Archive from Aralık, 2006
Ara 29, 2006 - Genel    No Comments

Tadımız Bayram Olsun


Bu yıl benim yılım olacak. Dilerseniz sizin de yazımı anımsıyorum. Çok ümitvar girdim 2006′ya. Ama bir yıl ilk defa bu kadar uzun geçti. Uzun ve yorucu. 2007 için ise büyük iddialarım yok. Sadece herkese ve kendime huzur diliyorum. Bayram ile birleşen miladi yeni yıl güzellikler taşısın hepimize.

Hasan’a Mektup

İbiş’in saye-i himmetlerinde
Çamura oturduk, bir bayram arttı.
Kinler halay çekti bayram yerinde
Beş bayram yitirdik, bir bayram arttı.

Borç boydan yukarı eski hesaptan
Felek yâr olursa ödetir toptan
Yaşasın tayfalar, sağ olsun kaptan
Gemiyi batırdık, bir bayram arttı.

Her gün biraz daha bulandı dere
Hiç kimse bilmiyor bu gidiş nere?
Kartalın hürmetle girdiği yere
Beş karga götürdük, bir bayram arttı.

Odunun irisin eyledik destek
Ve derken yerini buldu her istek
Ağıza gem vurduk, ayağa köstek
Dilde tüy bitirdik, bir bayram arttı.

Türedi Kel Bayram, Kötüce Bayram
Uyuz tazılara sel oldu ayran
Ağlarken eşini yitiren ceylan
Biz verem getirdik, bir bayram arttı.

Ak sütü doldurduk kızıl bakıra
Gelecekler yüzümüze tüküre
Eti`lerden kalma üç beş çukura
Kırk ölü yatırdık, bir bayram arttı.

Abdurrahim Karakoç

Ara 28, 2006 - Genel    No Comments

Yeni Melek’te Haggard Deneyimim

Bilet üzerinde 21:00 yazan konser saatine kanarak 21:00 sularında Yeni Melek Gösteri Merkezi’ndeydik. Deneyimler ekibindeki arkadaşlar beni yalnız bıraktığı için ben de Haggardsever kim varsa tutundum kollarına ve gidiverdim. Geçen geldiklerinde kaçırdığım için bu kez aynı hataya düşmemek için çok önceden 8 Aralık’ı bekledim. Çok fazla kuyrukta beklemedim. Daha sonra kurtulmak için zorlandığım bileklikleri kolumuza takıldı ve içeri girdik.

Atlantis Müzik ve Metalattack.com organizasyonu olan konseri en iyi Yeni Melek’in üst katından izleyeceğimize kanaat getirip balkona ilerledik. Metalattack.com’dan tanıdığım ve çok sevdiğim Erkan’ı heyecanlı heyecanlı koşuştururken görüp yakaladım. Öyle ya konser hakkında beni bilgilendirmeliydi. Ne de olsa yazacaktım. İlk sorum Haggard’ın Yeni Melek sahnesine sığıp sığamayacağı idi.
Yazının devamı

Ara 27, 2006 - Genel    No Comments

Ajdar’ın Compex’te hele de Panasonic’te ne işi var ya hu?

Compex Fuarını bilirsiniz. Ajdar’ı da. Biri bilgisayar fuarı, diğeri süper starımız(!). Compex fuarında Panasonic’in standında Ajdar’ın tanıtım yaptığını görenler şok olmuşlar desem yeridir. Ben iki ismi birarada düşünemiyorum. Aklım almıyor. Ama Panasonic’in aklı almış. Nasıl bir halkla ilişkilerse. Aslında bu haberi bile verirken süperstarımıza (!) prim yaptırıyor muyum diye endişe ediyorum:(
Seyretmek isteyen olursa.

Ara 26, 2006 - Genel    No Comments

Podcast Karnaval-XXIII

Bir önceki yazımı Seth Godin’e ithaf etmiştim. Betül arkadaşımda yazıyı İngilizce’ye çevirerek Seth’e yollamış. Sağolsun o da doğumgünümü kutlamış ve beni şımartmış. Betül’e, yorumları ile blogumu şenlendiren, mail atan tüm okur ve dostlara çok teşekkür ederim.
Gelelim Barış’a. Bu haftaki karnavalı proje gibi algılayarak çok farklı ve güzel bir örnek sunmuş. Tebrikler diyorum. Podcast Karnaval için tıklayınız

Ara 20, 2006 - Pazarlama    No Comments

Neden Pazarlamacı Oldum?

* Bu yazı Seth Godin’e ithaf edilmistir.

