Archive from Mart, 2006
Mar 31, 2006 - Genel    No Comments

ve İnsana Yatırım

Yatırım yapmak için en güzel alan insana yatırım olsa gerek. İşte size bir fırsat.
20 yaşındaki idealist bir öğrenciye yatırım yapmak ister misiniz? Bu öğrenci, resim konusunda yetenekli. İç mimar olmak istiyor. Resim kursuna ve dersaneye gitmek imkanı bulamamış. İki defa sınava girmiş ama yetenek sınavı ile öğrenci kabulü olayından geçememiş. Şimdilerde iç mimariye katkısı olur diye, Autocad ve 3D Max kurslarına gidiyor. Kurs bedeli ağırlaşınca kendisi de bir yerlerde çalışıp ödemelerini yapmaya uğraşıyor.
-Resim dersi verme konusunda yardımcı olunabilir.
-Biraz geç olsa bile dersane yardımı olabilir.
-Ya da aklınıza başka yatırımlar geliyorsa, destekleriniz için mail adresim mevcut.
Dilerseniz kendi bloglarınızdan da olayı duyurabilirsiniz.

Mar 31, 2006 - Genel    No Comments

Yeni Yatırımlar İçin İran’ı Düşünür müydünüz?

Geçen hafta İran’lı 2 aileye rehberlik ederek, İstanbul’u gezdirdik. Yabancı dil konusundaki yetersizliğim bir gün öncesinden karnımda kramplara neden olsada, korktuğuma değmedi. Aileler Azeri Türk’ü idi. Güzel güzel Azeri Türkçe’si konuştum:)
Ülkemiz onlar için öyle özel bir yerde ve bizlere öyle bir hayranlık ve saygı duyuyorlar ki şaşırdım. Çok kibar insanlar. Israrla ülkelerini onurlandırmamızı teklif ediyorlardı. Bir de ülkelerinde iş yapmamızı. Bir çok konuda bakir bir pazar olduklarını, fazlasıyla güvenli bir ülke olduklarını anlattılar. Halkın çok zengin olduğunu ama parayı harcayacak yerlerin olmadığından şikayet ettiler. Bir de benzin, elektrik, doğalgaz, sağlık ve eğitimin çok ucuz olduğunu ifade ettiler. Öyle ki, iki ayda gelen doğalgaz bedelinin 2 $ olduğunu, bu nedenle tatilde olmalarına rağmen, evde doğalgazı açık bırakıp geldiklerini keyifle söylediler. Özellikle Tahran’da lüks restoran konusunda ciddi açık olduğunu, yemek yemeği sevdikleri için bu konudaki tüm yatırımlardan iyi kazaçlar elde edileceğini belirttiler. Hele bu yatırımları Türkler yaparsa hiç kaybetmezler, demeyi de ihmal etmediler. Onlar böyle güzel ve iştahlı konuşurken,
-İyi ama itiraf etmelliyim ki, savaş söylentilerinin bunca dolandığı bir ülkeye yatırım yapmak bence akıl karı değil, dedim. Ortamı geren bu cümleme karşılık büyük bir rahatlıkla şöyle cevap verdi Hasan Bey;
-Savaş olmayacak, olamaz! Ben işadamıyım ve yatırımın nerede, nasıl, ne zaman yapılacağını bilmeseydim bunca yıldır iş hayatında tutunamaz, uluslararası işler yapamazdım. İş yapmak isteyin yeter ki, tüm destekleri veririm. Unutmayın, korkuyorsanız iş yapamazsınız! Çünkü,riskler hep vardır. Ama öyle ama böyle..
İran’a yatırım düşünen olursa durumlar böyledir.Adamlar gittikten sonra öğrendim ki, bu işadamları İran’ın çoook mühim işadamları imiş. Ama öyle mütevazi giyinmişlerdi ve öyle naziklerdi ki, dışardan bakınca bunu anlamak mümkün değildi. Bir de başarıların tüyolarını verdiler;
“İşçilerden önce iş yerinde olmak ve onlardan sonra iş yerinden ayrılmak. Çalışmak, çalışmak ve çok çalışmak, yeniliklere açık olmak, yatırım yapmak.”

Mar 31, 2006 - Denedim-Yazdım    No Comments

Tesadüf ve Knorr’un Aklımı Alışı

Öğrencilikten kalma bir alışkanlık ile, bardak çorbalara epey meraklıyımdır. Dün markette, Knorr’un yeni lezzetlerini görünce hepsinden birer tane alıp eve gittim. Elime çorbamı aldım ve gazetelere gözatmaya başladım. Aman Allah’ım dedim, nasıl güzel bir kokusu ve tadı var. Mısır çorbası ile aklım başımdan gitti desem yeridir. Karadeniz’de bir köy evinde gibi hissettim kendimi. Hemen yazmalıyım bunu diye düşünürken, Fikri Türkel’in Perşembe yazısına bakıp “hadi canım” demekten alamadım kendimi. Dünkü yazısında o da Knorr’dan övgüyle bahsediyordu. Tesadüf işte deyip gülümsedim. Knorr’a tebriklerimi sunuyorum ve mısır çorbasını hepinize tavsiye ediyorum.
Mar 30, 2006 - Genel    No Comments

