Bu ne iştir anlamadım ki?


Asya Finans—->Bank Asya—->Katılım Bankacılığı =
- Bir dünya devi ile aynı hafta halka arz edileceksiniz ve dünya devi Coca Cola’yı, Türkiye’yi, dünyayı ağzı açık bırakarak beklenenin 50 kat fazlası talep göreceksiniz,
- Hakkınızda “sakallı-bıyıklı yabancı” desteği aldığınız söylenecek ama bu sayede toplumun borsayı ve bu kelimeleri öğrenmesini sağlayacaksınız,
- Londra, Frankurt, Dubai gibi yabancı ülkeler başta olmak üzere, 4 küsür milyar dolarlık yabancı talep alacaksınız,
- Bir haftada yurtiçi ve yurtdışında hakkınızda neredeyse 2 senelik haber çıkacak,
- Eleştiren de şaşıracak, takdir eden de,
demek olduğunu acaba düşünmüş müydünüz? Aslolan başarının sürdürülebilir olmasıdır. Bakalım İMKB’de durum önümüzdeki günlerde nasıl olacak? Bank Asya’da neler olacak? Büyüklüğün ve bunca rağbet görmenin hakkı nasıl teslim edilecek?
Büyük bir adım. Diğer faizsiz kazanç maksadı ile yola çıkılan rakipleriyle, arayı epey açan Bank Asya’yı zor ve mecburi profesyonel günler bekliyor. Gözler üzerinizde ve tabiki tebrikler!

Avrupada Bir Türk Forvet: Erdoğan



AB-Latin Amerika zirvesi çerçevesinde yapılacak futbol maçından önce Viyana sokaklarındaki panolara, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın futbolcu forması giymiş posterleri asılmış. Avrupalı Türk Demokratlar Birliği’nin (UETD) Avusturya şubesince hazırlanan 500 kadar posterde, Başbakan Erdoğan’ın 56 numaralı(Siirt’in plakası) milli takım formasıyla fotoğrafı ve Almanca olarak, ”AB takımının yeni forveti, birlikte daha güçlüyüz. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan” ifadeleri yer almış. Biz Türklerin bu çıkışını zirvenin basın görevlileri takdirle karşılamışlar. Bence de hoş olmuş. İlginç ve kayda değer bir tanıtım. Ama posterlere net üzerinden ulaşamadım.

Melih Arat’tan Sıradışı Bir Kitap


Melih Arat’ın yeni kitabı Sıradışı Yaşam Becerileri alındı ve afiyetle okundu:) Kişisel gelişim kitaplarına çok benzemeyen, kendine özgü kurgusu ve teknikleri ile, rafa kaldırılacak değil, bilakis yol rehberi yapılacak bir kitap olduğu kanaatine varıldı. Tüm bu kanaatlerden sonra siz değerli kaarilere, blog takipçilerine öneridir. Kitapta dikkat çeken unsurlardan biri, bir Melih Arat klasiği haline gelen, akıl jimnastiği soruları. Kitap okunurken, soruları sıradışı algılıyor ve sıradışı çözmeye oturduğunuz yerden başlıyorsunuz. Haa! unutmadan;
sıradışılık = değildir marjinallik, dememe gerek yoktur sanırım.

–Kitaba Dair–
- Her gün, her hafta, her ay, her yıl beyin hücrelerinizde karıncalanmayla başlayan bir yenilenme hissetmek;
- Hayata daha olumlu bakmak;
-Hayatınızın aşkını bulmak, bulduğunuz aşkı hiç yitirmemek ya da yitirdiğinizi yeniden kazanmak;
- Çevrenizdekilerle ilişkilerinizde yeni bir evreye atlamak;
- Kariyerinizde bir sıçrama yapmak;
- Dünyayı yeni bir gözle görmek ve içindeki armağanları keşfetmek;
- Bu kitabın sayfaları arasından sızan ışığı, enerjiyi ve sıcaklığı yaşamınıza yansıtmaK istiyorsanız, Sıra Dışı Yaşam Becerileri’ni başucu yapmayı düşünebilirsiniz.
New York’ta, İstanbul’da Londra’da, İzmir’de seminerlerine katılanların yaşamlarını derinden etkileyen Melih Arat’ın bu kitabı, hiç beklemediğiniz kapıları açabilir ve sizi hiç ummadığınız başarılara taşıyabilir.

