Perşembe, Temmuz 21, 2005
Tam Bir Pazar-lama Eksiği:TÜRKİYE
Aşağıda bir yazı var.Okumak istemeyebilir canınız.Uzun dersiniz,vaktim yok dersiniz,dersinizde dersiniz.Ama zinhar göz atmadan geçmeyin!Çünkü,pazar-lama ile ilginiz var ise okumanız efdaldir.
Birçok arkadaşımın da aklına geldiği gibi,ülkemizdeki en büyük pazar-lama yanlışı ülkemizin yanlış pazar-lanmasıdır..Canım ülkem, onca meziyetine rağmen hala ülkeler tanıtım piyasasında en alt eşiktedir ki,bu ciddi bir utançtır.Ülkemize bir ürün gözüyle bakarsak ne görürüz?Ben yazayım hemen.
1)Asya ve Avrupayı birbirine bağlar.Hem ne bağlayış ki,o bağlantının olduğu kent yüzyılların eskimeyen güzellik kraliçesi,aşık usandıran nazlı bir prenses.
2)Dört deniz tarafından korunur ki,bu abideye bekçilik yapar,güzellik katarlar.
3)Medeniyetlere beşiklik yapmıştır ki,her yeri buram buram tarih sayfası.Çevir çevir bitmez.
Şimdilik bu 3 madde bile pazar-lamaya konu olunca,eldeki ürünün tek başına kendini kulvarın ilk sırasında görmesi gerekir.Ama nerde?Bakalım ürün nasıl tanınıyor dışarda;
1)İstanbul
2)Turkish Delight
3)Dansoz+eğlence
4)Avrupalılarla evlenmeye meraklı erkekler&kadınlar
5)Özgür olmayan,barbar insanlar yurdu.(Bizi Arap zannedenlerin sayısı da az değil)
Elde böyle bir ürün var ve yapıla(mayan)n tanıtımların neticeleri de malumumuz.Peki ne yapmalı?Azra Akın'lı birkaç dakikalık bir tanıtım filmi yeterli mi?Ondan da geçtim.Acaba bu film nerelerde gösterilme imkanı buluyor?
Pazar-lamaya gönül vermişler olarak ciddi bir proje hazırlayıp sunsak iyi olur.
SABAH YAZARI YILMAZ ÖZDİL, TURİZM SEKTÖRÜNE ALTERNATİF BİR BAKIŞ YAPTI:
Durizm... Turist.Adı üstünde, orayı burayı "tur"layan insan... Bize gelenler ise, "dur"ist... Çünkü bir yere gittikleri yok.Uçakla gelip, "her şey dahil" otele yerleşiyorlar, bir kuruş ekstra para harcamadan, sabahın köründen gecenin kör karanlına kadar tıkınıyor, kulaklarından fşkıracak kadar içiyor, 7 günde 4 kilo alıyor ve gidiyorlar. Memlekette "tur"larken gördükleri tek yer, havaalanı ile otel arasındaki güzergâh. Kim ne derse desin, "her şey dahil" sistemi, dünyanın en güzel ülkesini "bedava"ya satmaktır...Siz bakmayın "turizm patladı" palavrasına... > Esnaf kan ağlıyor. Evet, oteller hıncahınç dolu...Ama Marmaris, Bodrum, Kuşadası, Çeşme, Antalya çarıları sinek avlıyor... Paranın "babasını" yabancı tur şirketleri ve yabancı uçak şirketleri kazanıyor. "Bizim" bildiğimiz otellerin çoğunun işletmecisi "Alman..." Peki "yabancı" ülkelerde durum böyle değil mi? Değil... Elalem oteli sadece "yatak" olarak satıyor. "Her şey dahil" saçmalı yok. Turist, çarıya iniyor, taksiye biniyor, restorana oturuyor, hediyelik falan alıyor. Yani, o ülkeye para bırakıyor. Biz ise, bir yatak parasına "her şeyi" bedavaya veriyoruz... Bu mudur patlama? Deniyor ki, "10 milyon turist geliyor..." Kardeşim, turist sayısı maharet değil... O turistin kaç para bıraktı
