Archive from Kasım, 2006
Kas 30, 2006 - Genel    No Comments

IPZ mi EPZ mi?

Akşam saat 20.00 olduğunda, onu ve ekibini tebrik etmemek imkânsız. Tüm o yoğunluk, meyvelerini teker teker vermeye başlıyor.
Açılış konuşmasını Lady Marketing yapıyor ve şu sözlerle bitiriyor:”Bu yolda ilerleyen herkes bir savaşçıdır”
Art Grup’tan Hakan Senbir zirvenin sunuculuğunu oldukça başarılı bir şekilde yürüttü. Zirvenin tek yabancı konuğu, Hollandalı pazarlama stratejisti Martijn Daalder’di. Pazarlamaya küresel bir bakış açısıyla bakabilmemiz için Kenya ve Burkina Faso’dan izlenimlerini sundu.
*Kenya’da insanların tuvaletleri yok, bulunduğum bölgede bir okul vardı ve bu okulun 2 sınıfına düşen öğrenci sayısı 1000 idi. Ama neredeyse hepsinin cep telefonu vardı. Eline 1 dolar geçen bu insanlar bu parayla içecek bir şeyler almak yerine kontör almayı tercih ediyorlardı.
*Gerçekten müşterilerinize ulaşabiliyor musunuz? Müşterileriniz gerçekten size ulaşabiliyor mu?
Yazının devamı Smart Marketing Journal’in bu ayki sayısında. Tıklarsanız devamına erişebilirsiniz.

Kas 29, 2006 - Genel    No Comments

Şaka Değil Yardıma İhtiyacım Var


Ey Ahaliiiii!
-Google’da firmamız en üstlerde yeralsın ama bunun için bir yerlere çook para ödemeyelim,
- Firmamızın birçok yerde reklamı, bannerı, adı geçsin ama bunun için de çook para ödemeyelim. Hatta bedavaya yapalım.
-Nette kendimizi daha bir çok duyuralım ama nasıl yapalım?
Sorunları için, sağlam çözümler sunan cengaverlere misler gibi kadayıf dolması hediye edilecektir. Hakkaten:)

Kas 28, 2006 - Genel    No Comments

ZAMANIM’ı Şimdi?

Blog, blogging, blogger, RSS, vlog, podcasting kelimelerine ve uygulamalarına yeni yeni alışıyorken, birilerinin basireti karşısında saygı duymamak imkansız. Pazarlama bloggerları(bizler:)) işi erkenden yakaladı ve götürüyor derken, işi bir adım öteye taşıyan kitaplar yazıldı (Blogla Pazarlama, Pazarlama Mucize Değildir), zirveler(MMI ve Etkileşimli Pazarlama Zirvesi), fuarlar (Marketingist) düzenlendi. Yani yeni rota az buçuk kendini belli etmeye başladı.

90’lı yılların sonu ve milenyuma girişle birlikte hayatımıza giren Internet gelesiye kadar, bizler gazetemizi, dergimizi, kitabımızı okur, haberleri, filmleri TV’den seyreder, radyo dinlerdik. 21.yy insanı olmaksa zor işti. Hem işime gideyim geleyim hem şöyle yayıla yayıla gazetemi okuyayım mevsimi geçti. Geçti ama işler imkansıza değil başka imkanlara dönüş yaptı. Artık masamızdan kalkmadan, çok yer kaplamadan gazete okuma keyfimiz var. Interaktif keyif!

Okuyoruz. Okuduktan sonra varsa bir diyeceğimiz anında fikrimizi iletebiliyor ve aktif bir katılım sağlayabiliyoruz. Üstelik bunun için gazetelere para da ödemiyoruz. Bu imkanı biz okurlara ilk sağlayan gazete ünvanının sahibi Zaman bugünlerde bir adım daha attı ve “kişiselleştirilebilir haber menüsü” Zamanım’ı, net okuyucularının hizmetine sundu. Hal böyle olunca bende Etkileşimli Pazarlama Zirvesi’nde tanıştığım Zaman Gazetesi Online İçerik Danışmanı Osman Köroğlu’na bir e-mail attım. Dedim ki;

“Bugün Günseli Hanım’ın yazısını okurken kendi Zamanım’ı oluşturdum. Nasıl başladı Zamanım ve gelecekte nasıl değişiklikler olacak? Zaman netteki ilk Türk Gazetesi, tasarım ve dizaynı ile bir de son reklamı ile oldukça güzel işler çıkarmakta. Tüm bunları düşününce Zaman’ın konumlandırması nasıl yaparsınız? Online ortamı Zaman nasıl değerlendiriyor? Örnek aldığı gazeteler hangileri?”

Osman Bey’e bilgiler için teşekkür ediyor, küçük yazışmamızı sunuyor ve keyifli okumalar diliyorum.

