Molaverrahatla


Pazar-lama basiretli insanların ilmidir.

Perşembe, Temmuz 28, 2005

Girişimcilerimiz Ne Alemde?


Birkaç gün önce Türk girişimcilerimizi, gözden geçirmeye karar verdim.İlk adımım, Proton'u tekrar eski günlerine kavuşturmak için distribütör olan Ulubaşlar'ı incelemek. Proton'un Jet-Pa'dan sonra piyasadaki intibasının nasıl olduğunu anlatmaya gerek bile yoktur sanırım. Proton çok iyi bir araç aslında. Ama zihinlerde negatif hatırlanmak gibi bir kusuru var. Ulubaşlar, Kia'nın da distrübütörü. Daha önce Proton teknik servisinde çalışmış biri olarak, kullanıcıları tarafından sevilen bir binek olduğunu belirtmeliyim.Üstelik teknik servis ağı çok geniş ve iyi.
Am gel gelelim ki,piyasaya yeni girecek olan modeliyle ne kadar iş yapar-mı-? bilemiyorum.Yani Malezya'dan ciddi bir ücret karşılığı alınan bu distribütörlük işi, doğru bir girişim midir? Yorumlarınızı bilemem ama ben bu soruyu, Ziya Bey'e sormak ve bir yazı dizisi yapmak nieytindeyim. Şimdilik bana randevu vermesini beklemekteyim.

Perşembe, Temmuz 21, 2005

Tam Bir Pazar-lama Eksiği:TÜRKİYE


Aşağıda bir yazı var.Okumak istemeyebilir canınız.Uzun dersiniz,vaktim yok dersiniz,dersinizde dersiniz.Ama zinhar göz atmadan geçmeyin!Çünkü,pazar-lama ile ilginiz var ise okumanız efdaldir.
Birçok arkadaşımın da aklına geldiği gibi,ülkemizdeki en büyük pazar-lama yanlışı ülkemizin yanlış pazar-lanmasıdır..Canım ülkem, onca meziyetine rağmen hala ülkeler tanıtım piyasasında en alt eşiktedir ki,bu ciddi bir utançtır.Ülkemize bir ürün gözüyle bakarsak ne görürüz?Ben yazayım hemen.
1)Asya ve Avrupayı birbirine bağlar.Hem ne bağlayış ki,o bağlantının olduğu kent yüzyılların eskimeyen güzellik kraliçesi,aşık usandıran nazlı bir prenses.
2)Dört deniz tarafından korunur ki,bu abideye bekçilik yapar,güzellik katarlar.
3)Medeniyetlere beşiklik yapmıştır ki,her yeri buram buram tarih sayfası.Çevir çevir bitmez.
Şimdilik bu 3 madde bile pazar-lamaya konu olunca,eldeki ürünün tek başına kendini kulvarın ilk sırasında görmesi gerekir.Ama nerde?Bakalım ürün nasıl tanınıyor dışarda;
1)İstanbul
2)Turkish Delight
3)Dansoz+eğlence
4)Avrupalılarla evlenmeye meraklı erkekler&kadınlar
5)Özgür olmayan,barbar insanlar yurdu.(Bizi Arap zannedenlerin sayısı da az değil)
Elde böyle bir ürün var ve yapıla(mayan)n tanıtımların neticeleri de malumumuz.Peki ne yapmalı?Azra Akın'lı birkaç dakikalık bir tanıtım filmi yeterli mi?Ondan da geçtim.Acaba bu film nerelerde gösterilme imkanı buluyor?
Pazar-lamaya gönül vermişler olarak ciddi bir proje hazırlayıp sunsak iyi olur.