GS ve Marka

Marka konusunda çok konuşacak değilim. Ancak Türkiye’deki spor klüpleri içinde marka olarak sıralayabileceğimiz bir tek 4 büyükler var. Bunların dışında da güzel takımlar yok değil. G. Birliği, Altay gibi.. Ben 4 büyüklerden yola çıkacağım ve bir konuya gireceğim.
İlk konum, Özhan Canaydın’ın bilirkişiler tarafından “Strateji Dehası” ile 3 kez başkan olması. Özhan Başkan’ın bu kez yerini Şardan’a kaptıracağından emindim. Ama Şardan’ın çok iyi bir rakip olması Canaydın’a da can kattı. Güzel ve çekişmeli bir seçim sonrası Adnan Polat tekrar sahnelere geldi. Ben mutlu oldum ve Canaydın bunu her defasında nasıl başarıyor diye de merak etmedim değil. Tam bittiği noktada “stratejik bir isimle” geri dönen bu kişi, hakikaten “strateji dehası” mıdır değil midir, bunu 1 yıl sonra görürüz. Çünkü, Sevgili Başkanım, bu stratejik isimleri 2 yıl içinde harcayarak rekora doğru yürümekte. Hakkında güzel bir tez yapılası Başkanı yine de sevdiğimi belirtmeliyim. Umarım Başkan ülkemizin bu nadide klübünü, Şardan’ın da fikirlerini alarak tam anlamıyla “en güzel yere” taşır. Bence strateji dehası olmak ta budur!
İkinci konuma gelince, gerek ülkemizde gerekse yutdışında bizi temsil eden tek klüp. Bir dönem-ki çok uzun zaman önce değil- Dünyanın en iyi 3 takımından biri olmuştur. Yurtdışından bile bir çok taraftar elde etmiştir. Başarılarını ise ağırlıklı olarak yerli sporcularla elde etmiştir. Dünya Kupasındaki 3. lükteki payda, 6 oyuncu ya GS’li idi ya da GS kökenli. Daha güzel günler ve yerler için yeni yönetime ve taraftara ciddi görevler düşüyor.

Mar 17, 2006 - Genel    No Comments

Bir Marka Nasıl Harcanır?

Ülkemizde 100 yıllık geçmişi olan yüzlerce marka olduğu için, elimizdekileri harcamak kolay geliyor sanırım. Bu harcama olayı yapılırken elinden hiç bir şey gelmemek oldukça üzücü bir durum. Neden mi bahsediyorum ben? Tabi ki Galatasaray’dan. İstenirse bir markanın nasıl heder edileceğinin en iyi örneğini sunan insanlardan, bakarsınız seminer dinleriz ileride. Malumunuz ayın 25. de yeni başkan seçilecek. GS tarihinde ilk defa 6 aday yarışacak. Görünüşte 6 ama sadece Yiğit Şardan ortada. Yaşlı rakiplerinin oyununa gelecek gibi duruyor. Divan Kuruluna sunacak program ve liste bulamayan aday mı olurmuş? İşi ciddiye alıp bir tek Şardan mı hazırlıklı gelirmiş? Yol haritası konusunda belirsizliğini devam etttiren adaylara benden küçük birkaç tavsiye;
-GS üst camiasındaki insanların ellerini ceplerine atmasını sağlayın! Emin olun tüm borç ödenir ve koskoca bir takım göz göre göre ayaklar altına alınmaz.
-Listenizi belirlerken iyi bir iktisatçı(borç yönetimi için), iyi bir pazarlamacı(pazar payını arttırmak, yeni pazarlar oluşturmak, marka değerini yükseltmek için), iyi bir bestekar( Liverpool’un “Asla yalnız yürümeyeceksin” marşı nevinden güzide eserlere imza atması ve taraftarı ateşlemesi için) bulundurmayı ihmal etmeyin!
-Takımını eleştirirken, kendini kaybeden taraftara, kendini hatırlamasını sağlayın.( En son Ali Sami Yen’deki derbide, genç FB’lilerin koskoca stadı inletmesini içim ezile ezile gördüm. Eğer bu iş tepeden olmuyorsa, tavandan olsun.)
Aslında diyecek çok şey var ama şimdilik sözler 25.ne tehir edilsin. Bakalım neler olacak. Gönlüm istiyor ki, seçimden bir kişi değil, GS çıksın.

Mar 17, 2006 - Genel    No Comments

Brokeback Mountain ve Kovboyluk Elden Gitmiştir:)


Bu yıl altın küreyi 4 dalda kucaklayan bu filmin, izleyenlerin zihnindeki kovboy imajını paramparça edeceğini düşünüyorum. Yönetmen “aşk”ın kendisini kutsallaştırırken, hangi bedende can bulacağının önemi olmadığını vurgulamasına tanıklık ediyor insan. Film boyunca “işte aşk bu” zihnimi esir alırken, film bitiminde, ” ya dur biraz! ben erkek arkadaşımı ya da kocamı bir başka erkekle aşk yaşarken düşünemiy….” cümlenin sonu gelmeden midem bulanıyor. Elimde olsa Ang LEE’ye ve oyuncularına bir ödül de ben verirdim. En İyi Cesaret Ödülü. Bir kıtadan başka bir kıtaya, bir imajı parçalamak için gelmiş olan senaryosuna hayat verirken, acaba bu silah geri teper mi, riskini iplemediği için. Dallas’ın JR’ı ve dahi nam-ı değer Malbora’nın Kovboy’u adı menem bir dağda, çobanlık mesleği icra edilirken bir aşka kurban gitmiştir.