Nasıl başladı Zamanım ve gelecekte nasıl değişiklikler olacak?

Zaman.com.tr öncelikle bir haber sitesi. Internet konusunda eskiye dayanan girişimcilik ve inovasyona açık yapımızdan dolayı diğer haber ve gazete sitelerine göre avantajlıyız.
Bu avantajın kullanılması için, Nisan 2006 tarihinde somutlaşmaya başlayan bir dizi projenin ilk örnekleri arasında Zaman.com.tr Zamanım sayfası gösterilebilir. Yakında kullanıcılarımız sadece sitemizdeki değil, herhangi bir başka yerdeki RSS haber kaynaklarını da Zamanım sayfasından izleyebilecek.

Uzun vadede dünya internet kullanıcılarının kaliteli buldukları herhangi bir haber sitesinde hangi özellikler, hizmetler sunuluyorsa, Feza Yayıncılık bünyesindeki sitelerde de aynılarının olması hedefleniyor.

Gelecekteki değişiklikler konusunda, okurlar biz içerik yayıncılarını daha çok yönlendirecekler. Sunulan veya planlanan hizmet ve özellikler arasında öne çıkanlar, okur talebi görenler uzun vadede sürdürülecek, istek gören yenileri varsa bunlar eklenecek.

Dünyada kaliteli haber sitelerinde sunulması gereken temel özellikler arasında haber ikaz yazılımı, e-posta bülteni, RSS haber kaynakları, mobil haber sitesi, kullanıcının sitesi için haber başlıkları sunmak ve podcast yer alıyor.

Kısa vadede bloglar ile online topluluk (online community) ve vatandaş gazeteciliği/kullanıcının ürettiği içerik (citizen journalism/user generated content) konularına, daha uzun vadede ise mobil içerik ve yayıncılık konusuna odaklanılması gerekiyor. Buradaki “vade”, elbette internet zamanında olduğundan, başka yerlerdekinden çok daha kısa.

Online ortamı Zaman nasıl değerlendiriyor? Örnek aldığı Internet gazeteleri hangileri?

Habercilik konusunda basılı yayınlardaki kalite ve prensipler online ortamda da sürdürülüyor. Bilgi işlem ekibimizin güncel teknolojileri yakından takip etmesi ve sitemize uyarlaması, tasarım konusundaki yetkinliğimiz diğer avantajlarımız.

BBC, Independent ve NY Times siteleri teknolojiyi takip etme ve haber sunumu açısından bize önemli ipuçları sağlıyorlar. Dünyada markadan bağımsız rağbet gören online içerik ve habercilik uygulamalarını da sitelerimize uyarlamaya çalışıyoruz.

Bilgi: Yaysat 13-19 Kasım verilerine göre Zaman bir önceki hafta tirajına 50.000 fark atarak 631.874′ lük tirajı ile haftanın en çok okunan gazetesi olmuş.

Kas 28, 2006 - Genel    No Comments

Siz geleceğin pazarlamasını nasıl görüyorsunuz?

Çember.net‘e üye değilseniz bile duymuş olmalısınız. İlk duyduğumda beni çok heyecanlandırmış ve hemen üye olmuş, başka arkadaşlarıma davetiyeleirni gönderip bu oluşumun bir parçası olmalarına önayak olmuştum. Ancak heyecanımı çabuk yitirdim ve uzun aralıklarla girmeye başladım. Etkileşimli Pazarlama Zirvesi’nde onlarda vardı. Güzel açıklamaları ve hedefleri var. Bugün pazarlama forumu moderatörü bir konu açmıştı ki, oldukça dikkatimi çekti. Hem konuyu hem cevabımı burdan yazayım ve aynı soruları bende size sormak istiyorum.

Etkileşimli pazarlama zirvesinde bir konu tartışıldı, bu konuyu Pazarlama/Marketing Forumunda da tartışmaya açmak istiyorum;
Gelecek tahmin edilemez. Bir futbol maçı gibi sonucu asla bilinemez.
Gelecek Kaostur-Bob Garfield.
Ancak net olan bir şey var; Gelecek eskisi gibi değil. Bu yüzden kafayı değiştirin. Kafayı değiştirirken hiç bir şeyin eskisi gibi olmadığı gerçeğinden hareketle düşünün.
Bu konuda Alvin Toffler’in Gelecek Şoku kitabından: İnsanlık aşırı hız yapıyor… Dünya nüfusu 1871-1994 arası 123 yılda 1 milyar artmış. 1994-2006 arası 12 yılda yine 1 milyar artmış. Bu bilgiler ışığında size 3 sorum var.
1) Siz geleceğin pazarlamasını nasıl görüyorsunuz?
2) Gelecekte marka olmak için sizce ne yapmalı?
3) Ne olacak bu dünyanın hali:)
Sizlerden ricam bu bilgiler ışığında maddelere sadık kalarak cevaplamanız. Bu konu başlığı altında forumumuzda konuyu tartışmaya açıyorum. Lütfen görüşlerinizi forumumuzda bizlerle paylaşınız… Haydi Pazarlama/Marketing Forumu üyelerimiz, sıkı bir beyin fırtınası yapalım…