Gelelim neden pazarlamacı olduğuma.Bu sorunun cevabını biraz Orhan Pamuk’a öykünerek vereceğim.

Üniversite ikinci sınıftayken geçiş notumuz 60 idi. Pazarlama İlkeleri finalinden 55 almıştım. Benimle aynı durumda olan Sercihan ile de konuşan hoca, ertesi gün saat 13:00′te odasına gelmemizi ve içimizden birine kanaat kullanıp geçireceğini söylemişti. Küçük bir sözlü sınav yapacaktı anlaşılan. Ertesi gün 13:00′te oradaydım ama Sercihan çok daha önce gelmişti ve hocanın odasından gözleri ağlamaktan şişmiş olarak çıktığında ne olduğunu anlamamıştım ilkin. Odaya girdiğimde hoca Sercihan’ın kağıdına tekrar baktığını ve geçtiğini söyledi. Bir seçim yapmıştı ve finali veremezsek seneye tekrar dersi alacağımızı da bilerek ağlayıp-zırlayan Sercihan’ı geçirmişti. O gün hocaya “Ben senden daha iyi bir pazarlamacı olacağım.” demiş ve ertesi yıl geçmiştim. Bu hikaye yüzünden pazarlamacı oldum.

Üst kattaki komşunun “Aman evladım kapıyı kapat! Yoksa pazarlamacılar girer.” lafına gıcık olduğum için pazarlamacı oldum.

Muhasebeden nefret ettiğim, iktisadı farazi bulduğum, hukuk derslerinden sıkıldığım için pazarlamacı oldum. Mühendis olamadığım ve öğretmen olmayı istemediğim için pazarlamacı oldum. Konuşmayı, üretmeyi, gülmeyi, espri yapmayı, enerjik olmayı sevdiğim için pazarlamacı oldum.

Benden başka bir şey olmayacağı için pazarlamacı oldum. Popüler olmak için pazarlamacı oldum. Eve ve sosyal yaşantıma taşıyacağım bir işim olmasını arzu ettiğim için pazarlamacı oldum. Kotler’i ve Godin’i kıskandığım için pazarlamacı oldum. İşlerini büyütmeyi isteyipte hep bir yerlerde tekleyen babama bir yardım olur diye pazarlamacı oldum. Yeni şeyler öğrenmek için pazarlamacı oldum. Esnek olmaya inandığım için pazarlamacı oldum.

Memleketime yatırım yapabilmek için pazarlmacı oldum. Dışında bırakıldığım kapılardan girebilmek için pazarlamacı oldum. İstanbul’u dünya başkenti, Türkiye’yi dünya incisi yapmak için pazarlamacı oldum. Pazarlamayı sevin diye pazarlamacı oldum.

ve aklınıza gelen tüm nedenlerden ötürü pazarlamacı oldum. Bunları yazmaktan gurur duyduğum için pazarlamacı oldum.
Doğum günüme pazarlamayı severek girmek için pazarlamacı oldum. Siz niye oldunuz ya da olmadınız bilmek isteyecek kadar meraklı olduğum için pazarlamacı oldum.

Ara 18, 2006 - Genel    1 Comment

Çizgilerle AIDA

Pazarlamanın vazgeçilmezi; AIDA. Yani,

A: Attention (Dikkat çekme)
I: Interest (İlgi çekme)
D: Desire (Arzu uyandırma)
A: Action (Harekete geçirme)

Sadece bir ürünün ya da hizmetin müşteriye ulaşmasında mı geçerli AIDA?
O’nu görür görmez, ahaaa dediniz, hayatımın kadını/erkeği. O sizin dikkatinizi çekti çekmesine de siz nasıl kendinizi fark ettireceksiniz? Bir bahanesini bulup dikkatini çekmelisiniz yoksa yüreğiniz durulmayacak. Hemen oracıkta sağlam bir hikaye bulup şansınızı deniyorsunuz. Usulca muhataba doğru ilerliyorsunuz. Bir soru sorarak dikkatini çekiyorsunuz.(Yerden bir kalem alıyormuş gibi yapıp “kalem sizden mi düştü acaba?” sorusu gibi.) Şansınız varsa ilgisini uyandıracak birkaç cümle sarfedeceksiniz. Sosyal sorumluluk projelerinden tutunda Katmandu’daki konuşan çiçeğe(yok öyle bir çiçek ama ilgiyi canlı tutar:)) kadar her şeyden bahsedebilirsiniz. Hala kafanızda bir çanta yoksa iletişim bilgilerini aldığınız muhatabınızla serüveninizde başarılar dilemem gerekir.
Hayatınızda pazarlamaya daha çok yer açın:)

