Molaverrahatla


Pazar-lama basiretli insanların ilmidir.

Salı, Kasım 29, 2005

Logo ve Biz Türk Şirketleri


Takriben 13 yıldır kullandığımız (Ben 1 yıldır firmadayım. Cümlem sanki 13 yıldır burdaymışım gibi anlam ifade ediyor olabilir. İşyerimi fazla kabullenmekten sanırım:)) logomuzu değiştiriyoruz. Bu muhteşem kararı ayakta alkışlamak gerekti. Ancak -belki de ne yazık ki demeliyim- logo işinde fazlasıyla beni çıldırtan fikir dinlemem gerekti. Bilişim dünyasında aktivite gösteren firmamızın logosunun nasıl olacağını ben düşünedurayım, siz aşağıdaki yorumları okuyun.
Logo üzerine konuşanlar:
-Bence logomuz kırmızı ve siyah renklerini muhafaza etmeli,
Ben:
-Bu konuyu işin uzmanlarına bıraksak olmaz mı? Renk seçimi önemlidir. Biz ise bu konuda yetkin değiliz.
Logo üzerinekonuşanlar:
-Ben başında bir yıldız olan, küçük harle yazılmış bir logo görmek isterim.
Ben:
-Neyi anlatacak bu yıldız ve küçük harfle yazmak. Vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Logo üzerinekonuşanlar:
-Ben eski halini daha çok seviyordum.
Ben:
-Orda anlatılmak istenen ne idi? Neyini seviyordunuz? Bizim dışımızdakilere ne anlatıyor, ne hatırlatıyordu?
.
.
.
Ben logo ve marka konularında uzman değilim. Eğer bu konularda bir değişim yapılacaksa, bunun uzman desteği ile yapılması taraftarıyım. Diyeceksiniz ki; uzmanların maddi külfetini kaldıramayacak çok fazla şirket var. Haklısınız. Ama bu tip bir değişim için, size destek verecek birilerine ulaşmak o kadar zor mu? Blog camiasında bile size destek verebilecek o kadar kalite insanlar var ki! Mühim olan "başarıya" götürecek, "bilgiye" sahip olmak değil midir? Yoksa tüm bu kavramların ve gelişmelerin mantığı ne?
İş yerimdeki insanlarla anlaştık. Tüm alternatifleri yarın bir uzmana göstereceğim. Fikir alacağım. Daha sonra müşterilerimize ve dış çevremize sunacağım. Bakalım neler olacak.

Perşembe, Kasım 24, 2005

Çözüm Üretmek, Kolaylaştırmak


Sessiz Fan, Özel tasarım, 300Dpi Çözünürlük
Yumuşatılmış ok tuşları, kullanım kolaylığı sağlayan özel dizayn ve tuş takımı.

Spamlardan ve mail kutumdaki reklam olsun diye reklamlardan tiksinmeye başlamıştım ki, dün gelen aşağıdaki mail ile yüzüm güldü. Şirketin tanıtımı yapılmış ancak, tüketiciye fayda sağlayan bir bilgi eşliğinde olduğu için, okumadan geçemedim. Tarzlarını beğendim. Sıkılmadan okuyacağınızı düşünüyorum.

Mouse üzerinde yapılan araştırma;
Büyük çoğunluk mouse kullanırken avuç içinin rahatsız edici derecede terlemesidir.Diğer sıkıntı ise ergonomi. Görünümü ve yanar-döner ışıklarına aldanarak satın alınan farelerin eli yormasıdır.
Sonuç;
Uzun süre kullanımda terlemeyi engellemek için Farenin içerisine sessiz bir fan yerleştirdik.Avuç içini kaplayarak uzun süre kullanımı rahatlatacak bir tasarım yaptık.
Klavye Üzerinde Yapılan Araştırma;
Ev kullanıcılarının %100'ü oyun oynuyor. Bunların %26' sı oyun kolu kullanıyor. %74' ü ise bilgisayar ile aldığı klavye ve mouseu kullanıyor.Ortak şikayetleri ise ok tuşlarının kullanım zorluğu, sert ve yorucu olmasıdır.
Sonuç;
Ok tuşlarını yumuşak maddeden ve yuvarlak olarak tasarladık.

Pazartesi, Kasım 21, 2005

Her Şey Tüketici İçin!


