Cumartesi, Aralık 09, 2006

Dikkat dikkat MOBBİNG var!

Bir şeyler yaşıyorsunuz ama anlatamıyorsunuz. Orhan Veli gibi, duyuyorum ama anlatamıyorum diyorsunuz. Çünkü yaşadıklarınıza kelimeler kifayet etmiyor. Oysa, oysa deyip susuyorsunuz. İşyerinde, adını koyamadığınız tuhaf bir baskı var. Sanki birileri elbirliği etmişte sizi oradan göndermeye çalışıyor. Kesin gene paranoyaklığım tuttu, demektesiniz ama içinizde rahat değil. Oysa ben paranoyak değildim eskiden demekte kâr etmiyor. "Her şey bu lanet olası şirkette çalışmaya başladığımdan beri böyle. Tamam maaşımı alıyorum, kimsenin resmen bir şeyler yaptığı da yok. Ne bileyim ben, rahatsızım. Tarifsiz ve huzursuz bir rahatsızlık." düşüncesi yatağınızda ve otobüste giderken beyninizi kemiriyor. Kimseye bir şey de söyleyemiyorsunuz. Öyle ya ne diyeceksiniz ki?

Siz demeyin ben derim. Artık kelimeleriniz bu durumu tarifte kifayetsiz değil. Yaşadığınız "durum"un adı; sıkı durun; MOBBING!

Özgür Ansiklopedi Vikipedi'ye göre mobbing;

"Psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermek anlamına gelen Latince kökenli sözcük. Özellikle hiyerarşik yapılanmış gruplarda ve kontrolün zayıf olduğu örgütlerde, gücü elinde bulunduran kişinin ya da grubun, diğerlerine psikolojik yollardan, uzun süreli sistematik baskı uygulamasıdır."

Konu ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde gündeme geldi geleli birçok dava açıldı. Büyük oranlarda tazminatlar ödei şirketler mağdurlara. Mobbing işyerlerinde ciddi bir gündem oldu. Bizde de yeni yeni duyuluyor. Emsal teşkil edecek aşağıdaki röportaja bakılırsa; daha çok mobbing davası açılacağa benzer. Neden mi? Kendi işyerlerinizi ve arkadaşlarınızın işyerlerini br de mobbing merceği ile gözlemleyin. Ben bu gözlemi yapınca hiç iyi sonuçlar almadım biline:(

"1985’ten beri Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı’nda öğretim görevlisi olan Prof. Dehen Altıner işyerinde psikolojik taciz kurbanı. Söylediğine göre, idari anlamda üstü olan Dekan Prof. Dr. Mürşit Pekin’in baskısıyla öğrencileri laboratuvarlardan kovuluyor, araştırmalarına ödenek sağlanmıyor, çay ocağının yanında sunta çevrili odaya sürülüyor, asistanlarına kadro verilmiyor ve hayatları karartılıyor.

Altıner 17 yıldır dişini sıkıyordu, mücadeleyle profesörlük unvanını bile almıştı. Ama 3 yıl önce bir bölüm toplantısında Dekan Pekin’in "haykırarak onu odadan kovması" bardağı taşıran son damla oldu. Manevi tazminat davası açtı, Pekin’in "Kişilik haklarına saldırıda bulunduğu, küçük düşürdüğü, itibarını zedelediğini" kanıtladı. Dekan Prof. Dr. Pekin’in mahkûmiyeti Yargıtay’da onandı. Türkiye’de ilk kez rastlanan işyerinde psikolojik taciz (mobbing) davasının taraflarıyla konuştuk. Prof. Dr. Altıner "60 yaşındayım. 17 sene her gece eşimle işyerimdeki sorunların etkisini yaşadık. Hiç değilse yasal olarak yapılanı belgelemiş oldum" diyor.

Mobbing kurbanı bir profesörüm ve bunu 17 yıldır yaşıyorum. Olayı 15 yıl önce Nokta Dergisi’nde Ahmet Altan yazmıştı: Oy çokluğuyla kazandığım doçentlik kadrom, dönemin dekanı Turay Yardımcı ve yardımcısı Mürşit Pekin tarafından elimden alınmaya çalışılmıştı. Dava açtım, sonuçlanmadan kadromu verdiler. Bu çok klasik bir durumdur üniversitede. Önünü kesmek istediğiniz kişiden önce kadro kaçırılır, engellenemezse onun yetiştirdiklerine kadro verilmez. Bu koşullarda profesör olmam bile bir mucizeydi. Çünkü jürilerde ne kulisler döner. Tüm bunları aşmış olmam bana mücadelemde güç verdi.

15 Aralık 2003’te Eczacılık Fakültesi’ndeki bir bölüm toplantısında araştırma görevlisi ihtiyacımızı, idareden aldığım belgelerle kanıtladım. Doktora öğrencilerim için araştırma görevlisi ve yardımcı doçent kadrosu talep ettim. Sakin sakin konuşurken Dekan Pekin’in sesi kötüleşmeye başladı. "Hakkaniyetten yanayım ama bunu istismar edeni indiririm" dedi. İndiririm ne demek? Tepki göstermeden dinlemeyi sürdürdüm. Biyokimya Bilim Dalı Başkanı Turay Yardımcı "Sabrına hayranım Mürşit" deyince ipler koptu. Pekin avazı çıktığınca bağırmaya başladı, tehdit ve hakaret savurdu. Asistanlarımın önünde "Kovuyorum seni, çık dışarı. Bundan sonra benim bulunduğum hiçbir yerde bulunmayacaksın" dedi. Bu olaydan sonra karşılaşmak istemedim, fakültede rahat dolaşamaz oldum. O günden beri bütün toplantılarda sus pus oturuyorum
. "

Konu ile ilgili önerebileceğim kitaplar;

- Mobbing/ Şaban Çobanoğlu
- İşyerinde Psikolojik Taciz (mobbing) / Prof. Dr. Pınar Tınaz
- Vedat Laçiner /İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing)

DÜNYADAN MOBBING ÖRNEKLERİ

* 36 yaşındaki Helen Green, İngiltere’deki Deutsche Bank’ta sekreterlik yapıyordu. Biri amiri, dört kadın tarafından dört yıl aşağılandı. Yanına geldiklerinde burunlarını tutuyor, "Burası çok kötü kokuyor, senin yüzünden" diyorlardı. Birkaç kez üstüne ahududu attılar. Sinir krizi geçirip işten ayrılan Green dava açtı. Bankadan 800 bin sterlin tazminat aldı.

