Pazartesi, Ekim 02, 2006

Patent İntihali Engeller mi?

Marketingist Fuarı bitti. Ben de çok yoruldum. Hem TÜYAP'ın uzaklığı hem Ramazan'ın etkisi derken, işbaşı yaptım. Türkiye'de "Pazarlamacılar Giremez" mantiğının karşısına "Marketingist: Pazarlamaya Açılan Kapı" can simidi ile çıkılalı çok olmadı. Her yıl daha bir gelişen fuar, seneye bakalım neler sunacak bizlere.
----------
Şuan yazı yazacak durumda değilim ama daha önce Marketing Türkiye Dergisi için yazdığım ve küçük bir kısmının yayınladığı yazımın tam içeriğini buraya zerkedeyim. İyi okumalar ve yorumlarınızı beklerim. Konu, hepimizin konusu. Ben kendi penceremden ancak bu kadar bakabildim.

"Türk insanı muazzam üretkendir. Sürekli yeni şeyler üretir, icatlar yapar, keşif ehlidir. Ama fikrinin, icadının, tasarımının ardına düşmeyi sevmez. Filmlere replik olan şu cümle ile yetinir çok defa;
"Şerefsizim benim aklıma gelmişti." Yahut;
"İyi de, ben sadece aklıma geleni söyledim. Akıllı adam almış ve işi sonuca bağlamış. Ne diyebilirim ki, "helal olsun"dan başka?" ile avunur. Bazen de;
"Bu fikir, tasarım, icat..vs bana aitti ama birileri aşırdı ve beni safdışı bıraktı." deyip işi öğrenilmiş çaresizliğin kollarına atar.
Fikrin kıymetini takdir edemediğimiz aşikar. Tasarımınsa fuzuli göründüğü, son birkaç yıldır telaffuz edildiği bir gerçek. Hal böyle olunca, etrafımız birbirini anımsatan, benzer, tıpatıp aynı ürün ve hizmetlerden geçilmez olmuş durumda. Biri bir şey yapar ve tutarsa, başka birileri de aynı şeyi, tek kuruş katkı yapmadan yapmaya başlıyor. Üstelik bu işi yapanlar, üretmenin ne demek olduğunu ve o sancıyı bilmeyecek insanlar da, firmalar da değil. Ciddi bir kısır döngü içinde, birileri küçücük-inanın küçücük- farklar ile üste çıkıyor. TV'ye bakılınca bu durum çok iyi görünüyor. Diziler, programlar, reklamlar, haberler...birbirinin aynı neredeyse. Temizlik ürünleri reklamlarına baktığımda hep aynı şeyi görüyorum. Son 2 haftadır kullandığım deterjanı Persil diye kullanıyordum. Dün fark ettim ki, Peri diye bir markayı kullanıyormuşum. Renkler aynı, ambalaj aynı. Bir tek fiyat faklı ki, onu da toplu alışveriş yapınca gözden kaçırmış olmalıyım.
Yaptığım iş gereği hergün onlarca broşür ile hemhal oluyorum. İnanın binlerce broşürün içinde farklı olan ya 1 ya 2 tane. Farklı olanlardan birini elime aldım ve firmasını aradım. Tebrik ettim. Ancak inanılmaz bir hızla güzel fikirler kopyalanıyor ve aynısı ile ortalıkta arz-ı endam ediliyor. "Bak biz de yaptık" a varıyor iş. Varmasaydı bu kadar hızlı bir patlama yaşar mıydı patent firmaları?
Ben bunları diyorum diye, birilerinin kendini kasıp fark yaratmak derdine gireceğinden çok umutlu değilim ama olur da birileri fark atmak derdine düşerse, uzağa gitmeye gerek yok. İnsanlara fikirlerini sorun ve fikri ödüllendirin. Gerisi kendiliğinden gelir."

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Merhaba destan.
Blogunu hiç Firefox'tan gördün mü?
Blogun Firefox'ta boş görünüyor ve yazıların görünmüyor.

destan dedi ki...

Blogum bir yenilenme sürecinde. Affınıza sığınarak. Birkaç güne düzelir.

Bekir L. Yildirim dedi ki...

Arzu Hanim,

Pazarlamacilik en Fransiz oldugum konulardandir. Bilgi, emek urunu oldugu asikar olan blogunuza bir iki satir birseyler yazmak istedim, biraz bilgimin oldugu bir baslik olarak ancak bunu bulabildim. Sahaniza verdiginiz onem "yapilmaya degen her sey dogru yapilmaya da degerdir" sozunu dustur edindiginizi gosteriyor.