önemli... İşte size çarpıcı bir örnek: Paris'teki Eyfel Kulesi'ne yılda kaç kişi ıkıyor biliyor musunuz?6 milyon kişi... Evet, 6 milyon...Adam bir tane demir yını yapmş, 6 milyon kişi para ödeyip, ıkıyor. Sen, dünyanın en güzel coğrafyasını, binlerce kilometre uzunluğundaki koyları plajları açmşsın, 10 milyon kişi geliyor. Bu mudur çok?Diyecekler ki, "istihdam oluyor..." Yalan... Animatörler Rus.Aılar Alman. Resepsiyon Rus ve Alman.Kim Türk? Bahıvan, garson, kat hizmetlisi... Onlar da geçici içi... 3 ay çalştırıyor, yaz bitince kapının önüne koyuyorlar.Bu mudur istihdam?Ve, beni çok yaralayan bir örnek...Marmaris'te kaldım tesisin kendine ait bir koyu vardı. Cennetten bir fotoğraf adeta, bakmaya kıyamıyorsun... Koyun ortasında "duba" var. Yüzüyorsun, üzerine çıkıp dinleniyorsun Merak edip baktım: Avusturya malı...Bizim 3 tarafımız denizlerle çevrili, Ege, Akdeniz, Karadeniz. Kendimize ait denizimiz var, Marmara. Avusturya'da deniz yok. Adam duba yapıp, bize satmş... Duba dediğin, içi boş plastik bidon.Kenarında da 4 basamaklı bir merdiven var, alt tarafı... İçi boş bidon yapamıyorsun, sonra "turizmden para kazanıyorum" diyorsun.Para kazandını dünüyorsan gerçekten eğer, gel bir test yapalım:Elini yumruk yap, "şeytan kulaına kurşun" der gibi, kafana vur... Boş bidon sesini duyuyor musun?
Birçok arkadaşımın da aklına geldiği gibi,ülkemizdeki en büyük pazar-lama yanlışı ülkemizin yanlış pazar-lanmasıdır..Canım ülkem, onca meziyetine rağmen hala ülkeler tanıtım piyasasında en alt eşiktedir ki,bu ciddi bir utançtır.Ülkemize bir ürün gözüyle bakarsak ne görürüz?Ben yazayım hemen.
1)Asya ve Avrupayı birbirine bağlar.Hem ne bağlayış ki,o bağlantının olduğu kent yüzyılların eskimeyen güzellik kraliçesi,aşık usandıran nazlı bir prenses.
2)Dört deniz tarafından korunur ki,bu abideye bekçilik yapar,güzellik katarlar.
3)Medeniyetlere beşiklik yapmıştır ki,her yeri buram buram tarih sayfası.Çevir çevir bitmez.
Şimdilik bu 3 madde bile pazar-lamaya konu olunca,eldeki ürünün tek başına kendini kulvarın ilk sırasında görmesi gerekir.Ama nerde?Bakalım ürün nasıl tanınıyor dışarda;
1)İstanbul
2)Turkish Delight
3)Dansoz+eğlence
4)Avrupalılarla evlenmeye meraklı erkekler&kadınlar
5)Özgür olmayan,barbar insanlar yurdu.(Bizi Arap zannedenlerin sayısı da az değil)
Elde böyle bir ürün var ve yapıla(mayan)n tanıtımların neticeleri de malumumuz.Peki ne yapmalı?Azra Akın'lı birkaç dakikalık bir tanıtım filmi yeterli mi?Ondan da geçtim.Acaba bu film nerelerde gösterilme imkanı buluyor?
Pazar-lamaya gönül vermişler olarak ciddi bir proje hazırlayıp sunsak iyi olur.