Bilgütay Ümit Güzelbey
Pazarlama/Marketing Forumu (MOD) “


ve benim yanıtım;

O gün EPZ’de idim. Bence MMI güzel bir organizasyona daha imza attı. Emeği geçenleri tebrik etmemek imkansız.
1) Siz geleceğin pazarlamasını nasıl görüyorsunuz?
Gelecekte pazarlama nasıl olacak sorusu sanırım çok fazla insan için ciddi bir soru. Gelecekbilimciler ile çalışılması ve alınan veriler doğrultusunda tahmin yapılması daha mantıklı.
Pazarlama daha interaktif platformlarda işlerlik kazanacak. Gelecek mobil olacak! Mobil Marketing devrine girilecek ve bu kavram Nöro Marketing ile taçlandırılacak. Belki günümüzdeki gibi rahatsız edici pazarlama aktivitelerinin aksine bir çizgi olacak.
2) Gelecekte marka olmak için sizce ne yapmalı?
Kişiselleştirilmeye müsait, esnek marka anlayışında olmak gerekecek.
3) Ne olacak bu dünyanın hali:)
Ben Bob ve diğer birçok insanın aksine gelecekte kaos falan görmüyorum. Sadece durağan olmayacak dünya. Zaman daha hızlı akmaya başlayacak. Bu hız nedeniyle rekabet daha da kızışacak. Reklam, pazarlama, bilim, sanat enstrumanlarında haliyle değişiklikler olacak. Internet yerini daha farklı(adını koyamadığım) bir platforma bırakacak. İnsanlar iç dünyalarına çekilecek. Huzur aramak, kendiyle başbaşa kalmak ve bazı değerleri sorgulamak isteyecek. Bu sorgulamalarını daha sağlıklı yapabilmeleri için yeni ürünler, yeni hizmetler girecek hayatımıza. Doğal olarak bu noktada 1.soru ve 3.soru birleşecek:)”

Kas 20, 2006 - Genel    No Comments

Bir Last Fm var onlineda

Gramafon, teyp, radyo, kaset çalar, müzik seti, cd çalar, bilgisayar, mp3 player, i-pod ve Internet. Her yerde ve her zaman müzikle olalım diye sürekli gelişen bir teknolojinin basamakları bunlar. Internet basamağında durup, Internet radyolarına bakıp lLast Fm’e bir gözatın derim. Dünyanın birçok ülkesine paralel olarak ülkemizde de ciddi bir dinleyici kitlesi bulunan bu radyoda, sevdiğiniz bir kaç parçayı seçiyorsunuz ve hemen ardından radyo otomatik olarak size sevebileceğiniz başka parçaları sıralıyor. Bu konuda da oldukça başarılı ve sağlam bir arşive sahip. Dilerseniz forumlara girebiliyor, işi sadece müzik olan ve başka kaygılar gütmediği için gayet objektif olan üyelerin yorumlarını okuyabiliyorsunuz. Kendinize ait bir liste yapabiliyor, liste seçeneklerini kullanarak bir şarkıyı sevdikleriniz arasına katabilyor yani “love” edebiliyorsunuz. Yahut “ban”leyebiliyor ve “Ben bu şarkıyı sevmedim. Bir daha çalma” da diyebiliyorsunuz. sevdiğiniz kişilerin, grupların konser programları ve kendileri ile ilgili bilgileri parçanızı dinlerken görebiliyorsunuz. Kendinize ait bir sanal grup oluşturabiliyor, oradan kişilerle yazışabiliyorsunuz. Bunun için bilgisayarınızda kocaman yerler açmanıza da gerek kalmıyor. Ses kalitesinin de pek muazzam olduğunu belirtip gidiyorum.