SABAH YAZARI YILMAZ ÖZDİL, TURİZM SEKTÖRÜNE ALTERNATİF BİR BAKIŞ YAPTI:
Durizm... Turist.Adı üstünde, orayı burayı "tur"layan insan... Bize gelenler ise, "dur"ist... Çünkü bir yere gittikleri yok.Uçakla gelip, "her şey dahil" otele yerleşiyorlar, bir kuruş ekstra para harcamadan, sabahın köründen gecenin kör karanlına kadar tıkınıyor, kulaklarından fşkıracak kadar içiyor, 7 günde 4 kilo alıyor ve gidiyorlar. Memlekette "tur"larken gördükleri tek yer, havaalanı ile otel arasındaki güzergâh. Kim ne derse desin, "her şey dahil" sistemi, dünyanın en güzel ülkesini "bedava"ya satmaktır...Siz bakmayın "turizm patladı" palavrasına... > Esnaf kan ağlıyor. Evet, oteller hıncahınç dolu...Ama Marmaris, Bodrum, Kuşadası, Çeşme, Antalya çarıları sinek avlıyor... Paranın "babasını" yabancı tur şirketleri ve yabancı uçak şirketleri kazanıyor. "Bizim" bildiğimiz otellerin çoğunun işletmecisi "Alman..." Peki "yabancı" ülkelerde durum böyle değil mi? Değil... Elalem oteli sadece "yatak" olarak satıyor. "Her şey dahil" saçmalı yok. Turist, çarıya iniyor, taksiye biniyor, restorana oturuyor, hediyelik falan alıyor. Yani, o ülkeye para bırakıyor. Biz ise, bir yatak parasına "her şeyi" bedavaya veriyoruz... Bu mudur patlama? Deniyor ki, "10 milyon turist geliyor..." Kardeşim, turist sayısı maharet değil... O turistin kaç para bıraktı
önemli... İşte size çarpıcı bir örnek: Paris'teki Eyfel Kulesi'ne yılda kaç kişi ıkıyor biliyor musunuz?6 milyon kişi... Evet, 6 milyon...Adam bir tane demir yını yapmş, 6 milyon kişi para ödeyip, ıkıyor. Sen, dünyanın en güzel coğrafyasını, binlerce kilometre uzunluğundaki koyları plajları açmşsın, 10 milyon kişi geliyor. Bu mudur çok?Diyecekler ki, "istihdam oluyor..." Yalan... Animatörler Rus.Aılar Alman. Resepsiyon Rus ve Alman.Kim Türk? Bahıvan, garson, kat hizmetlisi... Onlar da geçici içi... 3 ay çalştırıyor, yaz bitince kapının önüne koyuyorlar.Bu mudur istihdam?Ve, beni çok yaralayan bir örnek...Marmaris'te kaldım tesisin kendine ait bir koyu vardı. Cennetten bir fotoğraf adeta, bakmaya kıyamıyorsun... Koyun ortasında "duba" var. Yüzüyorsun, üzerine çıkıp dinleniyorsun Merak edip baktım: Avusturya malı...Bizim 3 tarafımız denizlerle çevrili, Ege, Akdeniz, Karadeniz. Kendimize ait denizimiz var, Marmara. Avusturya'da deniz yok. Adam duba yapıp, bize satmş... Duba dediğin, içi boş plastik bidon.Kenarında da 4 basamaklı bir merdiven var, alt tarafı... İçi boş bidon yapamıyorsun, sonra "turizmden para kazanıyorum" diyorsun.Para kazandını dünüyorsan gerçekten eğer, gel bir test yapalım:Elini yumruk yap, "şeytan kulaına kurşun" der gibi, kafana vur... Boş bidon sesini duyuyor musun?

Pazartesi, Temmuz 18, 2005

Enerji İçeceği Değil,Motor Katkı Yağı!