Once hayatta degistirmek istediginiz uc seyi de pazarlama ile yapabileceginize inanmaniz bayagi ilginc geldi bana. Biraz daha aciklasa idiniz keske. Burdaki bilgiye dayanarak benim cikrimim: Herkes her seye el atamaz, fazla utopik hedefler koymak yerine birikiminin kapasitesinin, yeterli oldug ilgisini ceken, gercekten fark yaratabilecegi dar alanlara sinirlamali kendisini. Bilmem dogru anladimmi?

"Patent intihali engellermi" sorunuza benim cevabim "evet, zaten patent bunun icin icad edilmistir" dir. Patenti ben bilmeyen birine tarif ederken zaman zaman "bilginin (veya fikrin) tapusu" terimini kullanirim. Ama pratikte tabiiki bu kelimenin ifade ettigi kadar basit degil. Arsanin, tarlanin sinirlarini belirlemenin bile kolay olmadigi dunyamizda fikir gibi soyut bir nesnenin tapusunda sinirlari belirlemenin zorlugu ortada.

Ama prensip budur patentte veya copyright'ta (telif hakki?) Patent verilirken bulus yapan kimseye denilen sudur esasen: Sen bunu herkese acacaksin; bu sahadaki insanlar bu aciklamana bakarak buldugunu iddia ettigin seyi uygulayabilmeliler. Buna karsilik sana tapu veririz; birisi aynisini yaptiginda tapunu kullanarak bulusunu korursun. Bu paten kanunlarinda gecen ifadelere benim yorumum, ya da aciklamam. Bir fikrin veya urunun kendisine ait oldugunun en gecerli lega koruyucusudur atent ama tek koruyucusu da degildir.

Piyasada gordugunuz bir mamulun aynisini, degisik ambalaj ile, teknik bir yenilik katmadan sunulmasi intihal veya patent hirsizligi olmak zorunda degil. Patent sahiplerinin cogu zaten patenti, baskalarinin kullanmasi icin alirlar. Bircok imalatci irmalar bir patentte anlatilan teknolojiyi uygulamak istediklerinde paten sahibi veya temsilcisine muracat eder ve lisans alirla, belirli sureler icin, ucret karsilginda. Lisanssiz olarak yapanlar da vardir eminim ozellikle "zihinsel urun" tapularinin cok Sikca ihlal edildigi, hemen herseyin korasinin yapilsdigi Turkiye gibi ulkelerde. Bu durumda legal proses mahkeme onnde "fikir hirsizligini" isbatlamaktir.

Bir de kendisinin olmayan bulus icin patent alma durumlari vardir. Burada Paten Kurumlarinin gorevi bir bulus iddiasina patent vermeden o sahada verilmi patentleri, yazilmis tbligleri, halka mal olmus urunleri, yani o ana kadar ne yapilip yaopilmadigini arstirip, muracatcinin gercekten yeni birsey ica edip etmedigine karar vermektir. Bunun icin de belirl sorgulamalar vardir. Cogunlukla bu fikir hirsizligi baskasinin bulusun aynen kopye etme degil, o sahadaki ortlalama birinin bilgisi ile (diyelimki muhendis) yaplabilecek "obvious" yani bulus sayilmayacak derecede aleni degisiklikler yapmasidir. Iste patent inceleyicsinin en onemli gorevlerinden biri muracatcinin daha once bilinen uzerine yaptigi degiskligin o sahadaki "ordinary" bilgi ile "obvious" olup olmadigina yani "ionnovation varm yokmu" sorusuna cevap vermektir. Bunun icin de sahasindaki teknolojiye hakim olmak neden koye veya siradan bir degisiklik oldugunu bir teknik rapor ile aciklamak zorundadir. En azindan teknolojide gelismis ulkelerde prosedur budur. Tabiiki patent veren kuruluslarin bunu ne kadar iyi yapabildikleri elemanlarin kalifikasayonu ve maddi imkanlarla orantilidir. ABD ve Avrupa'da patent icin alnan ucretler yuksektir; ve dolayisi ile Patent Daireleri b ucret karsiliginda pek cok teknik, ticari veritabanlarina girerek arstirma yaparlar. Bu veritabanlarinin pek cogu ticaridir; yani paten daireleri bunlara yuklu parala oderler.

Bircok buyuk firmalar cok ozel bir teknoloji veya formulleri oldugunda, buna patent alir ve b patent ile sadece kendileri uretirler, teknolojiyi rakipleri ile paylasmayip ticari avantaj saglamak icin. Coca Cola'nin formulu gibi. Bazilari da o teknolojiy satarak para kazanirlar; ornegin Turkiye'deki sanayi tesislerinde kullanil;an teknolojlerin hemen hepsi baskalarinin patentlerinin lisans hakki ile uretilir; ornegin, bircom ilac kutularinin uzerinde Eczacibasi mamulu yazsa da, Merck, Marion Russel, Pfizer...vb lisansi ile uretildig yazar.