Kas 17, 2006 - Genel    No Comments

Gülse Birsel, Avrupa Yakası ve Hint Kumaşları

Bir ekibiniz var ve siz o ekiple harika işler çıkarıyorsunuz. Müşterilerinizin tümü sizi “bir ekip” olarak benimsemiş. Ama ekipteki birkaç kişiyi daha çok seviyor, daha çok alkışlıyor. Sonra ekibin içinden kara kedi geçiyor. Müşterilerce en çok benimsenen iki elemanınız, grup içindeki bir takım anlaşmazlıklar nedeni ile ekibi terkediyor. Oturup düşünüyorsunuz. İş devam ediyor ama müşteriler de sizi sıkıştırıyor. İlle de giden elemanları istiyorlar. Rakiplerinizin de başına bu tip hadiseler geliyor. Onların izlediği yol belli; “En kısa zamanda ekibi dağıtıp, zaten kazanacağımızı kazandık, bu projenin de miadı doldu, deyip, yeni bir ekip ve proje için kolları sıvamak.” Siz ise bambaşka bir şey yapmayı deniyorsunuz. Oldukça riskli bir şey. Sektörünüzde olmayacak bir şey. Giden elemanların yerine birkaç eleman daha almak ve ekipteki her kişiyi önemli hissettirmek. Müşteri gözünde “as eleman” değil, “as ekip” imajını oluşturmak! Başarıyor musunuz? Zor ve riskli bir çalışma ama oluyor.
Avrupa Yakası’ndan ve Gülse Birsel’den bahsediyorum. Volkan, Şesu ve Selin gibi üç önemli karakteri hayatımıza sokmuş iken, birden kaybetmek! Aynı seyredilme grafiğini yakalamak oldukça zor bir iş iken, bu hafta bana gelen maillerde diziden replikler ve bazı bloglarda da görüntüler vardı. Ben bile oturup izleme ihtiyacı duydum. Gayet keyif aldım ve bazı cümleleri çok beğendim. İşte yeni sezon ve ekipten dillere pelesenk cümle ve karakterler;
*Kubilay “Bu kadroyu çok başarılı buldum yahu!”
*Gafur: “Beni beyenmiyör müsünüz?”, “Saçlarını da uzatsan tam süper olcağh.”
*Makbule: “Kolonyağı alır mısınız?”
*Burhan: “Ben de Beyaz Türk’üm. Ben de sizdenim. Niyi bini aranıza almag istemiysiniz anlamıyorum ki?”

Kas 15, 2006 - Genel    No Comments

Ihhmmm Magnum!

Bu Magnum krizi ilk ne zaman çıktı anımsamıyorum. Ama çıktı çıkalı bir fenomen olduğu kesin. Ben sadece 2 defa yemiş ve gayet nefret etmiş biriyim. Neden? O dayanılmaz çikolatalı kaplamanın içindeki nesne, yağlı krema yiyormuşum hissini çağrıştırdığı için. Her reklamı ve bilboardı ile gönlüme taht kursada(Gerçi son bilboardlarında biraz içim kalkmadı değil. Birden kendimi konu mankeninin yerine koydum ve “ıyğhh” dedim. Elime bile çikolata bulaşsa rahatsız oluyorum. Nerde kaldı yüzüme gözüme çikolata sürsünler.), ağzıma ve mideme aynı tahtı kuramamıştır. Ben bunları düşünürken, Magnum yetişti ve “madem sen çikolatalı kaplamamızı çok seviyorsun, al o zaman sana yeni Magnum çikolata” dedi. Dondurmadan sonra çikolataya da el atan Magnum, bu konuda tam not almıştır. Gerçi biraz pahalı ama Magnum ne zaman ucuz oldu ki? Değil mi? Birde şimdi buraya Magnum’la ilgili bir link koymak isterdim ama bulamadım. Büyük eksiklik! Hem de çok büyük!

Kas 13, 2006 - Genel    No Comments

Princess Beatrice ve Pazarlamanın Gücü

İngiliz prenses Beatrice’in, Virgin Havayolları’nın uzaya yapacağı ilk ticari uçuşun yolcuları arasında olacağı belirtilmiş. Sizce bir prensesi hem de uzaya çıkma merakı olmayan bir prensesi, böylesi heyecanlı, sıradışı ve pahalı bir uçuşa nasıl ikna edersiniz? Richard Branson bir yol bulmuştur değil mi? Aslında zorlasa bulurdu ya bu kez işi onun kadrosundan birileri yapmış. Virgin Havayolları satış ve pazarlama departmanında çalışan David Clark, prensesi ikna etmeyi başarmış. Clark prensesin önceleri bu yolculuktan korktuğunu ancak daha sonra bu deneyimi yaşamaya ikna olduğunu söylemiş. Uçuşun fiyatı 100.000 sterlin ve Prenses Beatrice’in bu parayı ödeyip ödemeyeceğini Clark açıklamamış.
Küçük bir detayı atladım sanırım. David, Beatrice’in erkek arkadaşı. İknanın nasıl gerçekleştiğini çok sorgulamayın yani:) Şu Richard ve ekibi amma enteresan. Pazarlama bölümünde çalışan elemanının sevgilisi bir prenses! Bu çalışan sevgilisini uzaya çıkmaya ikna ediyor. Şirketine bu kadar inanıyor, şirketini özel hayatının içine bile böylesi sokuyor. Anlaşılan bizdeki birçok çalışan gibi firmasına inanmazlık etmiyor:)

Sayfalar:12»