İletişim dünyasındaki yenilikleri izleyiciye aktaran bir programda, Samsung'un yeni cep telefonu modelleri ile ilgili bilgiler veriliyordu. Mikrofon uzatılan satışçı bayan( Kim olduğu yazmıyordu ekranın alt köşesinde. Showroom gibi bir yer olduğu için, bayana satışçı diyesim geldi.) telefonun özelliklerini anlatırken:
-Bu modelimiz gerek dış görüntüsü gerek özellikleri ile bayanlar için ideal bir telefon. Renkleri gayet hoş ve küçük bir telefon. İçindeki bir özellik ile, kadınlar, regl günlerinin kotrolünü yapabilirler.Bla bla bla..
Direkt koptum. Her şey tüketiciler için! Ama kadın tüketiciler:)
Tüketiciler için de en cicisi hangisi sizce? En kolay tüketici diyeyim bir de. Aşağıda çok genel bir sıralama yapayım, siz seçin.
1) Kadınlar
2) Erkekler
3) Çocuklar
4) Yaşlılar
5) Gençler

Pazartesi, Kasım 14, 2005

Meslekmetik ve Sobe


Altıüstütasarım'ın başlattığı oyundan sobelenmiş olarak yoluma devam edeyim ben de. Ama anlık cevap verilince eksik ve unutulmuş bilgiler oalcaktır. Affoluna:))


Meslek dalınız (ya da ilgi alanınız) içinde en beğendiğiniz isim: Philip Kotler, Peter Drucker
Mesleğinizle ilgili en başarılı ürün: Sentez, Nebim,
Mesleğinizden en çok yararlanan şirket:
Sektörünüz içinde bulunan başarılı fikir adamı, öğretmen ya da yazar: Prof. Dr. Ömer Baybars TEK, Prof. Dr. İsmail Kaya, Melih Arat, Hakan Turgut, Doç. Dr. Yahya Fidan, Doç.Dr. Mustafa Gülmez
Mesleğinizde gelişmenize yarayan en iyi kaynak (kitap, websitesi, blog v.b.)
Web site+ Dergi: Marketing Türkiye, İnfomag, Kosgeb, Pazarlama Dünyası
Kitap: 7. Vites- Melih Arat
Kapitalist Ötesi Toplum- Peter Drucker
Radikal Marketing- Richard McGill
Beşinci Disiplin-Peter Senge
E-ticaret Nedir?-Adem Özbay
Yönetimde Başarı İçin Altın Kurallar-Mustafa Gümüş
Bloglar: Blogumda linkleri oalnlar ve aynı zamanda, altıüstütasarım, Metin Selçuk, Marketallica, Farketing...

Hoşçakal!!!



GURULARIN GURUSU
PETER DRUCKER 11 Kasım'da aramızdan ayrıldı:((

Cumartesi, Kasım 12, 2005

İnsan Kaynakları ve Ülkem-I


Öğrenciliğimde dahil olmak üzere takriben 6 yıldır iş hayatındayım. Çok farklı sektörlerde bulunma şansım oldu. Kısa-orta-uzun vadeli iş tecrübelerimi edinebilmek için işbaşvurularında bulunmuşluğumun sayısı fazladır. Okul bittikten sonraki ilk dönemlerde, tam bir işbaşvuru maratoncusu kesilmiştim. O günden bugüne iş ilanı- işbaşvurusu- işe alım sacayaklarında nasıl değişiklikler olduğunu anlatmayacağım. Birçoğunuz aynı şeyleri yaşadı ve yaşamayı sürdürüyordur. Açacağım konu fazla dallı budaklı olup, bir dalından tutarak ilerleyeceğim şimdilik.
Şuan çalıştığım şirkete girerken, uzun soluklu girme kararı aldığım için, boğazıma kadar dayanmadıkça, çıkmayı düşünmedim. İşverenim bu konuda beni fazlasıyla düşündürtse de, ben bildiğimden şaşmadım. Yeni mezun arkadaşlardan tutun da, işe yeni aldığımız elemanlara kadar herkese önerim bu;
Çalıştığınız yerden kaçmak çözüm değildir. Fazlasıyla kötü olmadıktan sonra, çalışılan yerlerin, sadık ve uzun soluklu çalışanları olmayı salık veririm. Bold yazılmış yerden anlamanızı istediğim şey; kişisel ve iş gelişiminize katkı sağlıyorsa olacaktır ki, bu çok önemlidir. Çünkü, bilgi en iyi yatırımdır. Sevdiğim ve mutlu olduğum işi yapmak istiyorum, diyorsanız, hatırlatmak isterim ki, işi sevmek ve işte mutlu olmak sizin elinizdedir. Bu gücü kendinizde bulmak ve etrafınıza yaymak çok zor olmasa gerektir. Eğer zor diyorsanız,evet, sizin için zor derim ben de.
Melih Arat diyor ki; bir CV'ye baktığımda, birçok işyeri adı ve kısa çalışma aralıkları görüyorsam, CV sahibi hakkında olumlu bir izlenime sahip olamam.