Aşağıdaki haberi okuyunca şok oldum.Üstelik bunu anlatan şirketin hem ortağı hem halkla ilişkiler müdürü.Ne denir ki?
Reklamlarda ürünü gören telefona sarılıyor. Özellikle de marketler. İstek hep aynı: “Bize de gönderin.” Kimi çileklisinden kimi limonlusundan koli koli sipariş veriyor. Ancak dikkat etmedikleri bir nokta var. Bu, kendilerine söylenince hepsinin tepkisi aynı oluyor: “Ama reklamdan o anlaşılmıyor.”
Motor katkı yağı sektörünün önemli firmalarından Sistem Grup’un son dönemde karşılaştığı bu durum, sıkıntılarının odak noktası. Otomobil motoru parçalarının aşınmasını en aza indirmek için piyasaya sürdükleri ‘Double Up’ isimli katkı ürünleri, çoğu kişi tarafından ‘enerji içeceği’ olarak algılanıyor. Özellikle firma pop yıldızı bulma iddiasıyla yola çıkan ses yarışmalarından birine sponsor olunca, söz konusu yanlış algı yaygınlaşmış. Hatta Double Up’u alıp içmeye kalkanlar bile olmuş.Sistem Grup Basın Halkla İlişkiler Müdürü Betül Atlan, her ne kadar tebessümle anlatsa da içinde bulundukları durumdan rahatsız. 1999’da girdikleri motor katkı yağı sektörünün en önemli markalarından biri haline gelmelerine rağmen, böyle yanlış bir sunuma muhatap olmak onları zor durumda bırakmış. Gerçi son dönemdeki reklam kampanyaları işi biraz düzeltse de hâlâ o günler zihninden çıkmıyor.

Perşembe, Temmuz 14, 2005

İki Güzel-Taze Haber!


İlk haberimiz,
Martin Lindstorm Türkiye'ye geliyor!
Marka gurusu Martin Lindstorm, üç ay önce beş duyuya hitap eden yeni pazarlama stratejisini anlattığı bir kitap yayınlamıştı: Brandsense. Lindstorm, üç ayda 170 bin adet satan kitabında anlattıklarını dünya çapında verdiği sempozyumlarla yerel markalara ulaştırıyor. 31 ülkede 51 şehirde gerçekleşecek olan sempozyumlardan biri de 10 Kasım'da İstanbul'da gerçekleştirilecek. Lindstrom, PDR Conferances tarafından düzenlenecek sempozyumda Türk şirketlerine, marka iletişimini satın almaya çevirmek için ihmal edilmiş diğer üç duyuyu harekete geçirmenin yollarını anlatacak. Lindstorm, Brandsense kitabında markaların satın alma eğilimlerini beş duyuya hitap edecek şekilde yeniden oluşturmalarını savunuyor. Lindstrom'a göre, rakebetin akıl almaz boyutlara ulaştığı günümüzde şirketler klasik pazarlama yöntemlerini bir kenara bırakmak zorunda. Artık sadece görme ve işitme duyularına hitap ederek dünya çapında markalar yaratmak ve satış rekorları kırmak mümkün değil. Şirketler, bu iki duyunun yanı sıra tatma, koklama ve dokunma duyularını da harekete geçirecek pazarlama stratejileri oluşturulmalı. Peki Lindstrom bu sonuca nasıl ulaştı? 13 ülkede 600 kişilik bir araştırma ekibiyle bir çalışma yürüten Lindstrom, araştırmanın sonuçlarını Brendsense adı altındaç bir kitapta topladı. Araştırmayı yaparken Dr. Philip Kotler, Mc Donald's İcra Kurulu Başkanı Charlie Bell ve oyuncakçı Mattel'in İcra Kurulu Başkanı Bob Eckert'i de yanına alan Lindstrom, markalaşmanın geleceğini belirleyecek çalışmasını tam iki yılda tamamladı. Amerikan Reklam Araştırma Kurumu'nun (American Advertising Research Foundadion) 'son 30 yılın ilk marka devrimi' olarak tavsiye ettiği Bradsense araştırması, kişilerin marka tercihinde beş duyunun önemini ortaya koyuyor. Brandsense araştırması sonuçlarına göre, tüketicilerin yüzde 80'ini yeni araba almaya yönelten unsurların başında, yeni araba kokusu geliyor. Ve duygularımızın yüzde 72'si gördüklerimizi, duyduklarımızı değil kokladıklarımızı temel alıyor.
İkinci heberimse(gerçi bu haberler Marketing Türkiye'den ama olsun ben duyurayım)
http://www.marketingist.com'den ulaşarak geniş bilgi alabileceğiniz,‘rekabetçi zekâ’ konseptiyle katılımcılarına yepyeni bir bakış açısı kazandırmayı hedefleyen marketingist Pazarlama Fuar ve Konferansı.27-30 Ekim tarihleri arasındaki fuar için şimdiden sabırsızlanmaya başladım.Bir de yarışma olayı var ki,hak getire derim.Başka da bir şey demem:)







Cuma, Temmuz 08, 2005

Biz Okuduk.Sıra Onlarda


Doğudaki bir lise,kitaplık oluşturmak istiyor.Ancak yeterli kitaplar olmadığı için,kitap kampanyası açıyor.Netten cılız bir ses çıkıyor.Ben sesi duyuyorum ve sizlerden sesi, çığlığa ve kitaplığa dönüştürmek adına yardım istiyorum.Bir lise kitaplığına konacak tarzdaki kitaplarınızı bana ulaştırrısanız,makbule geçer. İlginiz için teşekkür ederim.