SABAH YAZARI YILMAZ ÖZDİL, TURİZM SEKTÖRÜNE ALTERNATİF BİR BAKIŞ YAPTI:
Durizm... Turist.Adı üstünde, orayı burayı "tur"layan insan... Bize gelenler ise, "dur"ist... Çünkü bir yere gittikleri yok.Uçakla gelip, "her şey dahil" otele yerleşiyorlar, bir kuruş ekstra para harcamadan, sabahın köründen gecenin kör karanlına kadar tıkınıyor, kulaklarından fşkıracak kadar içiyor, 7 günde 4 kilo alıyor ve gidiyorlar. Memlekette "tur"larken gördükleri tek yer, havaalanı ile otel arasındaki güzergâh. Kim ne derse desin, "her şey dahil" sistemi, dünyanın en güzel ülkesini "bedava"ya satmaktır...Siz bakmayın "turizm patladı" palavrasına... > Esnaf kan ağlıyor. Evet, oteller hıncahınç dolu...Ama Marmaris, Bodrum, Kuşadası, Çeşme, Antalya çarıları sinek avlıyor... Paranın "babasını" yabancı tur şirketleri ve yabancı uçak şirketleri kazanıyor. "Bizim" bildiğimiz otellerin çoğunun işletmecisi "Alman..." Peki "yabancı" ülkelerde durum böyle değil mi? Değil... Elalem oteli sadece "yatak" olarak satıyor. "Her şey dahil" saçmalı yok. Turist, çarıya iniyor, taksiye biniyor, restorana oturuyor, hediyelik falan alıyor. Yani, o ülkeye para bırakıyor. Biz ise, bir yatak parasına "her şeyi" bedavaya veriyoruz... Bu mudur patlama? Deniyor ki, "10 milyon turist geliyor..." Kardeşim, turist sayısı maharet değil... O turistin kaç para bıraktı
önemli... İşte size çarpıcı bir örnek: Paris'teki Eyfel Kulesi'ne yılda kaç kişi ıkıyor biliyor musunuz?6 milyon kişi... Evet, 6 milyon...Adam bir tane demir yını yapmş, 6 milyon kişi para ödeyip, ıkıyor. Sen, dünyanın en güzel coğrafyasını, binlerce kilometre uzunluğundaki koyları plajları açmşsın, 10 milyon kişi geliyor. Bu mudur çok?Diyecekler ki, "istihdam oluyor..." Yalan... Animatörler Rus.Aılar Alman. Resepsiyon Rus ve Alman.Kim Türk? Bahıvan, garson, kat hizmetlisi... Onlar da geçici içi... 3 ay çalştırıyor, yaz bitince kapının önüne koyuyorlar.Bu mudur istihdam?Ve, beni çok yaralayan bir örnek...Marmaris'te kaldım tesisin kendine ait bir koyu vardı. Cennetten bir fotoğraf adeta, bakmaya kıyamıyorsun... Koyun ortasında "duba" var. Yüzüyorsun, üzerine çıkıp dinleniyorsun Merak edip baktım: Avusturya malı...Bizim 3 tarafımız denizlerle çevrili, Ege, Akdeniz, Karadeniz. Kendimize ait denizimiz var, Marmara. Avusturya'da deniz yok. Adam duba yapıp, bize satmş... Duba dediğin, içi boş plastik bidon.Kenarında da 4 basamaklı bir merdiven var, alt tarafı... İçi boş bidon yapamıyorsun, sonra "turizmden para kazanıyorum" diyorsun.Para kazandını dünüyorsan gerçekten eğer, gel bir test yapalım:Elini yumruk yap, "şeytan kulaına kurşun" der gibi, kafana vur... Boş bidon sesini duyuyor musun?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Başarılı insanların zeki ve hırslı oldukları söylenir. Outliers’ta Malcolm Gladwell başarının gerçek hikâyesinin bundan çok farklı olduğunu ve bazı insanların neden başarılı olduğunu anlamak için, bunların çevrelerine daha dikkatli bakmamız gerektiğini iddia ediyor. Mesela aileleri, doğum yerleri ve hatta doğum tarihlerine... Başarının hikâyesi başta göründüğünden daha karmaşık ve çok daha ilgi çekici.