Çarşamba, Kasım 09, 2005

Marketingist Anıları-IV


En çok aklımda kalan ve Marketingist Zirvesi’nden umut kestiğim anda iyi ki gelmişim dedirten bir panelden bahsedeceğim. Zeynep Göğüş’ün moderatörlüğünde gerçekleşen “Bir Ülke Nasıl Marka Olur?” harikaydı.
Katılımcılar:
1) Bill Colegrave-Superbrands
2) Selman Bilal- Bil’s
3) Gianluigi Arduini(Kraft Türkiye)

Biraz uzun uzadıya notlar aldım bu panelde. Ancak daha sonra aktarayım. Şimdilik benden bu kadar.

Marketingist Anıları-III


Art Grup’tan Hakan Senbir’in “Geleceğin Düş Toplumunda Rekabet Ve Strateji” konulu konferansında sıkıldığımı ancak ısrarla salondan çıkmadığımı belirtmek isterim. İşte aldığım kısa not; Ayı Yogi çizgi filmini seyrederken “bir cümle beynime kazındı” diyen Senbir, cümleyi aktarıyor: “Gelecek eskisi gibi değil!”
Harika bir cümle. Düş toplumuyla ilgili 45-50 dakikalık sunumdan aklımda en çok kalan kısım:)

Marketingist Anıları-II


En beğendiğim etkinlik Diye Danışmanlık’tan Murat Yurddaş’ın “Gelecekte Yaşamak İçin: Yeni Bir Pazar-lama Perspektifi” konferansıydı. Gayet etkili ve enerjik bir sunumdan aklımda kalanlar;
*Tump firmasının MP3 çalarlı gözlüğü
*Hem diş macunu hem diş fırçasını aynı üründe toplayan, tek kullanımlık ürün
*Pizzacıları kötü günlerin beklediğini çağrıştıran, pizza otomatı.(Bu otomatlardan, istediğiniz zaman, istediğiniz pizzayı seçebiliyor, beklemiyorsunuz)
*Şirket girişlerine yerleştirilen Danışman Robotlar, gelecekte işlerimizin hem çok kolay hem de mekanik olacağının sinyallerini veriyor şimdiden.
*Vee her zamanki gibi en sıra dışı kampanyalar ile kendinden sözettirmeyi başaran Richard Bronson. Yeni 2 kampanyası;
1) “Virgin Atlantic yüzünden, maddi olarak zor durumda kalan rakipleri için, şirket çalışanlarından, diğer havayolu şirketlerine yardım kampanyasına katkıda bulunulması isteniyor.”
2) Virgin Galactic seferleri düzenleniyor. 20 yıl sonra gerçekleştirilecek, uzaya yolculuklar için, rezervasyonların kabul edilmesi. (Bu adam deli)

Gelecekte rekabet şimdi anladığımızın çok dışında anlamlarla karşımıza çıkacak. İşimiz zor ama bir o kadar da üretken olacak gibi. Ne dersiniz, korkunç mu? Heyecan verici mi?(Arzu)

Marketingist Anıları-I


Blogumdaki bir problem nedeni ile uzun zamandır güncelleme yapamadım. Ancak geç bile olsa önemine binaen, Marketingist izlenimlerimi aktarmak istiyorum. Bu faaliyetin destek görmesi demek, daha iyiye gidişe katkı demektir bence.
Rekabetçi Zeka konseptiyle bu yılki Marketingist’i düzenleyenler bile şaşırmış olabilir. Çünkü, bu konuya çok fazla değinilmedi. Rekabet kelimesi geçmeyen konferanslar bile oldu.,
Katıldığım ilk program, Can Çağdaş’ın “Markanın Yarattığı Rekabet Gücü” konulu konferanstı. Not aldığım birkaç cümleyi aktarayım;
*Bu çılgın ortamda pazar-lamaya ihtiyacımız var.
*Herkes pazar-lamacı olabilir ama satışçı olamaz!
*Marka olmasaydı ne olurdu?
*Marka sizin uzun yol dostunuzdur.
*Yöneticiler her geçen gün yaşlanıyor ama unutmayınız ki, tüketiciler de gençleşiyor!