Hilmi Yavuz’a…Vefadır Aslımız İşimiz Pazar-lama Olsada

Lisedeyken yurdumun en doğu ucundan birindeydim ve alabildiğine kitap okurdum. Sık sık kitap sıkıntısı yaşar, edindiğim mektup arkadaşlarımdan kitaplar isterdim. Bir Hilmi Yavuz şiirleri sevdam vardı o vakitler. Ne severdim Yavuz’un şiirlerini. Mektup yazardım muhtereme. Bir gün postacı O’ndan bana gelen mektubu vermişti de, az daha düşüp bayılacak olmuştum. Kendi el yazısı ile, daha sonra kitap ismi olacak şiirini yazmış ve bana armağan etmişti. Gözümde öyle yüce bir yerdedir ki, şimdi 70. yaşını kutlarken, diledim ki ben de kutlayayım. Kibar, latif, beyfendi, kalemşör, kültür deryası, sanat şimşeği güzel insan, 70.kez hoş geldiniz, safalar getirdiniz aleme.
DOĞU SEVDALARI-1
sevda derinlerdedir, oysa Ferhat
üstünü kazmada dağın
kalbimin, yani o yağmur
ve acıdan ocağın
madenini, laciverdi ve mahmur
bir ağrıyla delmede
şirin
ve en asılmaz, en derin
bir şiirin yurt edindiği
billur bir köşke girmede
Leyla
ve mecnuncun, yani o çölden
ve ağıttan otağın
önünde, bir adak gibi
ölüme diz çöktürmede
Leyla
ve yakut, şafak ve irin
ile emzirdiği bir gözün
boynunu vurmada
şirin
sevda derinlerdedir, oysa Ferhat
üstünü kazmada dağın

Penti Promosyon Olarak Oje Yahut Uhu Versin!


Çorap tutkum var benim. Koleksiyoncu edasıyla öyle çok ve farklı çoraplar alırımki, çok defa arkadaşlarım, “bunu giyinmeyi düşünmüyorsun değil mi?” demekten kendilerini alamazlar. Son yıllarda ürün yelpazasi beni çoktan geride bırakan çorapların özellikle tül kısmı ile ilgili diyeceklerim var. Kadınlık alemi açısından pedlerden sonra en büyük devrimlerden biri olduğunu düşünürüm.
Vog, Öğretmen Çorabı, Parizien, Müjde, Penti şimdilik aklıma gelenler. Çeşitler arttı. Önceden gider numara verir ve çorabımızı alır gelirdik. Sanırım 86 açık ara öndeydi:) Şimdi bir çorap almaya gidiyoruz, 10 çorapla çıkıyoruz. Çoraplar iyi, hoş lakin gelin görün ki, dehşet bir kusurları var. Öylece dingin dingin duran ip düzinelerinin içinden, bazen bir bazen bir kaç tanesi “pat!” diye sıra bozar. Biz kadınlar buna “eyvahhhh! çorabım kaçtı!” sendromu diyoruz. Sendromu bilmeyen yoktur. Ama çözüm üreten de yoktur.Tamam kabul, kaçmayan çorap üretmek pazar-lama açısından mantıklı bir karar değil. Bunu uzun dönem bekledim. Hatta bir ara üretenler de olmadı değil ama ı ıhhh, olmadı o iş. Üreticiden çözüm çıkmayınca, biz bazı çözümler ürettik. Bu çözümlerden birini TRT’deki dikkat programlarından öğrendik. Efenim kaçan iki çorabı tek çorap olarak kullanarak, ekonomiye katkıda bulunup, israftan kaçma olayıydı bu yöntem. Hatırladınız değil mi? TRT’de günün belli saatlerinde, israfa karşı mücadele için, minik önerilerin yer aldığı kesitler olurdu. Neyse konuya döneyim. Bir diğer önemli yöntem, çantamızda hep acil durumlar için, yedek çorap bulundurmaktan ibaretti. Eğer çorabınız külotlu çorap ise, yedeğiniz olsa bile, değiştirecek yer bulamazdınız. Açmazdaydık ama yılmadık. Bir yol daha bulduk. Kaçan kısmı keşfedip, o nokta üzerine oje ya da uhu tarzı yapıştırıcı sürmek. Bu yöntem anlık bir çözümdü ve az-buçuk işe yarıyordu. Kaçığın ileri gitmesine mani oluyordu.
Nerden esti şimdi bu kaçan çorap muhabbeti demeyin. Metroda her Allah’ın günü Penti reklamlarını görüyorum. İçimden diyorum ki, ” e be Penti! sen bilmez misin bu güzellik sende de kalmaz? elbet birgün sen de kaçarsın. madem öyle, bi güzelllik yap ta, her çorabın yanına küçük bir tüp yapıştırıcı yahut oje koy. promosyon yap! kadınlar hem nostalji yapsın hem de daha çok çorap alsın.”

