Molaverrahatla


Pazar-lama basiretli insanların ilmidir.

Cumartesi, Ekim 22, 2005

Bakkal Amca, N90 Geldi mi?



2 hafta kadar önce bir arkadaşımla yürüyorduk. Arkadaşım biran durdu ve bir telefon bayisine girdi.
-Gel bi soralım, N90 var mı? diyerek benim de içeri girmemi sağladı. Bayi ile diyalogları;

-N90 geldi mi?
-Daha gelmedi.
-Peki fiyatı hakkında bir fikriniz var mı?
-Tabiki, 1900 YTL. Aslında ürün toptancılara geldi ancak, satış yapmıyoruz. Biraz daha bekletip, öyle satacağız.
-Peki bu ne kadar sürer?
-Fazla sürmez.
Ben bir aralık araya girme ihtiyacı duydum ve
-Nasıl bir farklılığı var bu telefonun? Yani 1900YTL'lik bir telefon bu. Uçuyor mu?
Satıcı:
-Aslında çok ciddi bir özellik ya da farklılık yok ama, telefon meraklıları için yeni bir ürün ve reklamlarından sonra çok merak edilir oldu.
Ben ve arkadaşım:
-Yani çok tavsiye etmiyorsunuz?
Satıcı:
-Eğer derdiniz prestij ise; evet doğru telefon, derim. Ama kullanım kolaylığı ve işe yararlılığı gözetiyorsanız bence başka model bakmalısınız.
Arkadaşım:
-Ama ben bu telefonu çok sevdim ve ilk fırsatta almak istiyorum.
Ben:
-Uçmuyormuş:) Sanırım ben başka bir telefon baksam iyi olur:)

Bu yaşadıklarımdan sonra, N90'ı unuttum bile. Ta ki dün, bir çok telefon bayinin camlarında, özensiz kağıtlara, el yazısı ile yazılmış;
"N90 Gelmiştir" hatırlatmalarını görünceye dek.
Haşiye-cikim: Sırf prestij olsun diye ciddi paralar ödemeye hazır bir cep telefonu alıcısı kitlesi var. Yeni ürünleri çok iyi takip eden bir kitle. Ürünün piyasaya girişinin gecik-tiril-mesi ise, ayrı bir cazibe unsuru oluyor. Hedef kitlenin daha bir alası geliyor. Çünkü, problem o ürünü alarak bir ihtiyaç gidermek değil, "ilk ben aldım, telefonu yeniledim de, aaa N90 reklamlardaki telefon değil mi bu?.." ihtiyacını gidermek, oluyor bir müddet sonra. Bu tüketim çılgınlığı olarak değerlendirilebilir. Peki pazar-lamacıalrın bu çılgınlığa katkısı ne kadar, desem? ne dersiniz ne kadar?

Perşembe, Ekim 20, 2005

Başbakan Ülkeyi Pazar-lar mı?


Birkaç gün önce bu konuşmasını okuduğumda, Başbakana hak vermedim değil. Eğer ülkenin pazar-lamasını o ve Cumhurbaşkanı yapmayacaksa, kim yapacak? Her ne kadar bazı yazarlar tarafından, o bir CEO değil, Türkiye'de bir şirket, yorumu yapıldı ise de, ben olaya Ertuğrul Özkök gibi bakmayı yeğliyorum. (Link verme konusunda ki tecrübesizliğim dolayısı ile sizi geçmiş yazılarıma yönlendiremiyorum. Ama konu hakkında beni aydınlatacak, maillerinizi beklerim.) İlginçtir ki, bu konuşmayı eleştiren yazarlarımız, pazar-lamayı satış olarak algılıyorlar. Satışı ise, öyle bir tabirle sunuyorlar ki, ne diyeceğimi bilemiyorum.İşte başbakanın sözlerinin bulduğu yankı; "Türkiye'yi Satmak!"
En acil tarafından pazar-lamacıların (gurular tercihtir, ben had aşmayayım) biraraya gelip, pazar-lama ilmini ifade etmesi, Başbakanın bu söylemine gereken stratejiklerle destek verilmeli. Üstelik burada, siyasi fraksiyonları unutarak hareket etmek efdaldir, derim. Aşagıda bir link vereceğim. Tıklayıp, Özkök'ün yazısına ulaşılabilir.
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=3404305&yazarid=10

Ülker'in Türk Kahvesi Var mıydı?




