Molaverrahatla


Pazar-lama basiretli insanların ilmidir.

Cuma, Aralık 30, 2005

2006 benim yılım olacak! Dilerseniz sizinde!



Sevgili Betül Boylu, ellerine sağlık. Bir yılı 1 cümle ile anlatmak...Arada çok şeyler olur ama 365 günsonunda, akılda 1 cümle kalır. Benimkisi bu hesap. Yeni yılımız güzellikler getirecek. Fazlasıyla. Temenni değil, inanıyorum!

Perşembe, Aralık 29, 2005

Çarşıbaşı'nda Bir Fil



Son 1-2 aydır süren çalışmalar nedeniyle, köy yoluna dönen İstiklal Caddesi'ndeki, esnafı, insanları bazen olmadık şekillerde görürüz. Marjinalliğin çok defa tepe yaptığı bu caddede, birçok unsur göz aşinalığı nedeniyle normal gelmeye başlarken, bazı unsurlarınsa, sırıttığını belirtmeliyim. Operatörlerin kulandığı koca araçlar ve çamurlardan sekerek yürürken, gözüme çarpan ve beni şaşkın bırakan Çarşıbaşı'ndaki fili sizlerle de paylaşmak istedim. Acaba bir iç giyim mağazasının tam girişine yavru fil ebadında bir heykel yerleştirmenin mantığı nedir? Bilen var mı aranızda?

Ebe-Sobe!


Ebe oldum ha! Bakalım beni mutlu eden 10 şey ne imiş? Hımmm
1) Uyumak ve dinç bir şekilde uyanmak. Sadece pazarları oluyor bu. Ardından mükellef bir kahvaltı.Kışları, mümkünse ben hazırlayayım ve birlikte yiyecek birilerini bulayım. Yazları ise;deniz kenarında brunch beni mest eder.
2) Gazete, kitap, dergi okumak, okumak, okumak...
3) Yağmurda ıslanarak,kulağımda mp3'ümle, İstiklal Caddesi'nde yürümek.
4) Çekirdek çitlemek, kahve ve Kenya ya da earl grey çay içmek.
5) Saçlarımı GS renklerine boyamak:)
6) GS galibiyetleri beni hep mutlu eder.
7) Sürekli seyir halinde otobüs yolculukları acayip keyif verir. Yeni yerler görmek ve yeni yerlerin halkları ile onların ağız ya da şivesi ile sohbet etmek nasıl uçurur beni.
8) Zor durumda kalmış insanları dinlemek ve yardım etmek. Mutluluktan gözlerim dolar o vakit.
9) Nightwish ve Haggard'la coşmak, Orta Anadolu türküleri ile durulmak, bu günlerde Hüsnü Şenlendirici'nin klarneti ile şen olmak.
10) "En zor anındayken bile kavganın
Gökyüzüne bakmayı unutma"* dizesine dayanarak, en zor anlarımda bile, ayağa kalakacak kadar güçlü ve yaşamaya istekli olmak. Sevgilerimle. Kimseyi ebelemiyorum. Ben ebe olmayı severim:)
*: Ataol Behramoğlu

Cuma, Aralık 23, 2005

Hoşlanmadığınız, seni rahatsız edenleri işe al!


Sıradışı yeniliklere olan merakım nedeniyle ileride, Richard Bronson'un kadın versiyonu olacağımı düşünmek keyif veriyor. Sevgili Fikri Türkel Hocanın, bugünkü yazısından alıntı yapmak istedim. Bir gözatın bakalım.

"Eczacıbaşı Holding altı yıl evvel iyi bir gelenek başlattı. “Yaratıcı Yenilikçi Buluşmalar” adıyla her yıl bir etkinlik düzenliyor. Hem kendi şirketlerindeki Ar-Ge faaliyetlerini bir yarış haline getiriyor hem de grubunu tanıtan, ilgi çekici bir toplantı gerçekleştiriyor. Her toplantıya da, yaratıcı, yenilikçi dünyaca ünlü birini davet ediyor. Bu yılki davetli de, 2002 yılının gurusu seçilen Sutton oldu. “İşe Yarayan Tuhaf Fikirler” kitabı, Sutton’u sadece Amerika’da değil dünyaya da tanıtırken, yenilikçilik geleneğine de felsefi bir yaklaşım sergilerken, statikleşen yönetimler için de bir çıkış yolu gösterdi.
Sutton’un tartışılacak fikirlerinin özeti on bir buçuk (11,5) cümle. Buyurun birkaçını okuyun ve tartışın: “Hoşlanmadığınız, seni rahatsız edenleri işe al”. “Başarı ve başarısızlığı ödüllendir ama pasifliği cezalandır”. “Takımda geç öğrenenleri de bulundur”. “Büyük ihtimalle başarısızlıkla sonuçlanacak işe karar ver”. “Mutlu insanları bulun ve kavga etmelerini sağlayın”. "

Cumartesi, Aralık 17, 2005

iPod Nereye, Biz Oraya!










Sizce;
1) iPodların Türkiye'de şansı ne kadar?
2) mp3, mp4 olayına nasıl bakıyorsunuz? Kullanıcı mısınız? Müziği seviyor musunuz?
3) Buna bir çılgınlık gözüyle mi bakıyor sunuz?
4) Geleceği nasıl olur bu iPod'ların?

Bakın Şu Baidu'nun Yaptığına!




Çin'in nüfusunu kullanmaya başlamasının etkileri "pat diye" ortaya çıkıyor. İşte son "pat"lara bir yenisi daha eklendi. Arama motoru olarak google kullanmanın, Çin halkı için kullanılışlı olmadığını düşünen genç bir beyin(ismini aklımda tutamadım), Baidu.com'u geliştirdi. Kısa sürede Çin'de en çok kullanılan arama motoru olurken, google'ın pabucunu da, sayısal veri olarak, dama fırlattı. Sayısal olarak diyorum. Çünkü, ben oradan hiç bir şeyi arayamıyorum. Malum Çince.

