı, farklı konseptiyle, sade, sürükleyici anlatımıyla “Görünmeyen Ekonomi”, gündelik hayat meseleleri ve muammalarıyla ilgili her sorunuza yanıt bulabileceğiniz bir kitap olabilir.
Prof. Dr Şule Özmen'in bu kitabı, ağlarla birbirine bağlanan bilgisayar ve mobil iletişim araçlarının yarattığı değişimin ekonomik hayata yansıyan en önemli sonuçlarını, yeni ticaret yollarını ele alıyor. Bu ticaret yolları tüm dünyada, geleneksel iş modellerinin ve türüne odaklı yapılanmaların dışında bir gelişme göstermektedir. Yeni bir ticaret yolu olarak ortaya çıkan elektronik ticaret işletmelerin ve insanların yaşamına hızla girdi ve giderek artan bir oranda kabul gördü, tercih edildi. Ancak bu yolu seçenlerin bir bölümü başarılı olurken, bazısı başarısız oldu. Ne var ki, bilgi çağında kaçınılmaz bir seçenek haline gelen elektronik ticaret için araçları iyi kullanmak, hedeflenen amaçlara en kısa, verimli ve etkin biçimde erişmek için de sağlam bir alt yapıya sahip olmak gerekmektedir. Prof. Dr. Şule Özmen kitabında, bu alt yapının oluşturulması bağlamında, E-Ticaret'teki tüm gelişmeleri, E-İş modellerini, E-İşletme stratejilerini, müşteri ilişkilerinden pazarlamaya, veri ambarından veri madenciliğine, E-Ticaret'teki sistemlerden, E-İşletmelerdeki güvenliğe kadar E-Ticaretin tüm konularını inceliyor. (Tanıtım Yazısından)

2 yorum:
Bir tahminde bulunmak istiyorum.
Pronterezci, promterezciden, o da promter'dan geliyor olabilir.
Şayet doğru tahmin ettiysem, lügatıma bir kelime daha ekleyeyim, sayenizde...
Sözlükte prompter (ki pek de havalı bir meslek olmadığı, onun başka bir unvanla anılmasından belli) şöyle tarif ediliyor:
"The prompter in a theater aids actors who have forgotten their words or lines. In the opera house, this becomes a job of giving the singers the opening words of each phrase a few seconds early. Prompts are mouthed silently or hurled lyrically in a half-voice, audible (hopefully) only on stage.
Opera prompters are traditionally housed in a stuffy wooden box at the center-front edge of the stage, above the orchestra pit. They are visible to the performers and no one else. Technology has brought cool air and small display screens, among other advances, to support their work.
Effective prompting can be a challenge. The American prompter Philip Eisenberg recounts the story at a Maria Callas performance when she needed louder prompts. The famed diva swooped down in a curtsy right in front of the prompter’s box and — mid-curtsy, unnoticed by the audience — gave the Italian command “più forte!” (louder) to her boxed colleague.
Prompters attend all rehearsals, mark up any adjustments or clarifications to the score, and generally “prepare” singers for a role. Their profile is low, and opera program books often credit them only under “musical preparation” or some similar moniker."
Ah benim güzel Hocam;
Bu pronterezcilik öyle bir meslek ki, google bile aciz kaliyor:)
Pronterezcilik mesleği, tekstil ile uğraşan tanıdıklarınıza sorarsanız doğru cevabı bulma şansınızı arttıracak yerdir. Resimde de ipucu var:)
Yorum Gönder