Outliers, Beatles ve Bill Gates’in ortak yanlarının ne olduğunu, Asyalıların matematikteki olağanüstü başarısının sırrını, star sporcuların bilinmeyen avantajlarını, tüm New Yorklu avukatların özgeçmişlerinin neden aynı olduğunu ve dünyanın en zeki adamının neden adını bile duymadığınızı açıklıyor. Bunların hepsi de nesiller, aile, kültür ve sosyal sınıflar açılarından açıklanıyor.
Gladwell’in iddiasına göre, bir Silikon Vadisi milyarderi olmak istiyorsanız, hangi yıl; başarılı bir pilot olmak istiyorsanız nerede doğduğunuz çok önemli. Çizginin dışındakilerin —yani normal beklentilerin ötesinde başarıyı yakalayan kişilerin— hayatları tuhaf ve alışılmadık bir mantık izliyor. Gladwell bu mantığı basitleştirirken insanın kendi potansiyelinden en yüksek seviyede nasıl yararlanacağı konusunda heyecan verici bir plan sunuyor.
Malcolm Gladwell, Tipping Point kitabında dünyayı anlama şeklimizi değiştirmişti. Blink’te düşünme hakkındaki düşüncelerimizi değiştirdi. Outliers’taysa başarı konusundaki anlayışımızı değiştiriyor.
Amerika’nın en parlak genç ekonomisti Steven D. Levitt’in sıra dışı yaklaşımıyla ekonomi bilimine getirdiği yeni boyut, “Görünmeyen Ekonomi” adlı kitapta yer alıyor. Kitap, insan kılığında birer hesap makinesi olan bildik ekonomicilerden farklı Levitt’in yaşama yönelttiği ilginç soruları, ateşli merakı, doğru sezgileri ve rakamların saf gücüyle dünyanın gerçekte nasıl işlediği konusuna açıklık getiriyor. Steven D. Levitt’in The New York Times’ın ünlü gazeteci – yazar Stephen J. Dubner ile birlikte kaleme aldığı, farklı konseptiyle, sade, sürükleyici anlatımıyla “Görünmeyen Ekonomi”, gündelik hayat meseleleri ve muammalarıyla ilgili her sorunuza yanıt bulabileceğiniz bir kitap olabilir.
Prof. Dr Şule Özmen'in bu kitabı, ağlarla birbirine bağlanan bilgisayar ve mobil iletişim araçlarının yarattığı değişimin ekonomik hayata yansıyan en önemli sonuçlarını, yeni ticaret yollarını ele alıyor. Bu ticaret yolları tüm dünyada, geleneksel iş modellerinin ve türüne odaklı yapılanmaların dışında bir gelişme göstermektedir. Yeni bir ticaret yolu olarak ortaya çıkan elektronik ticaret işletmelerin ve insanların yaşamına hızla girdi ve giderek artan bir oranda kabul gördü, tercih edildi. Ancak bu yolu seçenlerin bir bölümü başarılı olurken, bazısı başarısız oldu. Ne var ki, bilgi çağında kaçınılmaz bir seçenek haline gelen elektronik ticaret için araçları iyi kullanmak, hedeflenen amaçlara en kısa, verimli ve etkin biçimde erişmek için de sağlam bir alt yapıya sahip olmak gerekmektedir. Prof. Dr. Şule Özmen kitabında, bu alt yapının oluşturulması bağlamında, E-Ticaret'teki tüm gelişmeleri, E-İş modellerini, E-İşletme stratejilerini, müşteri ilişkilerinden pazarlamaya, veri ambarından veri madenciliğine, E-Ticaret'teki sistemlerden, E-İşletmelerdeki güvenliğe kadar E-Ticaretin tüm konularını inceliyor. (Tanıtım Yazısından)

6 yorum:
Pazarlama konusunda ahkam kesecek bilgi birikimine sahip değilim. O nedenle çok atı tutmak istemem. Ama Türkiye bir mal veya hizmet olsa çok zor pazarlanırdı. Tarihsel , dinsel , sosyal ve bilmemnesel bir çok açıdan muhataplarının önyargı ile yaklaştıkları bir ülkede yaşıyoruz.