* Anneannesi Auschwitz’de öldürülen Tullet&Tokyo Liberty çalışanı Laurent Weinberger aylarca işyerinde anti-semitik konuşmalara muhatap oldu. Hatta Nazi üniforması giymeye zorlandı. Dava açtı. 100 bin sterlin tazminat kazandı.

* Güvenlik şirketi Schroder’in analisti İngiliz Julie Bower, mahkemeye başvurdu. Patronunun "Kanserdi, hep sorun çıkardı, şimdi de hamile" dediğini, bu nedenle işten ayrıldığını söyledi. 1.4 milyon sterlin tazminat kazandı.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Nubhaupsbes
ywod

Kitap

Outliers (Çizginin Dışındakiler)

Başarılı insanların zeki ve hırslı oldukları söylenir. Outliers’ta Malcolm Gladwell başarının gerçek hikâyesinin bundan çok farklı olduğunu ve bazı insanların neden başarılı olduğunu anlamak için, bunların çevrelerine daha dikkatli bakmamız gerektiğini iddia ediyor. Mesela aileleri, doğum yerleri ve hatta doğum tarihlerine... Başarının hikâyesi başta göründüğünden daha karmaşık ve çok daha ilgi çekici. Outliers, Beatles ve Bill Gates’in ortak yanlarının ne olduğunu, Asyalıların matematikteki olağanüstü başarısının sırrını, star sporcuların bilinmeyen avantajlarını, tüm New Yorklu avukatların özgeçmişlerinin neden aynı olduğunu ve dünyanın en zeki adamının neden adını bile duymadığınızı açıklıyor. Bunların hepsi de nesiller, aile, kültür ve sosyal sınıflar açılarından açıklanıyor. Gladwell’in iddiasına göre, bir Silikon Vadisi milyarderi olmak istiyorsanız, hangi yıl; başarılı bir pilot olmak istiyorsanız nerede doğduğunuz çok önemli. Çizginin dışındakilerin —yani normal beklentilerin ötesinde başarıyı yakalayan kişilerin— hayatları tuhaf ve alışılmadık bir mantık izliyor. Gladwell bu mantığı basitleştirirken insanın kendi potansiyelinden en yüksek seviyede nasıl yararlanacağı konusunda heyecan verici bir plan sunuyor. Malcolm Gladwell, Tipping Point kitabında dünyayı anlama şeklimizi değiştirmişti. Blink’te düşünme hakkındaki düşüncelerimizi değiştirdi. Outliers’taysa başarı konusundaki anlayışımızı değiştiriyor.

Görünmeyen Ekonomi

Amerika’nın en parlak genç ekonomisti Steven D. Levitt’in sıra dışı yaklaşımıyla ekonomi bilimine getirdiği yeni boyut, “Görünmeyen Ekonomi” adlı kitapta yer alıyor. Kitap, insan kılığında birer hesap makinesi olan bildik ekonomicilerden farklı Levitt’in yaşama yönelttiği ilginç soruları, ateşli merakı, doğru sezgileri ve rakamların saf gücüyle dünyanın gerçekte nasıl işlediği konusuna açıklık getiriyor. Steven D. Levitt’in The New York Times’ın ünlü gazeteci – yazar Stephen J. Dubner ile birlikte kaleme aldığı, farklı konseptiyle, sade, sürükleyici anlatımıyla “Görünmeyen Ekonomi”, gündelik hayat meseleleri ve muammalarıyla ilgili her sorunuza yanıt bulabileceğiniz bir kitap olabilir.

Konu Başlık

Prof. Dr Şule Özmen'in bu kitabı, ağlarla birbirine bağlanan bilgisayar ve mobil iletişim araçlarının yarattığı değişimin ekonomik hayata yansıyan en önemli sonuçlarını, yeni ticaret yollarını ele alıyor. Bu ticaret yolları tüm dünyada, geleneksel iş modellerinin ve türüne odaklı yapılanmaların dışında bir gelişme göstermektedir. Yeni bir ticaret yolu olarak ortaya çıkan elektronik ticaret işletmelerin ve insanların yaşamına hızla girdi ve giderek artan bir oranda kabul gördü, tercih edildi. Ancak bu yolu seçenlerin bir bölümü başarılı olurken, bazısı başarısız oldu. Ne var ki, bilgi çağında kaçınılmaz bir seçenek haline gelen elektronik ticaret için araçları iyi kullanmak, hedeflenen amaçlara en kısa, verimli ve etkin biçimde erişmek için de sağlam bir alt yapıya sahip olmak gerekmektedir. Prof. Dr. Şule Özmen kitabında, bu alt yapının oluşturulması bağlamında, E-Ticaret'teki tüm gelişmeleri, E-İş modellerini, E-İşletme stratejilerini, müşteri ilişkilerinden pazarlamaya, veri ambarından veri madenciliğine, E-Ticaret'teki sistemlerden, E-İşletmelerdeki güvenliğe kadar E-Ticaretin tüm konularını inceliyor. (Tanıtım Yazısından)