Neyse fazla detaya girdim galiba. Daha once de soyledigim gibi ilerde paten kavrami uzerine bir yazi yazmayi dusunuyorum.

Calismalainizin siz ve insanlik icin hayilara vesile olmasini dilerim.

destan dedi ki...

Temenni ve bilgileriniz için teşekkür ederim Bekir Bey.

Kitap

Outliers (Çizginin Dışındakiler)

Başarılı insanların zeki ve hırslı oldukları söylenir. Outliers’ta Malcolm Gladwell başarının gerçek hikâyesinin bundan çok farklı olduğunu ve bazı insanların neden başarılı olduğunu anlamak için, bunların çevrelerine daha dikkatli bakmamız gerektiğini iddia ediyor. Mesela aileleri, doğum yerleri ve hatta doğum tarihlerine... Başarının hikâyesi başta göründüğünden daha karmaşık ve çok daha ilgi çekici. Outliers, Beatles ve Bill Gates’in ortak yanlarının ne olduğunu, Asyalıların matematikteki olağanüstü başarısının sırrını, star sporcuların bilinmeyen avantajlarını, tüm New Yorklu avukatların özgeçmişlerinin neden aynı olduğunu ve dünyanın en zeki adamının neden adını bile duymadığınızı açıklıyor. Bunların hepsi de nesiller, aile, kültür ve sosyal sınıflar açılarından açıklanıyor. Gladwell’in iddiasına göre, bir Silikon Vadisi milyarderi olmak istiyorsanız, hangi yıl; başarılı bir pilot olmak istiyorsanız nerede doğduğunuz çok önemli. Çizginin dışındakilerin —yani normal beklentilerin ötesinde başarıyı yakalayan kişilerin— hayatları tuhaf ve alışılmadık bir mantık izliyor. Gladwell bu mantığı basitleştirirken insanın kendi potansiyelinden en yüksek seviyede nasıl yararlanacağı konusunda heyecan verici bir plan sunuyor. Malcolm Gladwell, Tipping Point kitabında dünyayı anlama şeklimizi değiştirmişti. Blink’te düşünme hakkındaki düşüncelerimizi değiştirdi. Outliers’taysa başarı konusundaki anlayışımızı değiştiriyor.

Görünmeyen Ekonomi

Amerika’nın en parlak genç ekonomisti Steven D. Levitt’in sıra dışı yaklaşımıyla ekonomi bilimine getirdiği yeni boyut, “Görünmeyen Ekonomi” adlı kitapta yer alıyor. Kitap, insan kılığında birer hesap makinesi olan bildik ekonomicilerden farklı Levitt’in yaşama yönelttiği ilginç soruları, ateşli merakı, doğru sezgileri ve rakamların saf gücüyle dünyanın gerçekte nasıl işlediği konusuna açıklık getiriyor. Steven D. Levitt’in The New York Times’ın ünlü gazeteci – yazar Stephen J. Dubner ile birlikte kaleme aldığı, farklı konseptiyle, sade, sürükleyici anlatımıyla “Görünmeyen Ekonomi”, gündelik hayat meseleleri ve muammalarıyla ilgili her sorunuza yanıt bulabileceğiniz bir kitap olabilir.

Konu Başlık

Prof. Dr Şule Özmen'in bu kitabı, ağlarla birbirine bağlanan bilgisayar ve mobil iletişim araçlarının yarattığı değişimin ekonomik hayata yansıyan en önemli sonuçlarını, yeni ticaret yollarını ele alıyor. Bu ticaret yolları tüm dünyada, geleneksel iş modellerinin ve türüne odaklı yapılanmaların dışında bir gelişme göstermektedir. Yeni bir ticaret yolu olarak ortaya çıkan elektronik ticaret işletmelerin ve insanların yaşamına hızla girdi ve giderek artan bir oranda kabul gördü, tercih edildi. Ancak bu yolu seçenlerin bir bölümü başarılı olurken, bazısı başarısız oldu. Ne var ki, bilgi çağında kaçınılmaz bir seçenek haline gelen elektronik ticaret için araçları iyi kullanmak, hedeflenen amaçlara en kısa, verimli ve etkin biçimde erişmek için de sağlam bir alt yapıya sahip olmak gerekmektedir. Prof. Dr. Şule Özmen kitabında, bu alt yapının oluşturulması bağlamında, E-Ticaret'teki tüm gelişmeleri, E-İş modellerini, E-İşletme stratejilerini, müşteri ilişkilerinden pazarlamaya, veri ambarından veri madenciliğine, E-Ticaret'teki sistemlerden, E-İşletmelerdeki güvenliğe kadar E-Ticaretin tüm konularını inceliyor. (Tanıtım Yazısından)