Kötü bir markanın, imajını düzeltmek yerine , yeni bir marka oluşturmak yerine göre daha avantajlıdır ya, belki de Türkiye'nin durumu biraz öyle.
Fikrimiz ne olursa olsun,ortada apaçık bir gerçek var ki;o da Türkiye yanlış konumlandırılmadan kurtulmalıdır.Bunun için yeteri kadar bilgi birikimi,tecrübesi,eğitimi,kültürü olan insan var.Bu insanların biraraya gelerek ciddi bir faaliyete girmesi gerekir.Hem de biran önce.Yoksa yeni bir negatif yafta(terör) daha güzelliğimize gölge düşüreceğe benzer.
Türkiye hakkında özellikle batı dünyasının büyük bir yanılgı içinde olduğu kesin. (Amerikalıların çoğunluğunun hiç bilgi sahibi olmadığını düşünüyorum. )
Geçenlerde bir arkadaşımdan duydum, Bulgaristan' mal ihraç edeceklermiş, Bulgar müşteri , yazışmaları Arabça yapmayalım demiş. Türkiye'yi çöl ve develerin dolaştığı bir yer olarak biliyormuş. Bu durum o Bulgar'ın dünyadan bi haber olduğu anlamına gelebilir belki. Ama bizimde tanıtım eksiğimiz olduğu yadsınamaz bir gerçek. Fakat çocuklarını Türkler geliyor diye korkutarak eğitmeye çalışmış ve yüzyıllarca bu önyargı ile Türkiye'ye bakmış insanların bu önyragılarından kurtulması hiç kolay olmayacak.
İnsanların önyargılarından kurtulmasının, atomu parçalanmasından zor olduğuna dair bir söz sarf edildiğini hatırlıyorum.
Hasılı, pazarlama konusunda uzman sizsiniz. Ben sadece bu iş çok zor diyorum, ama bu hiç bir şey yapmayalım anlamına gelmez tabi.
Türkiye bundan 10 yıl öncesinde bu günkünden daha az turistin geldiği buna karşın daha fazla turizm gelirine sahip bir ülke idi. Ancak her zamanki türk zihniyeti ile kısa vadeli düşünülerek gelen turistlere yolunabilecek kaz muamelesinin yapılması sonucu gelmekte olan bu turist grubunu İtalya Yunanistan ve İspanya aralarında bölüşmeye başladılar. Son bir kaç yıldır Hırvatistan'da bu grubun içine girdi. Hal böyle olunca da turist çekmek için çözümü all inclusive denilen ve aslında turizm sonu olan bir uygulamada buldular. Şu an için işler gözüken bu sistem bir kaç yıldır hızla -bu sitememe bağlı olarak- düşen kaliteden dolayı kendi kendini zaten tüketecek.
Bir sonraki aşamada ne yapılabileceği ise şu an için ne yazıkki belirsiz.
Estağfirullah,pazar-lamayı seviyorm ve ilgiliyim ama uzman değilim.Ama idealim uzman olmak.
Aslolan Türkiye için doğru tanıtım yapılması için hızla harekete geçmek.Tabi profesyonelce.
durizm çok iyi bir tespittir zaten . fakat dünya çapında durizmde etkilidir . türkiye marka olarak iyi bir markadır korkuyu güvene dönüştürün . yanılgı denildiği gibi var . ama yanılgıda bir reklamdır .
Yorum Gönder