Kotler’den Inciler

Pazarlamanın amaci satisi gereksiz kilmaktir-Peter Drucker


Kotler’in A’dan Z’ye Pazarlama kitabi elimde. Zaman zaman altini cizdigim yerleri control ve tekrar etmek adina okudugum bu basucu kitabindan birkac not aktarmak istiyorum. Diyor ki;
-“Pazarlama cogu zaman satisla karistirilir.Pazarlama ve satis neredeyse birbirinin ziddidir. ‘Israrci satis pazarlamasi’ bir celiskidir. Uzun zaman once soyle demistim: “Pazarlama’ urettiginizi elden cikarmanin zekice yollarini bulma sanati degildir. Pazarlama, gercek musteri degeri yaratma sanatidir. Musterilerinizin daha iyi duruma gelmelerine yardimci olma sanatidir. Pazarlamacinin parolasi, kalite, hizmet ve degerdir.”
Demek ki, pazarlama ve satis uzmani, sorumlusu, muduru kavramlarina bir kez daha gozatmak gerekecek. Hele hele pazarlama departmanina eleman alirken, ikna kabiliyeti yuksek insan kavramindan vazgecmeye baslasak iyi olur. Takdir edersiniz ki, aslinda bu kavramin altinda “urunumu satacak israrci insan” istiyoruz yatar. Musterinin ya da calisanin kiymet-i asliyesi yoktur. Ama sorun degildir. Cunku, bu anlayistaki bir yerin de gelecegi yoktur.
-“Satis, ancak bir urununuz oldugunda baslar. Pazarlama ise,ortada henuz urun yokken baslar.” Oysa bizde durum nasilda farkli algilanmakta. Pazarlama elemani arayan firmalar ile son zamanlarda oldukca fazla hemhal olmaktayim. Ya daha once hic pazarlama departmani olmayanlar var karsimda ya da pazarlamaci basligi altinda satisci arayan insanlar. Ben ilk gruptaki firmalarda biraz afalliyorum dogrusu.
- Peki daha once bu faaliyetleri kim yurutuyordu efendim?
- Bizim firmamizda herkes her isi bilir ve yapar. Bu nedenle pazarlamayi da, satisi da, diger isleri de ben ve diger ortaklarimiz yuruttuk. Eee simdi buyuduk. Her ise yetisemiyoruz.
-Himm. Anliyorum.(Aslinda anlamiyorum.)
-“Pazar-lama, pazar hedefini vurma becerisidir.”
Isletmelerin kurulus amaclarindan en onemlisidir kar. Kara giden fazlasiyla yol vardir elbette. Ama muhim olan, sadece bugun degil yarin da kar elde etmektir. Yani gelecegi simdiden yonetmek. Urunà Hedef Pazarà Hedefi vurmak

7506’dan Konbara’ya

Telsim:
-Ooo Turkcell. Nereye boyle?
Turcell:
-N’olsun abi. Is-guc iste.Senden n’ber?
Telsim:
-Vodoylayiz iste.Atraksiyon yapmissin. Konbara falan..Oluyo mu boyle? Bahar kampanyasi olayin bu mudur? Bak bizim 7506 olayimiz var yillardir. Adini degistirip konbara deyince, kampanya mi oluyor bu simdi?
Turkcell:
-Ya abi o olay su. Tamamiyle musteri odakli bir uygulama. Anliyorsun degil mi?

Baklali Seker, Enginarli Jole, Karnibaharli Cikolata



Urun yelpazesi genis olan gida ureticileri neden spesifik tatlar uretmezler ki? Bir reyon dusunun ki, baklali sekerler, enginarli joleler, karnibaharli cikolatalar, pirasali krakerler, sadece menopoz donemindeki kadinlar icin dondurmalar, lohusa kadinlar icin serbetler, narli biskuviler, gece cok kitap okuyanlar icin havuc ozlu caylar ve ya balikla guclendirilmis cerezler, gul aromali sahlepler, cikolatali-sam fistikli kahveler, dereotlu-naneli yogurtlar, sutlu caylar-ki bunu pek bir severimJ-, balli-kaymakli-tereyagli bebek mamalari….

Lapiden mi Chewident mi?


Bu gunlerde radyo reklamlarini dinlemekteyim. Bir cogunu anlamakta gucluk cekmekteyim. Cunku, TV icin hazirlanan reklamlar radyodan anlasilmiyor. Israrla bu formatlari yayinlayanlara sozumuz yok. Kendileri bilir.
Radyo reklamlarindaki etkin guc melodilerdir. Ama benim algimdan gecince komik oluyor dogrusu. Lapiden reklamini gunlerdir Chewident reklami sanip dinlemekteyim. Muzikleri birbirini cagristiriyor ve zaten sozler cokta anlasilmiyor.
Lapiden Lapiden ooooo cigne ve gulumse.
Lapiden Lapiden oooo:)