Ara 16, 2006 - Genel    No Comments

Nike ve RunTurkey

İtiraf edeyim ki şimdiye dek hiç Nike (Nayki diye okuyorum ben) almadım. Sırf tasarımı güzel, yürürken rahat edeceğim diye de spor ayakkabı almadım. Spor yapmayalı yıllar oluyor. Spor ayakkabıyı da sadece spor yaparken giyinme mantığına inanırım. Canım yürümekte spordur, demeyin rica ederim. Yürümenin spor olabilmesi için bir takım ritüeller vardır. Oysa ben sadece bir yerden başka bir yere varmak için ardıl adımlar atarım. Adımlarım arasında bir ahenk, bir sistem olmadığı gibi otomotiğe alınmış çok defa yalpa sayılacak-hele de yorgunsam- bi eylem göze çarpar. Biraz önce gördüğüm yukarıdaki Nike ilanı beni biraz kandırır gibi oldu. Moda sahilinde ayağında ve üzerinde Nike’leri olan Nikedaşlarla yürümek ve koşmak isteği canlandı içimde. Bir göz atın ilana. Belki haftasonları birlikte yürür, Nike’den bahsederiz.
Web adresi runturkey yerine runturkiye şeklinde olsaydı tam süper olacaktı bence:)

Ara 15, 2006 - Genel    No Comments

Tıklama Çay

Türk’üz biz! Ötesi yalan:) Başka kimin aklına gelir ki tıklama çay?

Websitelerinin renginden bu ince ve sıradışı yöntemi kimlerin bulduğunu anlayabiliyoruz. Vizyonları geniş diyeceğim ama vizyonlarının ne olduğunu birkaç defa okumam gerekti.

“Vizyon:
Rekabetçi ve sürdürülebilir büyüme potansiyeli olan stratejik bir portföyü paydaşlarına değer yaratacak şekilde yönetmek.”

Aslında işin özü şu; pet bardağın dibine çay poşeti konmuş ve üzeri pet bir filtre ile kapatılmış. Bardağa sıcak su dökülünce rengini vermeye başlayan çaydan iyi bir içim elde etmek için kaşığı kullanıyor ve filtrenin üzerine bastırıyorsunuz. Bu bastırma işlemine firma “tıklama” demiş ve çaylarının adını “tıklama çay” koymuşlar. Tek sorun “tıklama çay”ın kendi adıyla bir web sitesinin olmaması. Ben ürünü ve fikri çok beğendim. Önü açık. Yeter ki doğru bir pazarlama stratejisi geliştirsinler.

Ara 15, 2006 - Genel    No Comments

Darty Geldi Hoş Geldi

Beyaz eşya ve elektronik ürün satışı ile Avrupa’da tanınan Darty, yarın Mecidiyeköy’de ilk mağazasını açacak. İngiliz Kesa Electricals plc grubunun beyaz eşya ve elektronik alanındaki markası Darty’nin CEO’su daha önce Arçelk’te CEO’luk yapan aynı zamanda eski basketbolcu Nedim Esgin.

Çok ciddi bir duyuruları olmadı. Websitesi üzerinden de satış yapmak niyetinde olan Darty’nin web sitesi hiçte iç açıcı görünmüyor.

Darty nedir, ne değildir’i ise Hürriyet’teki bir haberden öğreniyoruz.
“Darty markasının 50 yıl önceki doğuşunu anlatan Esgin, “Darty ailesi küçük bir terzi dükkanı çalıştırırken yandaki beyaz eşya tamircisinin dükkanını almak istemiş. Tamircinin dükkanı içindeki eşyalarla satmak istemesi üzerine Darty ve iki oğlu bu eşyaları kaldırıma koyup satışa çıkarmışlar. Bakmışlar eşyalar bir-iki gün içinde tükenmiş, üstelik terzi dükkanının bir yılda kazandığı geliri getirmiş. Böylece bu işe girmişler.” Bu sağlam hikayenin hemen ardından gelen aşağıdaki açıklamayı da çarpıcı buldum;

“Aynı ürünü daha düşük fiyatla başka bir mağazada bulan müşterilerimize hem aradaki fiyat farkını vermeyi hem de bir kutu çikolata hediye etmeyi garanti ediyoruz.”

Yani müşteriyi çikolata ile mağazalarına çekecekler:) Ehh önümüzde bayram olunca, çikolata makbule geçecek.

Sayfalar:12»