Mar 17, 2006 - Genel    No Comments

SARAYLI Oldum ki Sormayın

Hazır işten ayrılmışken, kendimi yazmaya, okumaya ve dahi gezmeye adadığımı belirteyim.
Gezmelerimin ilk duraklarından biri, Beşiktaş/Balmumcu’daki şirin ve nefis mekan SARAYLI. Haftaiçi kahvaltı ve brunch keyfi bir harika. Zira iç tasarımı, güleryüzlü hizmeti, enfes menüsü ile tenhalığı bir arada bulacağınız ender saatler bunlar. Öğlen ciddi bir yoğunluk yaşanıyor ancak gelenlerin kalitesi de gözden kaçmıyor. Güzel vakit geçirebileceğinizi umarken, fiyatların uygunluğunun üzerinizde şok etkisi yapacağını tahmin etmekteyim. Ben de yaptı da:)
Kaliteyi ucuza almak, burada sıradan bir slogan değil.Kime aittir, geçmişi nedir bilemediğim bu mekana girme fırsatınız olursa, tavana dikkat edin derim. Bir de yıllanmış, ahşap radyoların duvardaki duruşlarına.
Gariptir; mekanı güzel, muhiti güzel, menüsü güzel, servisi güzel Saraylı’nın, web adresi yok! Çok ayıp değil mi? Bence de:) Web’de olmayan bir Saraylı, ne kadar saraylı olabilir ki?
Şimdilik benim adres bilgilerim ile yetinin. ATV Binası’nı sağınıza alıp biraz ilerleyin. Çinili Fırın yanında, sizi SARAYLI karşılayacaktır.

Mar 16, 2006 - Genel    No Comments

SÖZ UÇAR YAZI KALIR.BAĞIŞLA EY KA’Rİ!

Ne çok söz söylenmiştir, “söz” vücuda geleli beri. Ama yalnızca yazıya dökülenlerdir hatırlananlar, görülenler, elle tutulanlar. Hasılı yazmak lazım şimdi; ilk yazdıklarımız ile son yazdıklarımız arasındaki kemal yolculuğunu görmek adına.
Bazı bazı soluk alıp vermelerdeki sığlığın sağlıksızlığa delaleti gibi, yazmalardaki sığlıkta, blogda bir sağlık sorunu mu var?’ı anımsatabilir ki; doğaldır. Endişeye mahal yok. Birkaç sözü, fikri, gözlemi yakalayarak; yazı eylemek niyetindeyim bugün. Fasılanın uzunluğu için;
BAĞIŞLA EY KA’Rİ!

Mar 1, 2006 - Genel    No Comments

Ya Ama TELSİM Olmaz ki!

1999 yılında bir dostum, elinde bir telefon ve içinde de hattıyla yanıma geldi.
“Geçen birinde gördüğün ve çok beğendiğin telefon vardı ya; bir tanıdıkta gördüm ve hemen aldım. Bir telefonun olsun istedim” dedi. Öyle güzel bir insandır ki, ondan sonra telefonu değiştirdim ama numaramı değiştirmedim . Sadık müşteriyim yani. 7 yıldır aynı numara. Beni arayanlar, yıllar sonra olsa bile bulsun diye. Bu süreç içinde, diğer GSM operatörleri ile yarışamayacak kadar yorgun düşsem de, Telsim’den hiç vazgeçmedim. Çok kazandıran bir müşteri olduğumu iddia edemem. Belki bu nedenle, operatörüm yıllardır canımı okur. Hediye bir numara olduğu için de, başka bir ada kayıtlı. O kişiye ve kayda ulaşıp, gerekli evrakları alamadığım için, numaramı kendi adıma kayıt ettiremiyorum. Bu sorun için, başka bir çıkış yolu önerin, dediğim call-center’lar, çözümsüzlük armağan ettiler bana.
Aslında maksadım Telsim’i yermek değil. Sadece dün aldığım şu mesaja çok içerledim. Diğer operatörler kullanıcılarına onca kontör/dakika armağan ederken,
“DEĞERLİ ABONEMİZ, 30 GÜN ÖNCE MYCEP HEDİYE KONTÖR VE SMS KAMPANYASINDAN KAZANDIĞINIZ HEDİYE SMS’LERDEN BU SÜRE İÇİNDE KULLANILMAYAN 35 SMS SİLİNMİŞTİR.”
onlar beni cezalandırıyor. Ya ama Telsim! Olmaz ki! Ben bu içerleme ile, söyle bakalım ne yapayım?