Akıllıca bir hareket olduğunu belirtip, tebrik ediyorum.

Perşembe, Aralık 15, 2005

Bakalım Bu Renkler Size Neyi Anımsatacak?


Marketing Türkiye'nin online reklam köşesindeki reklamlardan çok keyif alırım. Bugün izlediğim reklam bana şu günlerde TV'de, bilboardlarda, gazetelerde..vs sıkça gördüğümüz bir hizmetin reklamını çok anımsattı. Aşağıda linkini vereceğim ajansın Sony Bravia reklamını izleyin ve size neyi anımsattığını yazın. Bakalım ben mi yanlış anımsamışım!
www.fallon.co.uk/ (Bu siteyi fazlasıyla beğendiğimi de belirtmeden geçemeyeceğim.)

Pazartesi, Aralık 05, 2005

Lokal Değil, Uluslararası Reklam!


Bu reklamı gördüğümde, "Ya bu reklam Türkiye reklamı gibi olmuş" dedim. Film fragmanı gibi. Ya daizleyin ve adını siz koyun. Alkollü içecek reklamı yapmak değildir maksadım. Zinhar yanlış anlaşılmasın niyetim. Sadece yiğidi öldürüp, hakkını vermekse iş, ben vereyim istedim.
link şudur: www.eferaki.com/Video.asp

Falan Etin İçinde Domuz Eti Var! Filancanın Ürünü Böcekli! Yaa



Vatan Gazetesi'ndeki bu haberi, benim çok sıkıntısını yaşadığım bir olayı aydınlatması nedeniyle, buraya taşımak istedim. Sürekli mail kutumuzu işgal eden bu maillerin, gerektiğinde hiç okumadan, hemen birilerine forward etme huyumuzun önüne geçmesini umarak.


'DOMUZ ETİ' KULLANIYOR DİYEN RAKİBİNİ İNTERNETTE YAKALATTI


Polonez, aralarında kendilerinin de olduğu 5 et ürünleri üreticisinin, domuz eti ve yağı kullandığını iddia eden bir e-mail'in peşine düştü ve ilk atıldığı bilgisayarı tespit ettirdi. Uzun süredir internette dolaşan bir e-mail, bazı ünlü et ürünleri üreticilerinin domut eti ve yağı kullandığını iddia ediyor. Polonez e-mail'in peşine düşüp 'karalama' oyununu ortaya çıkardı... Olayı yargıya taşıyan Polonez Genel Müdürü Mustafa Akkaş sorularımızı yanıtladı:
E-mail'in izini nasıl sürdünüz?
Aklımıza ilk gelen sektörden birilerinin bunu yaptığı oldu, çünkü mail'lerin gönderildiği adresler nokta hedeflerdi. Yani oteller, marketler, aile ve sağlık içerikli siteler gibi. Ayrıca mail'de verilen bilgiler ve isimler, sektör içinde olan hemen herkesin bilebileceği bilgilerdi. Suç duyurusunda bulunduk. Savcılık hemen bir bilirkişi tayin etti ve araştırmalar başladı. İlk mail'e ulaştık, yani forward (ileti) edilmemiş ilk mail'i bulduk. Gönderildiği bilgisayarın IP numarası tespit edildi. Bu numaradan da bilgisayarın kimin adına kayıtlı olduğu ortaya çıktı. Bilirkişiler o işyerine gidip araştırma yaptılar ve bu mail'i aradılar. Elbette delil bırakmamak için tüm dosyalar silinmiş. Ancak, bilgisayarın en dip hafızasında mail'in orijinalini ortaya çıkardılar.
İzler kime aitti?
Aynı sektörde çok küçük bir firmanın sahibinin oğlu. Amaçları bizim gibi büyük şirketlerin adını karalamak ve kendilerine pazarda yer açmak. Ancak firmanın adını veremem. Çünkü konu yargıda, dava hala sürüyor.

Cuma, Aralık 02, 2005

Marka


Varın kapitalizm deyin, varın üretim yoğunluğu deyin “marka” nın hayatımızdaki belirginleşme sebebine. Ne dersek diyelim; kabul etmeliyiz ki, her geçen gün hayatımıza biraz daha giriyor ve kendi konumlandırmasını yapıyor. Kendi işkollarını ve uzmanlarını oluşturuyor. Kendi yolunu çiziyor. Hem öyle bir yol ki, Roma gibi. Artık hangi sektöre baksanız, yolumuz ona çıkıyor.
Peki ama “marka” ne? Niye bu kadar ehemmiyetli olmaya başladı?
Aklında hiç alışveriş yokken, cebine gelen indirim mesajıyla birlikte harekete geçen kişi, akşam evine,sırf “marka değeri” ne binaen bir cekete, 200 YTL vermiş bir tüketici olarak dönmüş oluyor.
“Marka” pazar-lama stratejisi içinde yer alan bir kavram. Yani “ürünümü üretiyorum, üzerine hoşuma giden bir ismi (!) etiket olarak bastırıyorum, mağazalarda sergiliyorum. Yuppii marka oldum!” olayı değil marka.
Marka bir süreç. Hem de sanıldığından daha uzun zaman alan bir süreç. Bizim gibi yarına yatırım yapmaktan hoşlanmayan bir toplum için, oldukça uzun sayılan bir süreç…
Öncelikle bir stratejinin varlığı gerekli. Pazar-lama stratejisi olmalı ve içinde “marka oluşturma, konumlandırma” detaylı olarak yer almalı. Bunun içinde ille ama ille de uzmanlarla çalışmak gerekli.