Doğrusunu yazmak gerekirse , ben Ülker'in yandaki ürününden haberdar değildim. Çevremdeki insanların da çok azı görmüş, almış bu ürünü. Ben ne zaman keşfettim bu ürünü? Tabi ki, AVEA kullanıcısı arkadaşlarımın evlerine, bayram keyfi olarak; faturaları ile birlikte küçük cici numuneler gelince, ben de öğrenmiş oldum. Arkadaşlarım sağolsun, Arap Kahvesi türündeki bu cici kahve numunelerini bana vererek, mutlu olmamı sağladılar. Türk Kahvesi'ni severim. (Aslında bu tabiri biz veriyoruz. Kahve hangi ülkede yapılırsa o ismi alıyor.)

Bence iyi bir kampanya bu. Bayram öncesi, faturaların can yakmaması ve kahvenin kırk yıl hatırı...

Kullanıcı notu: Kahve biraz sert ama olsun ben sert kahve severim:)

Salı, Ekim 18, 2005

İstiklal GS olmuş, Arzu'yu Uçurmuş!


İstikal Caddesi'nde pazar günü, yağmur nedeniyle olsa gerek çok fazla insan yoktu. İyi ki yoktu. Bu keyfi yaşamak harikaydı. Galatasaray'ın 100. Yıl atraksiyonu, daha önce görmediğim bir kutlama biçimiydi. Çok hoşuma gitti ve iyi bir reklam biçimi olarak algıladım. Blogumda polemiğe neden olmayacağını umarak, bu yıl şampiyon olmayı çok istediğimi belirtmeliyim:)

Basında Galatasaray Sergisi Başladı!

Beyoğlu İstiklal Caddesi üzerinde ''Basında Galatasaray Sergisi'' başladı. İstiklal Caddesi'nin Galatasaray Lisesi'nden Taksim Meydanı'na kadar olan bölümünde hazırlanan 100 adet sarı-kırmızı platformlarda Türk Basınının 100 yıllık tarihinden Galatasaray zafer haberlerini içeren bölümler 70x100 cm ebadlarında büyütülerek sergileniyor."Basında Galatasaray Sergisi" 20 Ekim'e kadar devam edecek.

Cumartesi, Ekim 15, 2005

Bugün Cevahir Yarın Kaya


Bugün Başbakanın katılımıyla Cevahir Alışveriş Merkezi, görkemli bir açılışa sahne olacakmış. Cevahir Hotel ve Kongre Merkezine olan yakınlığı ile, konumlandırılmış alışveriş merkezinin bir benzeri de 2006'da Beylikdüzü'nde faaliyete girecek. Bence çok uzak olan bu merkez de, Kaya Ramada Hotel'i baz alınarak konumlandırılmış olmalı. Detaylı bir yazı var aşağıda. Bakalım bu alışveriş merkezleri İstanbul'a nasıl bir hava katacak? (Malum öyle böyle değil, dünyanın en en'leri olmaya adaylar)

İş ve Alışveriş Merkezi Kaya Millenium, Mart 2006’da Açılıyor

İstanbul’un yeni iş ve alışveriş merkezi Kaya Millenium, Mart 2006’da çağdaş ve modern yapıların yükseldiği Beylikdüzü’nde İstanbullularla buluşacak. Kaya Millenium İş ve Alışveriş Merkezi, ileri teknoloji ile donatılmış, 10 bin 680 metrekare alanda iş merkezlerinin bulunduğu 2 büyük kule, 15 bin metrekare alanda dört katlı alışveriş merkezi ve 2 katlı otoparkı ile toplam 35 bin metrekarelik alanda Kaya Holding güvencesi ile müşterilerine kazançlı bir yatırım imkânı sunuyor. Kaya Millenium İş ve Alışveriş Merkezi, modern mimarisi ve estetik yapısı ile Beylikdüzü’ne yeni bir soluk getirmesinin yanı sıra birçok ünlü markaya ve birbirinden kaliteli mağazalara ev sahipliği yapacak. Beylikdüzü’nün merkezinde kurulan ve eşsiz mimarisi, hayata renk katacak sosyal imkân ile bölgede tek alışveriş merkezi olma özelliği taşıyan Kaya Millenium İş ve Alışveriş Merkezi’nde, işyeri edinen işadamları bir tarafta deniz, öbür tarafta göl manzaralı ofis katlarında çalışmanın tadına varırken, müşteriler de seçkin bir ortamda alışveriş yapmanın farkını yaşayacak. Satılık ofis katları ve kiralık mağaza alanlarıyla Kaya Millenium İş ve Alışveriş Merkezi, İstanbul’un en hızlı gelişen bölgesi Beylikdüzü’nde iş ortakları ile buluşacak olmanın heyecanını şimdiden yaşıyor.

