Salı, Haziran 27, 2006

Marketing*(Turkiye&Blogları)

Pazar-lama ile biraz içli-dışlı olan hemen herkesin aşina olduğu bir dergi olan Marketing Türkiye, blogların gücünü ilk keşfedenlerden olarak, pazar-lama bloggerlarıyla yaptığı toplantılardan sonra, online ortamda, sitesinde Marketing Blogları temasıyla yeni bir satır açtı. Aynı zamanda RSS olayına da girerek, iki yenilik için de benden, "hayırlı olsun" notu aldı.

11 yorum:

A. Selim Tuncer dedi ki...

Yazılarını niye durup durup birden boca ediyorsun sevgili kadeşim. Bizi de düşünsene biraz! :)

Meltem Günyüzlü dedi ki...

Arzucum selam
sitenin yeni halini begendim :)

PazarOla! dedi ki...

Sevgili Arzu,
Oldum olası "olay" kelimesinin joker gibi kullanılmasından rahatsız olmuşumdur.
Tarz oluşturduğun da tahmin edilebilir ama yine de bizler ifadelerimizi elimizden geldiğince düzgün/kurallı biçimde harflere döksek diyorum.
"N'olcek bu dilimizin hali?" mi güzel, "Ne olacak bu dilimizin hali?" mi?
Samimiyet ve doğallığını da bozmanı arzu etmeyiz, onu da bilin yani... Malum, pazarlama denge işidir.
Dedim de, aklıma geldi.
Bu ifadenin tersi de doğru: Pazarlama dengeleri bozma işidir.
Ne dersiniz?

destan dedi ki...

Sevgili AST, haklısın ama haftalık biriktirip, nete girdikçe ekliyorum postları. Boca ettiğim kısmına alınmış olsam da, maksadım kirliliğe neden olmak değildir.
Sobe Kız Meltem, yakında sayfada bazı değişklikler olacak. Blogunun linkinin de yer aldığı bu değişimden sonra, okurlar senin yazdıklarından, benim gibi istifade edecekler.
İsmail Hocam, sizi blogumda görmeyeli çok oldu. Gelişiniz hoş oldu. Yine bir şeyler öğrendim.

A. Selim Tuncer dedi ki...

Aşkolsun. “Boca etmek” fiili boca edilen şeyin muhtevasıyla ilgili bilgi vermez. Kıymetli şeylerin az bulunmasından dolayı daha az “boca” edildiği doğruysa da, tasarruf sahibi bir insan kıymetleri biriktirip biriktirip sonra yine senin gibi “boca” etmesi ihtimal dairesindedir.

Bak, hiçbir kötü mânâ yok! TDK Türkçe Sözlük:

1. Geminin başını rüzgâr almayan tarafa çevirmek:
"Ne var ki Ateşoğlu dümendeydi. Yükseldi, yine boca etti."- Halikarnas Balıkçısı.

2.mecaz  Birden çevirip boşaltmak, dökmek:
"Şarap koyuyorum diye sirke şişesini boca etmişsin."- H. R. Gürpınar.

destan dedi ki...

Sevgili AST,
Boca sanırım, bolcadan kısaltılarak elde edilmiş bir kelimedir.Bir de kelimenin akla düşürdüğü ilk anlama dayanarak yorumunuzu cevapladım. Ama siz bana hangi anlamda söylerseniz söyleyiniz alınganlık göstermem, bilesiniz.Hem yazdıklarımı okumuş hem de vakit ayırıp yorum yazmışsınız. Bence alisiniz.

A. Selim Tuncer dedi ki...

Ne demek, tabii okuyacağım. Zaten ben okumam, sen okutursun. Bunu da yapıyorsun.

Bu arada Molla Kasım’lık yapmayı da ihmal etmem tabii.

Ses benzerlikleri yanıltıcı olabiliyor. Sözcüğün bolcayla ilgisi yok. Aslı İtalyanca, poggia. Bir denizcilik terimi.

Türkçe’de, kendini gizleme başarısı gösteren o kadar çok İtalyanca ve Rumca sözcük var ki, çoğunu Türkçe sanırız.

Sevgiler.

destan dedi ki...

Molla kasım'ların olduğu bir yerde kolay kolay hata çıkmaz. o halde , devam...

Adsız dedi ki...

I found this site using [url=http://google.com]google.com[/url] And i want to thank you for your work. You have done really very good site. Great work, great site! Thank you!

Sorry for offtopic

Adsız dedi ki...