Cumartesi, Temmuz 02, 2005

Basiret ve pazar-lama


Bir önceki yazımda,pazarlama stratejisinden bahsetmiştim.Aldığım yorumlardan birinin içine sıkıştırılan eleştirilere cevap vermek istedim.(Kıymetiniz biliniyor aziz ka'ri)
Ben hiç büyük bir firmada çalışmadım.Büyüklerin işleyişini ya okudum ya dinledim.Ama küçük firmalar içinde hep bulundum.Hepsi büyümek ister.Aynı zamanda çok para kazanmak.Tıpkı çocuklar gibi.Çocuklarda biran evvel büyümek ve çok para kazanmak isterler.Çok para kazanıp ne yapacaklarını sorduğunuzda;
-Bisiklet,bilgisayar,atari..v.s. alıcam,
-Cips,çikolata...v.s. alıcam,
gibi cevaplar alma oranınız yüksektir.Paranın alım gücünün farkındadır ve istekelrinin yerine getirilmesinin parayla olacağını fehmetmektedir.Küçük firmaların da büyüme ve para kazanma istekleri bundan pek farklı değildir.İşte bu nedenle,onlara sunulacak olan şudur;
Sevgili Şirket Yöneticilerim,
Şuan başlamayı düşündüğünüz yeni proje ile ilgili küçük bir araştırma yapmak istiyorum.Proje sonunu şimdiden görmemize yardımcı olacak bir çalışma.Sizden istediğim bu vakit ve harcayacağım çaba,aslında rotamızda güvenli yolalabilmemiz ve zaman kazanmamız için elzemdir.Bu çalışmanın içinde,yeni ürünün analizi,pazarın durumu,rakiplerin durumu,hedef kitle durumu analiz edilecektir.En küçük katkısı ile bu çalışmam,bu yolda yürüyüp yürüyemeyeceğimizi tespit için yoldaki bir ışık olacaktır.
Sevgili patronum yaklaşık 10 gün önce çok özel bir hizmetle gelerek,benden hemen bu hizmetin pazarlamasını yapmamı istemişti.Ne de olsa çok iyi bir pazarı,çok ciddi bir getirisi vardı bu hizmetin.Ürüne ihtiyacı olanları da belirlemişti.Görünüşte çok ciddi alıcısı olduğundan emin olduğu hizmetle ilgili bir çalışma yapmak istediğimi ve bana 3 gün vermesini istedim.Çok hoş bir yüz ifadesi yoktu doğrusu.Nede olsa 3 koca günü bu müthiş hizmeti satmadan geçirecektik.Üç gün sonra sunumumu masasına bıraktım.O ise,ancak 4.gün görebildi.5.gün beni yanına çağırdı,
-Bence biz rotamızdan çıkmayalım Arzu.En azından bu yeni ürün işi için zaman ve eforumuzu çok tüketmeyelim.Bize büyüme yolunda katkı sağlayacak,yeni raporlarını bekliyorum.
Çünkü,gördüm ki,bu hizmetin meşakkati yok gibi dursa da alıcıları sonradan ciddi problem oluyordu.Biz ise,bu problemlerle uğraşalım derken,elimizdeki çikolata ve cipsler yenmez hale gelebilirdi.Elindekinin tadına varamadığı gibi,bir sonraki çikolatanın ise ne zaman geleceğini de bilememenin sancını yaşayabilirdi şirket.Bu hizmet hala elimizde.Talep olursa elebetteki vereceğiz.Ama pazar-lama gücümüzü bu hizmete kanalize etmeyeceğiz.