Cuma, Ekim 14, 2005

Kötü Ürün İsmi Hatırda Kalır mı?



İki ay önce bir duş jeli almıştım. İyi bir marka idi ve biraz da pahalıya almıştım.( Aynı ürünü farklı semtlerde farklı fiyatlara-hatta aynı semtte marketlerarası farka- almak bazen beni deli ediyor.) Duş jeli, jel değilde bulaşık deterjanı ayarındaydı. Gerek kokusu gerekse verdiği his ile. İğrenç bir durumdu benim için. Hemen ertesi gün firmaya bir eleştiri maili atmayı, blogumda bunu dile getirmeyi tekrar ederek ve kızarak geçirdim akşamımı. Ama ertesi gün unutttum. Sonra bir daha aynı şey oldu ve ben hep aksatarak ya da unutarak geçirdim olayı. Sonra yeni bir jel aldım. Çok memnun kaldım. Fiyatı da gayet uygun. Çeşitleriyle beni hayran bırakırken, verdiği rahatlık hissi ve kokusuyla "harika" dedirtti. Şimdi diğer ürünün adını anımsamaya çalışıyorum. Yazı bitecek ve hala anımsamıyorum. Oysa anımsamalı ve sizlere "kesin kullanmayın" mesajı vermeliydim . Neyse diğer ürünü hatırlıyorum. Yanda.

Salı, Ekim 11, 2005

Biz Sadece İkinciyiz!



Atlas Jet'in "ne de olsa biz sadece ikinciyiz" gazete reklamları beni gülümsetti doğrusu. Virgin Atlantic çağrışımı yaptı. Hatta "biz ikinciyiz" diyen bir ulaslararası markayı çağrıştırdı. Direkt THY'ye gönderme yapan bu reklamı, dilini daha iyi ayarlayabilirlerdi deyip, beğenmiş olarak geçiyorum.

Cumartesi, Ekim 08, 2005

Şirkette İşler Kötü İse


Bugün 1 yıldır çalıştığım şirketimde ilk defa cumartesi mesaisine kaldım. Eleman alımı yapıyoruz. (Haddim olmayarak, ileriki günlerde, nasıl iş başvurusu yapılmaz, diye bir yazı yazacak kadar tecrübe edindim.) Sevgili işverenim, daha önceki yazılarıma da bakılırsa, aldığı kararlarının yanlış gittiğini anlayınca yine bana hak verdi. Ama geç oldu.
Uzun zamandır şirkette işler istenildiği gibi gitmiyor. Çıkış yolu olarakta, yeni projeler alınmasına karar verildi. Yeni projeler için kalifiye bir kaç elemana ihtiyacımız olacaktı. İş ilanları, eş-dost tavsiyeleri neticesinde, şirkette epey bir geliş-gidiş-görüşme oldu. Kalifiye eleman çok yurdumda. Yeter ki, isteyelim ama, doğru tutum bu muydu şirket için? Hayır.
Şirkette işler kötü ise, bütün çalışanlar toplanır ve işlerin gidişatı hakkında detaylı bilgi verilir.
- Neler yapılabileceği hakkında fikir istenir.
- Gerekirse en iyi fikri veren ve uygulamasında yer alan kişi ödüllendirilir. (Ben verirdim ama sorulmadı. Direkt patron düşündü ve uyguladı:))
-Yeni projeler için yelken açılacaksa, iş yerinin şartlarını zorlamayacak işlere girilmeli.
-Mevcut elemanlar, yeni projeleri destekleyemeyecekse, yeni elemanlar alınır.
-"Her işi yaparım" zihniyetli elemanlar değil de, işin hakkını verecek insanlara yatırım yapılır. (Evet yatırım. Doğru eleman en iyi yatırımdır!)
-Çalışanlara motivasyon turları atılır. "Kötü durumdayız"ı sürekli elemana hatırlatmanın verimi çok daha fazla düşüreceği hesaplanmalı.
-Yeni elemana "kurtarıcı", mevcut çalışana "batırıcı" muamelesi yapılmamalı.
Sürer daha....
Bizim yeni elemana değil, doğru projeye ihtiyacımız vardı Sevgili İşverenim!