[url=http://platinconne.freehostia.com/map.html]free movies download[/url] parampampam!

Adsız dedi ki...

Bravo, magnificent phrase and is duly

Kitap

Outliers (Çizginin Dışındakiler)

Başarılı insanların zeki ve hırslı oldukları söylenir. Outliers’ta Malcolm Gladwell başarının gerçek hikâyesinin bundan çok farklı olduğunu ve bazı insanların neden başarılı olduğunu anlamak için, bunların çevrelerine daha dikkatli bakmamız gerektiğini iddia ediyor. Mesela aileleri, doğum yerleri ve hatta doğum tarihlerine... Başarının hikâyesi başta göründüğünden daha karmaşık ve çok daha ilgi çekici. Outliers, Beatles ve Bill Gates’in ortak yanlarının ne olduğunu, Asyalıların matematikteki olağanüstü başarısının sırrını, star sporcuların bilinmeyen avantajlarını, tüm New Yorklu avukatların özgeçmişlerinin neden aynı olduğunu ve dünyanın en zeki adamının neden adını bile duymadığınızı açıklıyor. Bunların hepsi de nesiller, aile, kültür ve sosyal sınıflar açılarından açıklanıyor. Gladwell’in iddiasına göre, bir Silikon Vadisi milyarderi olmak istiyorsanız, hangi yıl; başarılı bir pilot olmak istiyorsanız nerede doğduğunuz çok önemli. Çizginin dışındakilerin —yani normal beklentilerin ötesinde başarıyı yakalayan kişilerin— hayatları tuhaf ve alışılmadık bir mantık izliyor. Gladwell bu mantığı basitleştirirken insanın kendi potansiyelinden en yüksek seviyede nasıl yararlanacağı konusunda heyecan verici bir plan sunuyor. Malcolm Gladwell, Tipping Point kitabında dünyayı anlama şeklimizi değiştirmişti. Blink’te düşünme hakkındaki düşüncelerimizi değiştirdi. Outliers’taysa başarı konusundaki anlayışımızı değiştiriyor.

Görünmeyen Ekonomi

Amerika’nın en parlak genç ekonomisti Steven D. Levitt’in sıra dışı yaklaşımıyla ekonomi bilimine getirdiği yeni boyut, “Görünmeyen Ekonomi” adlı kitapta yer alıyor. Kitap, insan kılığında birer hesap makinesi olan bildik ekonomicilerden farklı Levitt’in yaşama yönelttiği ilginç soruları, ateşli merakı, doğru sezgileri ve rakamların saf gücüyle dünyanın gerçekte nasıl işlediği konusuna açıklık getiriyor. Steven D. Levitt’in The New York Times’ın ünlü gazeteci – yazar Stephen J. Dubner ile birlikte kaleme aldığı, farklı konseptiyle, sade, sürükleyici anlatımıyla “Görünmeyen Ekonomi”, gündelik hayat meseleleri ve muammalarıyla ilgili her sorunuza yanıt bulabileceğiniz bir kitap olabilir.

Konu Başlık

Prof. Dr Şule Özmen'in bu kitabı, ağlarla birbirine bağlanan bilgisayar ve mobil iletişim araçlarının yarattığı değişimin ekonomik hayata yansıyan en önemli sonuçlarını, yeni ticaret yollarını ele alıyor. Bu ticaret yolları tüm dünyada, geleneksel iş modellerinin ve türüne odaklı yapılanmaların dışında bir gelişme göstermektedir. Yeni bir ticaret yolu olarak ortaya çıkan elektronik ticaret işletmelerin ve insanların yaşamına hızla girdi ve giderek artan bir oranda kabul gördü, tercih edildi. Ancak bu yolu seçenlerin bir bölümü başarılı olurken, bazısı başarısız oldu. Ne var ki, bilgi çağında kaçınılmaz bir seçenek haline gelen elektronik ticaret için araçları iyi kullanmak, hedeflenen amaçlara en kısa, verimli ve etkin biçimde erişmek için de sağlam bir alt yapıya sahip olmak gerekmektedir. Prof. Dr. Şule Özmen kitabında, bu alt yapının oluşturulması bağlamında, E-Ticaret'teki tüm gelişmeleri, E-İş modellerini, E-İşletme stratejilerini, müşteri ilişkilerinden pazarlamaya, veri ambarından veri madenciliğine, E-Ticaret'teki sistemlerden, E-İşletmelerdeki güvenliğe kadar E-Ticaretin tüm konularını inceliyor. (Tanıtım Yazısından)